Ana Sayfa Blog Sayfa 16

Cinsiyet Belirleme Tarihçesi – Cinsiyet Tayini

Cinsiyet Belirleme Tarihçesi
Cinsiyet Belirleme Tarihçesi

Cinsiyet Belirleme Tarihçesi;Hepimiz öncelikle bebeğimizin sağlıklı doğmasını isteriz ama bununla beraber bebeğimizin cinsiyetini belirlemek de isteriz. Bebek doğmadan cinsiyetinden emin olamayız. Fakat buna rağmen hamilelikte bebeğin cinsiyeti hep merak konusu olmuştur. Bu nedenle Yunan, Mısır ve antik Çin uygarlıklarından bu zamana insanlar doğacak bebeğin cinsiyetini doğmadan önce öğrenmenin yanı sıra istediği cinsiyette bebek sahibi olma imkanı sağlayacak formüllerin her zaman arayışı içinde olmuşlar.

Cinsiyet Belirleme Tarihçesi

Cinsiyet tayini ile alakalı bir sürü kulaktan kulağa dolaşan uydurma halk öyküleri, hurafeler ve sihirli öneriler ortaya çıkmıştır. Günümüzde bile maalesef sadece bizim toplumumuzda değil en gelişmiş toplumlarda bile bu tür hokkabazlar rağbet görmektedir. Bilimsel olduğunu iddia eden bir kısım metotlarla bazı konunun uzmanları ve otoriteler anne baba adaylarının bu zaafından yararlanarak istedikleri cinsiyette çocuk sahibi olabilmeleri için öğüt ve önerinin yanı sıra yüzde yüz garanti vermektedirler.

Ancak bunların bahsettiği yöntemlerin hiç biri ispatlanmış veya tıbbi geçerliliği olan yöntemler değildir.

Cinsiyet tayininin yani bebeğin cinsiyetinin çiftlerin isteğine göre belirlenmesinin bilimsel olarak mümkünlüğü 1970′lerde Y kromozomu taşıyan spermlerin X’lerden ayrılabileceğinin keşfi ile başlamıştır. O tarihten bu yana anne baba adaylarının  istediği cinsiyette çocuğa sahip olabileceği bilimsel ve gerçekçi yolu açılmıştır.

Tüp bebek

Kıbrıs Ortadoğu ve Balkanlar Tüp Bebek Merkezi Direktörü Dr. Halil İbrahim Tekin, Kıbrıs’ta yapılabilen cinsiyet seçimi ile ilgili bilgiler verdi:

Bir genetik ayıklama yöntemi olan PGT ile bebek doğmadan önce cinsiyetini seçmek mümkün mü?
Embriyo aşamasında, bebek anne karnına girmeden, cinsiyetini belirlemek mümkün. PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı) için tüp bebek uygulamasına ve embriyo oluşturulmasına gerek var. Tüp bebek uygulamalarında cinsiyet seçimi rahatlıkla yapılabiliyor.

YÜZDE 99 BAŞARILI
Bu yöntemden başarılı sonuçlar elde ediliyor mu?
PGT yöntemleri arasında cinsiyet belirleme; yapılan en belirgin seçimlerdendir. Yüzde 99.9 oranında cinsiyeti belirlemede başarı sağlanabiliyor. XX kromozom kız, XY kromozom erkektir.

Anne rahmine XX kromozom yerleştirildiğinde; kadın hamile kalırsa kesin kız çocuğu olur. XY yerleştirildiğinde de erkek çocuk dünyaya getirir. Ancak hastanın gebelik şansı tüp bebek uygulamalarındaki gebelik şansı kadardır. Kadının yaşı ve yumurta rezerviyle bağlantılı olarak değişebilir. Rahime yerleştirilen embriyo tutmayabilir. Ama tutarsa bebeğin cinsiyeti mutlaka seçildiği gibi; kız ya da erkek olur.

Tıp dünyası neden bu konuyu tartışıyor?

