Kategori: Blog

Home Blog Page 49

Hamilelikte Spor

  Hamilelik döneminde spor anne adaylarının kafasını en çok karıştıran konulardan biridir. Egzersiz yapmanın sağlıklı yaşamın en büyük destekçilerinden biri olduğu bir gerçektir ve aynı durum hamilelik için de geçerli olmaktadır. Anne adayları genellikle hamilelik dönemi boyunca daha az hareket etmekte ve bunun hem anne hem de bebek sağlığı için daha yararlı olduğunu düşünmektedir. Ancak hareketsizliğe bağlı alınan kilolar hem gebelik sırasında hem de sonrasında anne adayına yük olmakta ve bazı rahatsızlıkları da beraberinde getirebilmektedir. Özellikle gebelik sürecinde dışarıdan gelen baskılarla anne adaylarının gıda tüketimi de yeterli miktarların çok üstüne çıkabilmekte ve hareketsiz hamilelik sürecinin de etkisiyle anne adayları kiloya bağlı özellikle bel ve sırt bölgelerinde ağrı gibi sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenlerle hamilelikte spor gebelik dönemindeki kadınların özellikle dikkate alması gereken bir konu olmakla birlikte bir uzman doktor tavsiyesi ve kontrolü dışında yapılmaması gerektiği de ciddi bir şekilde vurgulanmaktadır.Shorten with AI Hamileyken Spor Yapabilir Miyim? Hamilelik döneminde spor yapmak sağlıklı anne adayları için önerilmektedir. Tabi bu sporların normal düzende yapılan sporlar gibi ağır ve çok hareketli olmaması hamilelik dönemindeki spor programlarının önemli noktalarından biridir.  Ancak herhangi bir egzersiz veya spor programına başlanmadan önce sağlıklı olan gebeler de dahil olarak hekimlerine başvurmaları gerekmektedir. Hamilelik döneminde problemler yaşayan ve sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeyen anne adayları ise ancak doktorlarıyla birlikte özel bir program yapıldığı takdirde egzersiz yapabilmektedirler. Hamilelik döneminde egzersiz yapmayı engelleyen bazı durumlar; Kalp hastalıkları, 3 ile 9. aylar arasında oluşan kanamalar, Plasentanın doğum kanalını kapadığı hamilelikler (plasenta previa), Anemi, Gebelik zehirlenmesi, Gebelik nedeniyle oluşan yüksek tansiyon olarak sıralanabilmektedir. Bu durumlar dışında da aşırı kilo ya da aşırı zayıflık problemi olan, kontrolsüz epilepsisi olan, kontrolsüz tip 1 diyabeti ve yeni ortaya çıkmış aritmi sahibi vb. olan anne adayları da hekim kontrolü, incelemesi ve tavsiyesi olmadan spor yapmaya başlamamalıdırlar. Bu gibi durumlarda yapılan egzersizler, anne adaylarının sağlıklı olmak isterken daha kötü sonuçlara yol açmasına sebep olabilmektedir. Eğer yazılan durumlar veya bunlar dışında herhangi bir sağlık ve gebelik problemi yok ise egzersiz yapmak (hekim izni dahilinde) hem doğumu kolaylaştırmak hem de hamilelik dönemini daha rahat geçirebilmek adına önerilmektedir. Hamileyken Ne Kadar Spor Yapmalıyım? Hamileyken spor yapılabilecek süre anne adayına göre değişkenlik gösterebilmektedir. Spor geçmişine sahip ve hamilelik öncesi düzenli olarak spor yapan anne adayları daha uzun süreli olarak egzersiz yapabilmekteyken uzun süredir spor yapmamış anne adayları daha kısa sürelerle başlayabilmekteler. Hekim kontrolünde egzersiz uygulamanız konusunda bir problem olmadığı belirtilmişse günde 30 dakikalık bir program ile spor yapılabilmektedir. Bu 30 dakikalık süre uzun geliyor ise gün içine dağıtılarak uygulanabilmekte veya ilk zamanlarda beş dakika gibi kısa sürelerle başlayıp günden güne bu süreyi arttırarak da ilerlenebilmektedir. Kalp ve damar sağlığı için aerobik egzersizler önerilmektedir. Bu tarz egzersizler de kalp hızını sabit tutularak 15 dakika kadar ve haftada üç gün olmak üzere yapılabilmektedir. Hafif tempolu yürüyüş ve hafif tempolu koşu da çok uzun süreli olmamakla birlikte uygulanabilmektedir. Burada önemli olan nokta anne adayının vücudundan gelen tepkilerdir. Baş dönmesi, göz kararması, göğüs sancısı gibi durumlar yapılan sporun kişiye ağır geldiğini anlatan tepkilerdir ve yüksek yoğunlukta yapılan sporlar anne adayı ve bebeğe zarar verebilmektedir. Genel