Öncelikle sadece doğacak çocuğun cinsiyetini belirlemek için tüp bebek ve PGT uygulaması yapılmasının ne derece doğru ve etik olduğu tartışılıyor. Tüp bebek uygulamalarının oldukça güvenli olması nedeniyle, tüp bebek yapılması kabul edilebilir bir uygulama olabilir. Hayati tehlike ve önemli komplikasyon riski son derece azdır. Aile dengelenmesi amacıyla oğlu olanların kız, kızı olanların da oğlan çocuk isteyebiliyor. Bu nedenle PGT yapılması; bazı çevrelerce etik görülmesine rağmen, karşı cinse ait embriyoların atılacağı fikri yanlış görülüyor.

PGT, aile planlama yöntemi olarak kullanılabilir mi?

İlk bebek için cinsiyet seçimi, tüm dünyada genel olarak kabul görmüyor. Daha önce tüp bebek ile gebe kalmış veya normal yoldan gebe kalmış, ancak ikinci bebek için tüp bebek gerektiren çiftlerde ise; karşı cinsin seçilmesi etik açıdan kabul edilebiliyor. Bu durumda genelde kız çocuğu olanların erkek, erkek çocuğu olanların ise kız seçecekleri düşünülürse; dengesiz bir dağılım olmayacaktır.

Kısır olan bu çiftlerde, arta kalan embriyoların daha sonra kullanılmak amacıyla dondurulup saklanabilme olanağı da vardır. Bir cinse ait çok sayıda çocuğu olan çiftlerde ise (örneğin 6 erkek veya 6 kız) tüp bebek ve PGT ile cinsiyet seçimi yapılması, başka etik tartışmalar yaratacak önemli bir konudur. Karşı cinse ait embriyoların yok edilmesi problemi ortaya çıkmaktadır.

Cinsiyet seçiminin belirli şartları var mı?
Dünyadaki genel uygulamaya göre; cinsiyet seçimi yaptıracak ailelerin daha önce en az 2 çocuğu olması şartı aranıyor. 2 çocuğu da aynı cinsiyetteyse, 3. çocuğun farklı cinsten seçimi yapılabiliyor.

ETİK Mİ, DEĞİL Mİ?

Cinsiyet seçimi dünyanın nüfus dengesini bozabilir mi?
Cinsiyet seçiminin genel popülasyondaki erkek-kız oranını nasıl etkileyeceği tartışılıyor. Bu uygulamaların geniş çapta kullanılmasıyla, çeşitli kültürlerde tercih edilen cinsiyet olan erkeklerin artacağı kuşkusu olsa da; uzun vadede bunun dengeleneceği ve tercih edilen cinsiyetin kız olacağı düşünülmektedir. Mevcut tüp bebek uygulamalarının genel popülasyondaki oranına bakılacak olursa; bugün için bu önemli bir sorun gibi görünmemektedir.

Cinsiyet seçimini savunanlar, bunun genelde artan dünya nüfusuna bir denge getireceğini ve ailelerin genellikle karşı cinsten 2 çocuğa sahip olduktan sonra, artık çocuk yapmayacaklarını söylemektedir. Cinsiyet seçimini savunanların diğer bir tezi ise; istenmeyen cinsten olan çocukların daha az sevgi ile yetişeceği ve hatta karşı cinse ait çocukların cinsiyet saptandıktan sonra düşükle sonuçlanabileceğidir. Sonuç olarak;’ cinsiyet seçimi etik mi, değil mi?’ sorusunun basit bir cevabı olmadığı ve her iki tezi savunanların da haklı oldukları noktalar olduğu görülmektedir.

HİNDİSTAN’DA SERBEST

Bu uygulama Türkiye’de yasak. Kıbrıs’ta serbest mi?
Bazı genetik hastalıklar yalnızca kız ya da erkek çocuklarda ortaya çıkabiliyor. Bu durumda doktor raporu ile gerekli olduğu kanıtlanırsa, Türkiye’de de laboratuvarlarda rahatlıkla cinsiyet seçimi yapılabiliyor. Kıbrıs’ta ise; bu konudaki yasaklar daha az sınır getiriyor. Bu yüzden uygulama daha rahat şekilde gerçekleştirilebiliyor.