olarak bakıldığında spor süresi de kişiden kişiye değişebilir ancak dikkat edilmesi gereken noktalar tüm anne adayları için ortaktır. Hamilelikte Egzersiz Yapmanın Faydaları Nelerdir? Hamilelikte spor yapmanın yararları anne adaylarının hem hamilelik dönemi hem de doğum süreci için oldukça fazladır. Hamilelik döneminde yapılan egzersizin faydaları; Hamilelik döneminde yapılan spor anne adayının vücut direncini arttırır. Gün içinde yapılan egzersiz enerjiyi yükselterek kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Düzenli yapılan egzersizler uykuya dalmayı ve sürdürmeyi kolaylaştırarak anne adaylarına daha kaliteli bir uyku sağlar. Gebelik nedenli oluşan şekeri önlemeye yardımcı olur. Yaşanılan stresi azaltarak ruh durumunun olumlu kalmasına yardım eder. Hamilelikte oldukça sık yaşanılan bel ve sırt ağrılarını kasları esneterek rahatlatır. Kas spazmlarını gerilen kasları gevşeterek en aza indirger. Bağırsakları düzene sokarak sindirimi kolaylaştırır. Güçlenen pelvis sayesinde doğum anını kolaylaştırır. Görüldüğü üzere hamilelikte spor yapmak özellikle bu dönemde en çok şikâyet konusu olan durumlara iyi geldiği ve bu süreci anne adayları için kolaylaştırdığı söylenebilmektedir. Hamilelikte Hangi Sporlar Yapılır? Gebelikte hangi sporların yapılmasının anne adayları için faydalı ve gebelik dönemi için uygun olduğu konusu hamilelik döneminde yapılan sporun en önemli noktalarından biridir. Hamilelik döneminde kadınlarda vücut yapısı, ağırlık merkezi gibi birçok fizyolojik değişiklik gerçekleşmektedir. Bu nedenle seçilecek egzersiz türü de oldukça önemli olmaktadır. Genel olarak hafif tempolu yürüyüşler ve omurgayı güçlendirecek sırt egzersizleri anne adayları için faydalı olabilmektedir. Günümüzde ise bunlara ek olarak hamilelik döneminde olan kadınlar için hamile yogası ve hamile pilatesi gibi özel spor programları da oluşturulmaktadır. Yoga: Hamileler için özel dersler veren uzman bir eğitmen eşliğinde yapılabilmektedir. Anne adayının bedeni ve nefesi ile bağlantı kurmasını sağlayarak hem hamilelik sürecinde hem de doğum anında kolaylık sağlar. Ancak hareketler bir eğitmen eşliğinde dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Pilates: Hamile pilatesi konusunda uzmanlaşmış bir eğitmen ile yapılabilmekte olup özellikle bel ve sırt ağrıları için oldukça etkilidir. Hamilelik sürecine uygun olan hareketlerin seçilmesi önem taşır çünkü pilates hareketlerinin hepsi anne adayları için uygun değildir. Yüzme: Vücut ağırlığı su ile birlikte azaldığı için iskelet sistemine binen yük de azalır ve kalp ve damar sağlığı için gerekli kondisyonu sağlar. Ancak havuzun temizliği çok önemlidir çünkü enfeksiyon riski oluşturabilir. Yürüyüş: Hamilelik döneminde yapılabilecek en güvenli egzersizlerden biridir. Anne adayının kendini zorlamadan yaptığı yürüyüşler hem vücudu hem de psikolojiyi canlı ve dinç tutmaya yardım eder. En Çok Yapılan Gebelik Egzersizleri Nelerdir? Hamilelik döneminde en çok tercih edilen egzersizler genelde doğum sancılarını hafifletmeye ya da hamilelik sürecinde yaşanan ağrı ve kramp gibi sorunları en aza indirgemeye yardımcı olan egzersizlerdir. Bu iki süreç içinse anne adaylarının en çok tercih ettiği egzersizler ise nefes egzersizleri, kegel egzersizleri, bacak kramplarını hafifleten ve bel ağrılarını geçirmek için yapılan egzersizlerdir. Bu egzersizler ile anne adayları hem hamilelik sürecini rahatlatmaya hem de doğum anını kolaylaştırmaya yönelik programlar yapmaktadırlar. Hamilelikte Yapılmaması Gereken Hareketler ve Sporlar Nelerdir? Gebelik döneminde uygulanmaması gereken egzersizler hem anne hem de bebek sağlığını korumak için uzak durulması gereken egzersizlerdir. Bu spor türlerine örnek olarak takım sporları verilebilir çünkü rekabet dolayısıyla anne adayına stres yaşatmaktadırlar. Bisiklet, kayak vb. düşme tehlikesi taşıyan sporlardan da uzak durulmalı ve sıcak ortamlarda yapılan tüm egzersizlerden de kaçınılmalıdır. Bunların yanı sıra hamileliğin