Dünyanın bazı ülkelerinde bu teknik zaten bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılıyor. Mesela Hindistan’da… İsrail’de de bu yöntem serbest. Devlet denetimindeki merkezlerde bir çocuğu olan aileler, karşı cinsten çocuk isterlerse bunu PGT ile seçtirebiliyorlar.

Endometriozis Nasıl Tedavi Edilir?

Endometriozis Nasıl Tedavi Edilir
Endometriozis Nasıl Tedavi Edilir

Endometriozis Nasıl Tedavi Edilir;Endometriozis karın içinde veya dışında her hangi bir organın üstünde normalde sadece rahim içerisinde bulunması gereken hücre ve dokuların bulunmasıdır. Bu dokular hormonlara duyarlı olup bazen adet kanamasına benzer bir şekilde dökülerek kanama yapabilirler. Görüntü olarak minik siyah nokta şeklinden düzensizlikler kırmızı damarlanma şekline kadar değişik özellikler gösterebilir.

Endometriozis Nasıl Tedavi Edilir?

Endometriozis Teşhis

Teşhis koymak bir kaç şekilde olabilmektedir. Ameliyat esnasında gözle görerek teşhis konabilir. Eğer kistleri varsa içerisinde çikolata kıvamında ve renginde sıvı olur. Bu kistler çok kolayca patlarlar. Ayrıca ultrason yapılırken tecrübeli gözler bu kistleri tanımlayabilirler. Şüpheli durumlarda sitopatolojik inceleme ile kesin teşhis konur.Yine yan belirtiler tanıya yardımcı olur. Bu hastalık genellikle batın içerisinde yaygın yapışıklıklara sebep olur. Yapışıklıklar ilişki ve kadın doğum muayenesi yapılırken ağrıya sebep olur. Belli ağrı kesiciler bile ağrıyı geçirmezler. Tecrübeli bir hekim kolaylıkla bu hastalıktan şüphelenebilir.

Endometriozis Belirtileri

Birinci belirti karın ağrısıdır. Bu ağrı adet döneminde ve ilişkide ortaya çıkar. Az bir oranda ise sürekli ağrı vardır. Hastaların adet döneminde Ponstan adlı ilaçla bile hastaların ağrısı geçmezse Endometriozis ten şüphelenmek doğrudur. Yıllar içerisinde bu ağrıların artarak sürdüğü hastalar tarafından ifade edilir. Çok ilerleyen vakalarda bulantı, yorgunluk, kilo kaybı gözlenir. Yine bağırsaklarda yapışıklık yapan tiplerinde kabızlık veya ishal çok nadiren gözlenir. Şişme ve bağırsaklarda gaz oluşumuna yol açabilir.

Göbekte ve vagina dışında görüldüğünde adet dönemlerinde bu odaklardan kan gelebilir. Sezaryen yapılan bölgede, rahimde yerleşirse hasta hiç geçmeyen hafif kanamadan şikayetçi olabilir.

Yine komşuluk yoluyla mesanede komşuluk olursa idrarla birlikte kan çıkması ve hatta idrar yaparken ağrı yani disüri yapabilmektedir. Çok çok nadir olarak ta yerleştiği organa ait bulgulara sebep olmaktadır.

Endometriozis Sebebi (ETİYOLOJİ)

Sebebi tam olarak anlaşılmamış bir hastalıktır. Bir takım teoriler vardır ancak hiç biri kesin değildir. Adet kanıyla ters akım olursa batın içine yayılacağı düşünülmüştür. Ayrıca embriyolojik dönemden kalma hücre artıklarının bu bölgelerde büyüdüğü iddia edilmiştir.

Cerrahi yara üzerinde yine bulaşma yoluyla olabileceği düşünülmektedir ki akla yatkındır. Ancak diğer yerlerdeki hastalık odaklarını açıklamaya yetmez.

Kan yoluyla hücrelerin yayıldığı da düşünülmektedir.

Başka bir teoriye göre de endometriyumdakine benzer hücreler immun sistem tarafından tanınır ve rahim içi haricindeki yerlerde yok edilir. Bu hastalıkta ise olmamaktadır.

GÖRÜLME SIKLIĞI (İNSİDANS)

Dünya üzerinde 175 milyon kadında bu hastalığın kısırlığa yol açtığı hesaplanmıştır. Bu hastalığı taşıyan kadınların sadece üçte birinde üreme fonksiyon bozuklukları görülmektedir.

Yumurta Donasyonu (Nakli) Fiyatları

yumurta donasyonu fiyatları
yumurta donasyonu fiyatları

Yumurta donasyonu fiyatları (yumurta nakli) tedavisinde tüp bebek tedavisinde uygulanan yöntemlerin tamamı uygulanır. Donörden ilaç desteği ile büyütülen yumurtalar alıcı anne adayının eşinin spermiyle döllenerek adayın rahmine yerleştirilmesi işlemidir. Yaklaşık 10 yıldır yaygın olarak uygulanan bir tüp bebek yöntemidir.

Yumurta donasyonu işlemi

Pek çok kadın artık çeşitli sebeplerden dolayı yumurtalıklarından operasyon geçirmektedir. Yumurtalık dokusunun bir kısmını veya tamamını kaybetmektedir. Bu durum aynı zamanda doğurganlığın azalmasına sebep olmaktadır. Bunun yanı sıra genetik rahatsızlıklardan dolayı yumurta oluşumu zayıf ya da doğuştan yumurtalıkları gelişmemiş olabilir. Ancak sağlıklı bir rahme sahip olan kadınlar veya buna benzer durumlarda, yumurta donasyonu tedavisi anne olma sansını kendilerine sağlamaktadır.

Bu tedavi ile anne olmak yani yumurta donasyonu (yumurta nakli)

Türkiye’de ve bir çok ülkede de yasak olduğundan dolayı hastaların bu tedaviyi izin verilen ülkelerde yaptırmasına sebep olmaktadır. Bu tedavi için tercih edilen yerlerin başında Kıbrıs gelmektedir. Merkezimizde son teknoloji ve dünya standartlarındaki embriyoloji laboratuarı ve deneyimli personelimizle yumurta donasyonu tedavisi işlemi ile sizlerin anne ve baba olmanızı sağlamak düşüncesindeyiz.

Çocuk özlemi çeken çiftlere doktorumuz Op. Dr. Halil İbrahim Tekin, alanında uzman çalışma arkadaşlarıyla size uygun tedavi yöntemini belirleyip anne adayına en uygun, sağlıklı ve genç donörlerden alınan iyi kalitede yumurtalar ile bu özleme son verip anne, baba olmanıza yardımcı olmaktadır.

Yumurta donasyonu fiyatları ;

Kıbrıs merkezlerine göre değişmekte olup 5000 EURO ile 10000 EURO arasında değişmektedir. Yumurta donasyonu fiyatları içersinde uçak biletleri, konaklama bedeli ve transfer ücretleri bu maliyetin üzerine eklenmektedir. Kıbrısta konaklama için Girne, Lefkoşe ve Magosa Otelleri mevcuttur. Kıbrısta Konaklamak isteyen hastalarızın Konaklama sayfamızdan bilgi edinebilirler. Uçak biletleri mevsime göre artış veya düşüş gösterebilmektedir. Daha çok kış aylarında uygun bilet bulunmakta olup yaz aylarında kıbrıs’a turizm amacı ile seyahat edilmektedir.

Hassas bir durum nedeni ile kaygılarınızı en hafife indirmek belirlenen harcamaları tedavi şeklini ve konuyla ilgili diğer bütün soru ve sorunlarınızı görüşmek için bizimle iletişime geçebilir daha detaylı bilgiler alabilirsiniz.