Hamilelikte Bel Ağrısı

Hamilelik döneminde oluşan bel ağrısı hamilelik döneminin en çok şikâyet edilen olumsuzluklarından bir tanesidir. Hamilelikte bel ağrısı, kadınlar için fizyolojik ve psikolojik değişimlerin maksimum olarak gerçekleştiği bir dönemdir ve bu değişimlerin yarattığı olumsuzluklar bazen zorlayıcı olabilmektedir. Bu dönemde ilaç kullanımının çok fazla gerekmedikçe yapılmaması da özellikle ağrı problemlerinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Hamilelikte bel ağrısı da bu ağrı problemlerinden biridir. Özellikle bebeğin büyümesi dolayısıyla da karnın büyümesi ile birlikte bel ağrılarında artış görülebilmektedir. Ağrı en yoğun olarak leğen kemiği ile omurganın birleştiği kısımda hissedilmektedir. Bunun dışında da gebelik döneminde görülen bel ağrılarının farklı sebepleri olabilmektedir. Hamilelikte Bel Ağrısının Nedenleri Hamilelik dönemindeki bel ağrılarının sebepleri olarak bilinen birkaç temel durum bulunmaktadır. Bu durumlar; Rahmin ağırlaşması ve karın büyümesi ile birlikte vücut ağırlık merkezinin değişerek öne doğru çekmesi Kilo almak: Hamilelik dönemi boyunca kişiden kişiye değişmekle birlikte anne adayları ortalama 10 ile 15 kilo alırlar. Alınan kilolar omurgaya baskı yaptığında da bel ağrısı problemi oluşabilir. Gebelik temelli duruş bozukluğu: Ağırlık merkezinin öne alınmasıyla omurgada öne doğru binen yük artmaktadır. Kişi fark etmese de artan yük dolayısıyla duruş pozisyonunu değiştirir. Bu duruş değişikliği/bozukluğu da en yoğunu bel bölgesinde olmak üzere ağrılara sebep olabilir. Eklemlerde gevşeme: Hamilelik döneminde bazı hormon değişimleri gerçekleşr. Özellikle salgılanan progesteron ve relaxin sebebiyle kalça kemiği ve omurganın eklem bölümlerinde gevşemeler olur. Bu gevşemeler de bel ağrısı oluşumunda etkili olurlar. Stres: Anne adayları hamilelik dönemlerinde normal olarak duygusal bir stres yaşarlar. Duygusal stresin artışı ise kas spazmlarının sıklaşmasına sebep olur. Bu spazmlarda özellikle bel ve boyun bölgesinde ağrıya sebebiyet verebilirler. Zorlanmalar: Hamilelik döneminde vücut daha hassas olduğunda normalde yapılan işlerde zorluklar yaşanabilir. Herhangi bir eğilme, ağır kaldırma, ters hareketler vb. zorlanma durumları da bel ağrısı oluşumuna etki edebilirler. Hamilelikte Bel Ağrısı Nasıl Geçer? Gebelikte bel ağrısı azaltmak konusunda hamilelik döneminden önce fit bir durumda olmak ve kuvvetli karın ve sırt kaslarına sahip olmak gibi hamilelik öncesinde dikkat edilebilecek uygulamaların yardımı dokunmaktadır. Ancak hamilelik dönemini de rahat geçirmek için yapılabilecek bazı temel şeyler bulunmaktadır. Dikkat edilebilecek ve uygulanabilecek bazı durumlar; Gerektiğinden fazla/ekstra kilo almamaya çalışmak. Gerekli miktarda D vitamini ve kalsiyum almaya dikkat etmek. Vücudun düzgün duruş şekli korunmaya çalışılarak kaslarda oluşan gerilim ve zorlanmayı azaltmak. Sık sık istirahat etmek. Uzun süre aynı pozisyonda oturmamak, sık sık pozisyon değiştirmek. Beli destekleyici yastıklar kullanmak. Geceleri ağrılar çoğalıyorsa sırt üstü yatmak yerine yan yatmayı denemek (karın yastıkla desteklenerek bel bölgesi rahatlatılabilir). Kalça ve bel bölgesini yoracak hareketlerden kaçınmak. Solunum ve gevşeme egzersizleri yapmak. Bel korsesi kullanmak (doktor tavsiyesi ve takibi ile) Ayakkabı seçimine dikkat etmek (rahat bir ayakkabı seçilmeli ve yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınılmalıdır). Bel ve sırt bölgesine masaj yapmak (hafif bir şekilde). Sıcak havlu, kompres veya soğuk uygulamalar yapmak (doktor veya fizyoterapist tavsiyesi ve kontrolü olmadan yapılmamalı) Bu gibi durumlara dikkat edilerek ve tavsiyelerden yararlanılarak hamilelikte bel ağrısı sorunu bir miktar da olsa azaltılabilir hatta geçirilebilir ve böylelikle anne adayı rahatlatılabilir. Ancak bel ağrısı hiçbir şekilde geçmiyor ve şiddetleniyor ise mutlaka doktora danışılması gerekmektedir. Hamilelikte Bel Ağrısı Ne Zaman Başlar? Hamilelik dönemindeki bel ağrıları birçok faktöre göre değişiklik göstermektedir. Hormonlarda yaşanan değişim, stres, kilo vb. gibi faktörler bel ağrılarının kendini göstereceği zaman dilimini belirlemekte etkin bir rol oynamaktadır. Bu faktörler aynı zamanda oluşacak bel ağrılarının şiddetini de belirlemektedir. Yani bel ağrılarının başlangıcıyla ilgili kesin bir tarih verilememektedir. Ancak ortalama bir tarih aralığı belirtilecek olursa 24.hafta ve 26.hafta yani hamileliğin üçüncü trimesterı genel başlangıç tarihi olarak söylenebilir. Bunun nedeni ise anne adayının vücut ağırlığının fark edilebilir bir artış göstererek ağırlık merkezinin yerini değiştirmesi olarak söylenebilir. Bel ağrısı şikayetleri genelde doğum sonrasında büyük oranda geçmektedir. Hamilelikte Bel Ağrısı İçin Hangi Doktora Gidilir? Hamilelik döneminde yaşanılan bel ağrıları eğer anne adayları vücutlarını dinlendirdikleri ya da bel ağrılarını geçirebilecek/hafifletebilecek tavsiyeleri uyguladıkları zaman dindirilebiliyor ise anne adaylarının bu bel ağrıları hakkında endişelenmesini gerektirecek bir durum yoktur. Ancak bel ağrıları hiçbir şekilde geçmiyor, sürekli tekrarlanıyor ve şiddetleniyor ise bu durumda önlem alınması gerekmektedir. Genel olarak hamilelik dönemlerinde günlük işleri yapmayı zorlaştıracak bel ağrıları %15-20 oranında görülmektedir. Bu tip ağrılarda ise kadın hastalıkları hekimlerine veya aile sağlık merkezinde bulunan aile hekimlerine başvurabilirler. Eğer bunların dışında bir müdahale gerekiyor ise ilk muayeneyi yapan doktor anne adayı gerekli yerlere yönlendirecektir. Hamilelikte Bel Ağrısı Normal Mi? Gebelikte yaşanan bel ağrısı hamilelik dönemindeki kadınların büyük çoğunluğunda meydana gelen yaygın bir belirtidir. Hamilelik döneminde anne adaylarının vücutlarında birçok değişiklik yaşanmaktadır ve bu değişikliklerin yan etkilerinden biri de bel ağrısı olarak kendini göstermektedir. Bel ağrıları normal seviyede gerçekleştiği ve yanına farklı belirtiler eklenmediği sürece gebelik dönemindeki kadınların yaşadığı normal bir durumdur. Eğer bel ağrılarının yanı sıra anne adayı kasık ağrısı da yaşıyorsa bu durumda düşük tehlikesi oluşma ihtimali vardır. Bel ağrısı ve kasık ağrısıyla birlikte veya daha sonra vajinal kanama durumu da görülebilmektedir. Bu durumda hızlı bir şekilde doktora başvurulmalıdır. Hamileliğin son ayında yaşanan bel ağrıları ile doğum ağrıları karıştırılabilmektedir. Son ayda böyle bir durum yaşandığında da doktora başvurulmalıdır. Hamilelikte Bel Ağrısı ve Spor Hamilelik dönemi boyunca yaşanan bel ağrıları için egzersiz yapmanın bu ağrıların geçirilmesinde yardımcı bir güç olduğu söylenmektedir. Hamilelikte trimester dönemlerine yani hamileliğin kaçıncı haftasında olunduğuna göre değişik egzersiz planları yapılabilmektedir. Ancak bu egzersizleri uzman bir kişi ile hazırlamak ve uzman bir doktorun izni dahilinde yapmak hem bebeğe hem de anne adayına zarar gelmemesi açısından oldukça önem taşımaktadır. Uzman bir hekimden izin alındıktan sonra anne adayı için hazırlanan egzersizleri düzenli olarak uygulanması bel ve sırt kaslarını kuvvetlendireceği için ağrıların azalmasında etkin rol oynayacaktır. Bu egzersizlere örnekler; Köprü hareketi: Hamileliğin ilk trimester (ilk üç aylık dönem) dönemi için köprü hareketi tavsiye edilen hareketler arasındadır. İlk üç ay sırt üstü yatma konusunda bir problem olmadığı için tavsiye edilmektedir. Bu hareket yapılırken omurlar yavaşça yuvarlanarak indirilir ve kaldırılırsa bel omurları esnetilebilecektir. Eğer sırt düz bir şekilde kalça hareket ettirilir ise de sırtın güçlenmesi için katkıda bulunacaktır. Cat/cow hareketi: Bu hareket ise eller ve dizler üzerinde yapıldığından dolayı güvenli bir harekettir. Cat hareketi yapılırken eller omuzların, dizler de kalçaların altına olacak şekilde dört ayak üzerinde duruyormuş gibi bir duruş sergilenir. Daha sonra omurga yukarı doğru yuvarlanır. Omurga yukarı doğru yuvarlanırken bakışlar da göbek deliğine doğru çevirilir. Cow hareketinde ise yine aynı dört ayak pozisyonunda durulurken sırt olabildiğince