50 Yaşında 500 Kadını Anne Yaptım

Esra TÜZÜN – Sabah

Türkiye’nin en yaşlı annesinin doktoru Halil İbrahim Tekin 64 yaşında bir kadının hayatında ilk kez anne olmasını sağladı. Dr. Tekin, “Kadın anne olmak isteyince yasak tanımıyor” diyor

Op. Dr. Halil İbrahim Tekin, Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi Tıbbi Direktörü… On yıldır Kıbrıs’ta yumurta ve sperm nakli yapıyor. ’60 yaşında annelik olur mu,’ tartışmaları onun yaptırdığı doğumlardan sonra alevlendi. O, kadının her yaşta annelik hakkı olduğunu savunuyor. Bu konuyla ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı:

50 yaşında 500 kadını anne yaptım – DrHITKıbrıs’ta yumurta nakli ile en yaşlı kaç yaşında bir kadının anne olmasını sağladınız?
– En yaşlı 64 yaşında bir kadın anne oldu. Altmış yaşında bir kadının ikizleri oldu, Antalya’da 58 yaşında bir hanım hastam doğum yaptı. Ellinin üzerinde doğum yapan 400-500’e yakın hastam oldu. Ama artık Kıbrıs’ta ileri yaş anneliği yasaklandı. Son iki üç yıldır 45 yaş üzerinde kadınlara yumurta ve sperm nakli yapılmasına izin verilmiyor.

50 yaşında 500 kadını anne yaptım

Kıbrıs’ta elli yaş anneliği neden yasaklandı?
– Burada bakanlık konuyu pek bilmeyen kişilere danışıp, bir gecede tüzükte değişiklik yapıp, yasak koydu. Bence doğru değil. Kadın ve anne sağlığını tehlikeye attığını savundular ama benim doğum yaptırdığım kadınlardan bir tanesine bir şey olmadı. Zaten bir şey olsaydı çok tepki görürdüm. İleri yaşta doğum yaptırdığım kadınların hepsi sağlıklı. Yaş konusunda sınır koymak ayrımcılığa giriyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir yasak yok. Yasaların kadınlar yerine karar vermesi yanlış.

45 yaşın üzerinde bir kadın size geldiğinde geri mi çeviriyorsunuz?
– Kadınlar anne olmak isteyince hiçbir şey onları engelleyemiyor. Bakın Türikye’de yasak Kıbrıs’a geliyorlar. Kıbrıs’ta yaşları nedeniyle engelle karşılaşınca ya yaşlarını küçültüp geliyorlar ya da Bakü’ye gidiyorlar.

Sizce yumurta nakli ile bir kadın kaç yaşına kadar anne olabilir?
– Bunun limiti yoktur. İnsan vücudunda en son yaşlanan organ kadının rahmidir. Kadının yumurtası yaşlanır, menopoza girince yumurtası biter ama rahmi aynı şekilde yaşlanmaz. Yumurta nakli ile menopozdan sonra da anne olunabiliyor.

Geç yaşta annelik annenin ve çocuğun sağlığını olumsuz etkiler mi?
– Bununla ilgili hiçbir literatür çalışması yok. Yaş ilerledikçe kısmen bir risk artışı olur ama iyi kontrol ederseniz çok iyi hamilelik geçiriyorlar.

Sperm naklinde yaş önemli mi?
– Sperm naklinde de spermi veren kişinin yaşı önemlidir. Kadında olduğu kadar olmasa da yaşlı erkeklerin spermleri doğumda anomaliyi artırır. Ama bunlar gebelik esnasında kontrol edilebilir bir risktir.

Bankadan gelen spermler içinde hangi yaşları öneriyorsunuz?
– Biz dünyanın en büyük sperm bankalarından biri Danimarka’nın Cyros adlı bankası ile çalışıyoruz. Dondurulmuş spermlerimiz ve onların sertifikaları var. Sertifikalarda yaşlar da yazılı. 45- 50 yaşına kadar olan spermler kabul ediliyor, daha ileri yaşlar banka tarafından kullanılmıyor.

Kanser Genlerde Yakalanabilir Mi?

Özgür Gökmen – Posta

Erken menopoza giren, yumurta üretemeyen, kanser gibi hastalıklar nedeniyle yumurtalıkları alınan kadınlar yumurta bağışı yöntemiyle çocuk sahibi olabiliyor.

Kanser Genlerde Yakalanabilir Mi?

Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi Direktörü Dr. Halil İbrahim Tekin anlattı
Anne olmak için en ideal yaşlar nedir?

Bence 30-32. Çünkü kadın bu yaşlarda psikolojik açıdan olgunlaşıyor. Ayrıca eğitimini, kariyerini bir noktaya getirmiş oluyor. Yoksa daha genç yaşlarda anneliğe insan vücudu daha uyumlu. Örneğin 21, insan sağlığının en üst noktada olduğu yaş. Daha sonra vücut bir gerileme eğilimine giriyor.

Çocuk için ne zaman geç kalmış sayılır?

İleri yaşlarda örneğin 64 yaşında doğurttuğum hastalarım da oldu. Açıkçası genellikle 40’lı yaşların geçilmesini doğru bulmuyorum.

Yumurta donasyonu nedir?

Yumurta olmadığı zaman gebelik isteyen kadınların son bir çaresi kalır. O da yumurta donasyonu (bağışı) uygulamasıdır. Menisinde ve testislerinde sperm bulunamayan erkekler de sperm bağışıyla çocuk sahibi olabilir.

Yumurta donasyonunda başka bir kadından elde edilen yumurtalar, kocanın spermleriyle dışarıda döllendikten sonra annenin rahmine yerleştiriliyor. Aynı şekilde erkeğin spermi yoksa başkasının spermi erkeğin eşinin yumurtası ile birleştirilip yine eşinin rahmine yerleştiriliyor.

Hangi durumlarda uygulanır? 

• Rahmi olup erken menopoza giren ve yumurta üretemeyen kadınlar. Endometriyozis, enfeksiyon veya kanser nedeniyle yumurtalıkları alınmış kadınlar.
• Fonksiyon göremeyen yumurtalıklarla doğmuş genetik bozukluğu olan kadınlar (Turner’s sendromu).
• Yumurta geliştirici ilaçlara az veya hiç cevap vermeyen kadınlar.

• Genetik hastalık taşıyıcısı olan ve bu hastalığı çocuklarına geçirme riski olan kadınlar (Hemofili, Duchenne’s muscular distrofisi, Huntington’s koreası gibi).
• Kromozomal anomaliye bağlı tekrarlayan düşük yapan kadınlar.
• Yumurta rezervi ve kalitesi iyi olmayan, tekrarlayan başarısız tüp bebek denemeleri olan kadınlar.
• Yaşı ileri olup menopoz nedeniyle fonksiyon görmeyen yumurtalıkları olan kadınlar.

Yumurta verecek kişiler nasıl seçiliyor?

Çeşitli şekillerde olabilir. Hasta çok büyük paralar verip Amerika’daki ajanslardan yumurta getirtebiliyor. Ya da biz yumurta vericisini sağlıyoruz. Hastaların yüzde 90’ı verici bulma konusunda bizden yardım istiyor.

Biz de Amerika ya da Danimarka’daki ajanslardan yumurtaları alıyoruz. Hastaların yüzde 10’u ise yakın akrabalarından yumurta alıyor. Yumurta bağışlayan kişiler 21-33 yaş arasında ve sağlıklı kişiler olmalı. Daha önce sağlıklı çocuk doğurmuş olanlar tercih ediliyor.

Bazı testler yapılıyor mu?

Yumurta bağışı yapanlara ilk yapılan şey kromozomlarına bakmak ve genetik tarama yapmak. Daha sonra kistik fibrozis denen hastalık için ayrı bir tarama yapılıyor. Yine HIV, sarılık, sifiliz (frengi), klamidya gibi bulaşıcı hastalık taramaları yapılıyor. Ailesindeki hastalıklar ortaya konuluyor. Psikologlar vericide ruhsal bir problemin olup olmadığını test ediyor.

Alıcı olan kişi nasıl bir işlemden geçer?

Yumurta bağışında yanlış bilinenin aksine bütün yumurtalık alıcıya verilmez. Alınan sadece bir hücre yapısında olan yumurtadır. Bağış yapan kişiye standart tüp bebek uygulaması yapılır, gelişen yumurtalar toplanır, alıcının eşinden alınan spermlerle döllenme yapılır ve önceden gebeliğe hazırlanmış anne adayının rahmine yerleştirilir.

Rahim hazırlığı alıcı için çok büyük bir öneme sahiptir ve dikkatli bir takip gerektirir. Önemli olan bir konu da alıcı ve yumurta bağışlayıcı arasındaki koordinasyonun sağlanmasıdır.