Hamilelikte Mide Yanması

Hamilelik döneminde oluşan mide yanması veya mide ekşimesi hamilelikte oldukça sık karşılaşılan durumlardan bir tanesidir. Hamilelikte mide yanması genellikle hamilelik döneminin başında başlamakta ve anne adayına rahatsızlık vermektedir. Genelde asit veya hazımsızlığın yarattığı bir durum olan mide yanması kalp ile bir ilgisi bulunmamasına rağmen göğsün orta kısmında acıma ve yanma gibi olumsuz durumlara yol açmaktadır. Mide yanmasını tetikleyen birçok sebep bulunmakla birlikte bu durumu en aza indirgemek için de uygulanabilecek yöntemler bulunmaktadır. Gebelikte de sıklıkla karşılaşılan bir durum olmasından dolayı anne adaylarının rahatsızlık hissi dışında mide yanması hakkında çok endişelenmesini gerektirecek bir yan yoktur. Hamilelikte Mide Yanması Neden Olur? Hamilelikte mide yanmasının temel nedenleri, hormonal ve fizyolojik değişimlerden kaynaklanır. İşte başlıca sebepler: Gebelik Hormonları (Progesteron ve Relaksin): Progesteron ve relaksin hormonları, hamilelik sırasında sindirim sistemini yavaşlatır. Bu hormonlar, besinlerin kana karışma süresini uzatarak midenin boşalma sürecini geciktirir. Bu durum, mide asidinin yemek borusuna geri kaçmasına neden olabilir ve mide yanması ya da ekşimesine yol açar. Mide Kapakçığındaki Zayıflama: Hamilelikte kaslar genel olarak gevşer ve bu durum mide kapakçığını (alt özofagus sfinkteri) da etkiler. Normalde mide asidinin yemek borusuna kaçmasını önleyen bu kapakçık, gevşediğinde asit geri kaçışına izin verir, bu da yanma hissine sebep olur. Rahmin Büyümesi: Hamileliğin son trimesterinde rahim büyüyerek mideye baskı yapar ve mideyi yukarı doğru iter. Bu baskı, mide içeriğinin yemek borusuna kaçma olasılığını artırır ve özellikle gebeliğin son aylarında mide yanmasını yoğunlaştırabilir. Sindirim Sistemindeki Yavaşlama: Gebelikte sindirim sisteminin yavaşlaması, yiyeceklerin midede daha uzun süre kalmasına neden olur. Bu da hazımsızlık ve mide yanmasını tetikleyebilir. Hamilelikte Mide Yanması Ne Zaman Başlar? Mide yanmasının başlangıç zamanı, anne adayına göre değişkenlik gösterebilir. Bazı kadınlarda bu durum ilk trimesterde (gebeliğin ilk 3 ayı) başlar ve hafif bir rahatsızlık olarak hissedilir. Ancak genellikle üçüncü trimesterde (son 3 ay) mide yanması şikayetleri artar. Bunun nedeni, büyüyen rahmin mideye baskı yaparak asit reflüsünü kolaylaştırmasıdır. Doktor raporlarına göre, hamileliğin erken dönemlerinde mide yanması şikayetiyle sağlık kuruluşlarına başvuran anne adaylarının sayısı oldukça fazladır. Hamilelikte Mide Yanması Ne Kadar Sürer? Gebelikte mide yanmasının süresi için gebelik döneminin tamamını kapsıyor denilebilir çünkü hamileliğin erken dönemlerinde başlayarak son döneme kadar devam eden mide yanması gebelik döneminin anne adayı için en büyük sıkıntılarından biri olmaktadır. Kişiden kişiye değişmekle birlikte bazı dönemlerde midedeki yanma da artışlar veya azalmalar olabilmektedir. Hamileliğin son ayında bebek artık doğum kanalına girmektedir ve bu dönemden sonra mideye yapılan baskı azalacağından “hafifleme” dönemine girilmekte ve mide yanması şikayetlerinde azalma görülmektedir. Nadir olarak bazı hamile kadınlarda bebek mesaneye baskı yapmaya başladığı için hamilelik döneminin başlarındaki gibi mide yanması olabilmektedir. Mesaneye yapılan baskı durumu hamilelikte mide yanması dışında sık sık tuvalete gitme ihtiyacını da ortaya çıkarabilmektedir. Hangi Gıdalar Mide Yanmasına Neden Olur? Bazı gıdalar, hem normalde hem de hamilelikte mide yanmasını tetikleyebilir. Hamilelikte vücut daha hassas olduğu için bu gıdaların etkisi daha belirgin olabilir. Mide yanmasına yol açan başlıca gıdalar şunlardır: Asitli içecekler: Kola, gazoz gibi gazlı içecekler. Asitli meyveler: Portakal, greyfurt, limon gibi narenciyeler. Baharatlı yiyecekler: Acı biber, baharatlı soslar, salçalar. Yağlı ve kızartılmış yiyecekler: Fast food, kızarmış patates, yağlı etler. Sebze ve soslar: Domates, soğan, domates salçası. Kafeinli içecekler: Kahve, çay ve enerji içecekleri. Bu gıdaların tüketimini azaltmak, mide yanmasını önlemede etkili bir adımdır. Hamilelikte Mide Yanmasına Ne İyi Gelir? Hamilelikte oluşan mide yanmasını azaltmak için yapılabilecek bazı uygulamalar bulunmaktadır. Bunların ilki beslenmeyi düzene sokmak ve bazı gıdalardan uzak durmaktır. Kızarmış, baharatlı ve çok yağlı besinlerden uzak durulmalıdır. Sebze ve meyveler her zaman olduğu gibi sağlıklıdır ancak sebze yerken iyi pişmiş olarak yenmelidir. İyi pişmediğinde mideye rahatsızlık verebilir. Meyvelerde de greyfurt, portakal gibi asiti yüksek meyveler tercih edilmemelidir. Yemekler hızlı tüketilmemeli, iyice çiğnenmelidir. Akşam belirli bir saatten sonra yemek yemeye son verilmelidir. Asitli/gazlı içeceklerin tüketimi en aza indirilmeli hatta tüketilmemelidir. Kahve, çay gibi sıcak içecekler de sınırlı bir şekilde tüketilmelidir. Beslenmenin yanı sıra uygulanabilecek şeyler ise; Sigara kullanımına son verilmelidir. Bu hem bebek sağlığını tehdit eder hem de mide yanmalarını arttırır. Dar, vücudu saran ve sıkan giysiler basınç uygulayarak mide yanmasını arttırabilmektedir. Bol kesimli giysiler tercih edilebilir. Yemek sonrası hafif tempolu bir yürüyüş, dik durmanızı sağlayacak hafif egzersizler/ev işleri ve benzeri şeyler doktor kontrolünde yapılabilir. Yemek yedikten kısa süre sonra uzanmamaya ve yatmamaya dikkat edilmelidir. Yaşam Tarzı Önerileri Sigarayı bırakın. Sigara, hem bebek sağlığını tehdit eder hem de mide yanmasını artırır. Bol ve rahat kıyafetler giyin. Dar kıyafetler, mideye baskı yaparak yanmayı artırabilir. Yemek sonrası hafif egzersiz yapın. Doktor onayıyla hafif yürüyüş veya ev işleri, sindirimi destekler. Yemekten hemen sonra yatmayın. Yemekten sonra en az 2 saat dik pozisyonda kalmak reflüyü azaltır. Uyurken başınızı yüksek tutun. Yastıkla başınızı desteklemek, mide asidinin yemek borusuna kaçmasını engeller. Doğal Çözümler Ilık süt: Mide yanmasını hafifletmek için ılık süt içmek etkili olabilir. Lifli gıdalar: Lif açısından zengin gıdalar (örneğin, yulaf, tam tahıllar) reflüyü azaltabilir. Kişisel tetikleyicilere dikkat edin: Hamilelik öncesinde mide yanmasına neden olan gıdalardan özellikle kaçının. Bu yöntemleri uygulayarak mide yanmalarına sebep olan faktörler minimize edilebilir. Mide yanması durumunda da ılık süt içilerek yanma hafifletilebilmektedir. Buna ek olarak reflüsü olan kişilere lifli gıdalar tavsiye edilmektedir. Hamilelik döneminde de lifli gıda tüketimi artırılarak mide yanması azaltılabilmektedir. Ayrıca midede yanma yapan besinler kişiden kişiye değişebilmektedir. Eğer vücuda dokunduğu bilinen hamilelik dönemi öncesinde de midede yanma yapan besinlerden hamilelik döneminde özellikle uzak durulmalıdır. Mide Yanmasına Neler Sebep Olur? Hamilelik dönemi boyunca mide yanmasına sebep olan birçok şey olduğu bilinmektedir. Bunların arasında hormon ve kaslardaki değişimler ile bazı gıdaların tüketimi de dahildir. Bunlara ek olarak mide yanmasına sebep olan birkaç şey daha olabilmektedir. Oturma pozisyonu: Anne adayının yemek yerken oturduğu pozisyon da mide yanmasına etken olabilir. Yemek yerken vücudu dik tutmak mide yanmasını hafifletebilmektedir. Bu nedenle yemek esnasında kambur oturmamaya dikkat edilebilir. Sıvı tüketimi: Sıvı tüketimi hamilelik döneminde oldukça önemlidir ancak yemekle birlikte tüketilen sıvılar mide de yanma hissini arttırabilmektedir. Bu nedenle sıvılar gün içerisinde tüketilip yemek esnasında tüketilmemeye özen gösterilmelidir. Az az ve sık sık yemek: Çok fazla yemek yenildiğinde mide yanmasında artış olabilmektedir bu nedenle mideyi çok doldurmadan az ve sık yemek yenilerek mide yanması hafifletilebilir. Başı yukarda tutmak: Başın pozisyonu da uyku pozisyonu kadar önemlidir. Baş alçakta durduğunda midenin yukarı itilmesine sebep olarak midede yanmayı artırabilir. Bu nedenle uyurken

Hamilelikte Alınan Kilolar

Hamilelik sırasında alınan kilolar kişiden kişiye göre değişim gösterir ve aşağıdaki gibi olabilmektedir: Normal kiloda olanlar: 10-18 kg Normalden zayıf olanlar: 12-16 kg Fazla kilosu bulunanlar: 7-13 kg Obezite durumunda yer alanlar: 4-9 kg Tüm bu değerler tahmini olarak belirlenmiştir ve kişiden kişiye göre değişmektedir. Anne adayları için sağlık kilo alma eşiklerini hamilelik sürecini takip eden hekimler belirler. Danışmakta olduğunuz hekimle daimi iletişim halinde olmanız gerekir. Kilo alma sınırları dışında kaldığınızda hekiminiz sizi uyaracak ve gerekli adımları atmanızı sağlayacaktır. Üstte yazılan değerler tekil doğum için geçerlidir. İkiz doğumu gerçekleştirecek anne adayları en fazla 18 kg alabilirler. Hamilelik kiloları kişiden kişiye değişir. Hamilelikle Alınan Kilolar Nereye Gider? Gebelikte alınan kiloların dağılımı tahminen şöyle gerçekleşir: Bebeğin kendisi için 3.5 kg Artan yağ hacmi için 3.2 kg Dokulardaki sıvı artışı için 1.25 kg Plasenta için 0.7 kg Amniyon sıvısı için 0.8 kg Rahim büyümesi için 1 kg Meme dokusu için 0.4 kg Gebelik sürecinde değişim geçiren kadın bedenindeki kilo artışı bu şekilde özetlenebilir. Bu değerler kişiden kişiye göre farklılık gösterebilir. Tüm bu süre boyunca anne adayının bedeni su tutmaya müsait hale gelir. Gebelik sırasında alınan kiloları yağdan ibaret zanneden pek çok kişi bulunur fakat durum böyle değildir. Doğumdan sonra benimsenecek temiz beslenme düzeni ve aktif bir hayatla sadece birkaç içerisinde kadınlar eski formlarını yakalayabilirler. Doğumda Kaç Kilo Kaybedilir? Doğumda kaybedilen kilo miktarı genellikle 6 kg civarındadır. Bunun önemli bir kısmını bebeğin kendisi oluştururken diğer bir kısmı ise doğum sırasında bedenden çıkan sıvılardır. Doğumu izleyen hafta içerisinde vücudunuz ödem atar. Atılan bu ödemle birlikte toplamda verilen kilo miktarı 8 kg’a çıkabilir. Gebelik sırasında alınan kilolar zannedildiği gibi kişilerin üzerine yapışan kilolar değildir. Emzirme esnasında tüketilen temiz ve lifli besinler ile kilo vermek mümkündür. Buna eklenen aktif bir yaşamla birlikte gebelik kilolarından birkaç ay içinde temelli olarak kurtulmak gayet kolaydır. Hamilelik Sırasında Fazla Kilo Alma Gebelik süresince alınan fazla kilolar özellikle Türkiye’de yaygın olarak gözlemlenir. Toplum arasında yaygın olan hamilelerin iki canlı olduğu bilgisi gebe kadınların fazla yemek yemesine sebep olmaktadır. Gebelikte kilo almak tamamen doğal olmasına rağmen ağırlığın belli bir ölçünün üstüne çıkmasının hamilelikle doğrudan ilgisi yoktur. Bu süre zarfında kadınların fazla kilo almasına neden olan etmenler şöyledir: Çevre baskısı: Çevredeki insanlar bazen anne adaylarına baskı uygulayarak onları fazla yemeye teşvik eder hatta zorlar. Gebelerin fazla yemek yemesi şart değildir. Anksiyete ve stres: Gebelik süreci kimi kadınlar için stresli olabilir. Böylesi anlarda devreye giren duygusal yeme tepkisi kişileri fazla yemeye itebilir. Bu hisle başa çıkarak bu fazla yeme krizleri atlatılabilir. Bebeğe dair endişeler: Fazla yemek yemeyince bebeğin sağlığının etkileneceği endişesi yersizdir. Hamilelikte Stres ve Duygusal Beslenme Gebelik stresi ve duygusal beslenme birbiriyle ilintili olabilen kavramlardır. Kimi kadın anne olmanın kendisine büyük sorumluluklar yükleyeceğinden endişe edebilir. Böylesi stres anlarında ortaya çıkan duygusal yeme itkisi pek çok kişinin hamilelik kiloları üzerinde etkilidir. Stres hissedilen, endişenin hakim olduğu anlarda aşağıdaki maddeleri uygulayarak duygusal yemenize engel olabilirsiniz: Nefes egzersizleri: 4-4-8 sistemiyle nefes alın. Oturarak yada yatarak yapılan bu işlemde 4 saniye nefes alır, 4 saniye bu nefesi tutar ve 8 saniyede verirsiniz. Bu yöntem pek çok kişinin stresle başa çıkmasına yardımcı olur. Birkaç dakika içinde kendinizi daha iyi hissetmeniz mümkündür. Kaliteli sosyalleşme: Hisleriniz ve düşünceleriniz hakkında konuşun. Bu kişi partnerinizin, aileniz yada yakınlarınız olabilir. Buradaki püf noktası konuştuğunuz kişilerin sağduyulu ve sizi rahatlatacak kişiler olmasıdır. Yanlış ve korkutucu bilgilerle endişelerini artıran kişilerle teması minimuma indirin. Egzersiz ve spor: Hamilelerin spor yapamayacağı bilgisi yanlıştır. Bedeni zorlamayan pek çok egzersiz yapılabilir. Ufak yürüyüşler, hamile yogası ve genel olarak karına baskı uygulamayan egzersizler gebeler için uygundur. Hamilelik Sonrası İçin Tavsiyeler Hamilelik sonrasında annelere öneriler arasında şunlar yer alabilir: Belli limitler içinde alınan kilolar oldukça hızlı verilir. Gebelik sırasında alınan kiloların verilmesi gerekir. Aksi takdirde çeşitli sağlık sorunları gözlemlenebilir. Emzirmek kalori harcatan bir durumdur. Gün içerisinde bu işlemle 450 kalori yakmak mümkündür. Yeni anneler diyet yaparak değil mümkün mertebe temiz beslenerek kilo vermelidir. Diyet yapmak için sütü olumsuz yönde etkiler. Düzenli spor yapmak bünyeye çok iyi gelir. Dengeli bir beslenme biçimiyle birleştirilen aktif yaşam biçimi yeni anneleri fit ve sağlıklı hale getirir. Yeni Anneler İçin Egzersiz Önerileri Yeni annelerin yapabilecekleri egzersizler şöyle listelenebilir: Pilates: Kendine özel elastik bir topla yapılan bu spor pek çok yeni annenin evde forma girmesini sağlar. İnternet üzerinden erişebileceğiniz derslerle birlikte yeterli miktarda kalori yakabilirsiniz. Yoga: Herhangi bir ekipman gerektirmeyen yoga bedendeki hemen her kası çalıştırır. Çeşitli esneme hareketleri sayesinde bedendeki sarkıkları toparlar. Çeşitli nefes egzersizlerini içinde barındırdığı için mental sağlığa da iyi gelir. Yürüyüş: Bebeğinizi güvendiğiniz birine emanet ederek yürüyüşe çıkabilirsiniz. Bu yürüyüşlerin belli bir tempoda olması gerektiği için bebekle yürüyüşe çıkmak iyi bir fikir olmayabilir. Vücut ağırlığı antrenmanı: Fitness yapmak için mutlaka bir salona üye olmaya gerek yok. Sadece vücut ağırlığı kullanarak spor yapmak da bir seçenek olarak görülür. İnternet üzerinden sayısız kaynağa erişmek mümkündür. Doğumdan sonra yeni annelerin bedenlerini dinlemeleri ve kendilerini yıpratmadan egzersiz yapmaları tavsiye edilir. Zamanla vücut toparlandıkça egzersizlerin dozu artırılabilir. Hamilelikle Kilo Alma Hızı Gebelikte kilo alma hızı ilk başta yavaştır, sonraki süreçlerde hızlanmaya başlar. Trimester adı verilen ilk üç aylık süreçte alınan kilo 2 yada 3’ten ibarettir. Sonraki süreçte bebek hızlı bir biçimde büyüdüğü için buna bağlı kilo alımı artar. Standart bir durumda her hafta yarım kilo alınır. Bu da anne adaylarının ayda 2 kilo alması anlamına gelir. Annelerin hamilelik öncesindeki vücut kitle indeksleri hamilelik sürecindeki kilo alımını etkilemektedir. Vücut kitle indeksi normalden az olan kişiler fazla kilo alırken bu indeks arttıkça kişilerin aldığı kilo da azalır. Bu indekse göre kişiler şu kategorilerde yer alırlar: Zayıf: 20 ve altı Normal: 20-24.9 Hafif şişman: 25-29.9 Şişman 30-34.9 Obez: 35 ve üstü Bu indeks kilogram cinsinden kilonuzun metre cinsinden boyunuzun karesine bölünmesiyle elde edilir. Hamilelik öncesi verilerle hesaplanmalıdır. Hamilelik Diyeti Gebelik diyeti en net tabirle tamamen faydasız bir uygulamadır. Anne adayının ve bebeğin sağlığını riske eden bu uygulama sanıldığı gibi hamilelerin yağ tutmasını engellemez. Beden, yapısı gereği kalorileri çeşitli işlemler arasında pay eder ve bunu otomatik olarak yapar. Hamilelik esnasında bu enerjinin büyük bir kısmı bebek, plasenta oluşumu ve metabolik faaliyetler arasında dağıtılır. Anne adayı yağsız ve az kalorili beslendiği zaman o kişinin vücudu yağ oluşumunu engellemez ve bebek yeterince beslenmemiş olur.

1 48 49 50 54