Donasyon hangi ülkelerde yapılıyor?

Kıbrıs, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Polonya, Ukrayna, Rusya, Yunanistan, Amerika, Kanada, İran, İspanya’da bu işlem yasal. Ancak İngilizler kendi ülkelerinde bu işlemi yaptırmıyor. Çünkü İngiltere’de yumurta ve sperm verenin kimliğinin gizli kalması engelleniyor.

Çocuk 18 yaşına geldiğinde hükümet belli koşullar altında çocuğa ‘Senin biyolojik anne ya da baban aslında şu kişiler’ diye açıklama yapıyor. Dolayısıyla böyle bir durumla karşılaşmak istemediği için İngilizler’in yüzde 75’i yurt dışında tüp bebek yaptırmak istiyor.

Donasyon işleminin maliyeti nedir?

5 bin Euro.

Sizi arayıp bilgi vermemizi ister misiniz ?

Cinsiyet Garantili Sperm

Ayşegül Akyarlı GÜVEN – Habertürk

Hamile kalma masraflarıyla birlikte 6 bin 800 dolar!

Leyla Bilginel de dünyaya bir bebek getirmek için sperm bankasına başvurmuştu…
Sperm ve yumurta nakliyle gebelik konusunda tartışmalar sürerken Türkiye’den her yıl yaklaşık. 3 bin kadın başkasının spermi veya yumurtalığıyla hamile kalabilmek veya bebeğinin cinsiyetini belirleyebilmek için yurtdışına gidiyor. Kadınların yüzde 60’ına yumurtalık, yüzde 7’sine sperm nakli yapılıyor. Yani başka bir erkeğin spermiyle bebek sahibi olmak isteyen kadın sayısı yaklaşık 200 olurken, çocuğu olmayan 1700’e yakın kadın da kocasına ya da erkek arkadaşına başka birinin yumurtalığıyla bebek vermek için yurtdışındaki merkezlerin kapısını çalıyor.

Cinsiyet Garantili Sperm!

HEM TATİL HEM BEBEK

İşlemler bununla da sınırlı değil. Çiftlerin yüzde 10’u cinsiyet seçimi yüzde 5’i de yumurtalık dondurma işlemi için yurtdışındaki merkezlerin kapısını çalıyor. Yüzde 13 ise ‘hem tatil hem tüp bebek yapayım’ diyenler. Bu kişiler Türkiye’de gerçekleştirilen tüp bebek işleminin aynısını yurt dışında yaptırmayı tercih edenler oluyor. Bu iş için en fazla gidilen destinasyonlar KKTC ve Yunanistan oluyor. Kıbrıs’ta 3 bin 500 Euro’ya sperm, 4 bin 500 Euro’ya yumurta nakli yapmak mümkün. Kıbrıs’taki merkezler bebeğin cinsiyetini belirlemek için de 6 bin 500 Euro talep ediyor.

Girit de bu işlem için en fazla tercih edilen yerler arasında yer alıyor. Burada kalmak, vize masrafları, uçak masrafları gibi giderlerin dahil olduğu paketlerin fiyatı 5 bin Euro (6 bin 800 dolar) oluyor. Yumurtalık nakli için de, sperm nakli için de bu fiyat değişmiyor. Ancak, işin içine cinsiyet belirleme de girerse, bu kez bedel yine kalma ve gidiş masrafları dahil 6 bin 500 Euro’ya (8 bin 900 dolar) çıkıyor. Fiyat Avrupa’da neredeyse 2.5, ABD’de ise 5 katına çıkıyor.

Şu ana kadar 10 binlerce hasta gördüğünü dile getiren KKTC’deki tüp bebek merkezi yöneticilerinin verdiği bilgiye göre bu işlemi seçenler çoğunlukla rahmi olmayan, kanser yüzünden sorun yaşamış ve benzeri sağlık sorununa sahip kişiler tarafından tercih ediliyor. Sperm nakli için gelen çiftlerde erkeklerin de bir sağlık sorunu nedeniyle sperm üretemeyen kişiler olduğu belirtiliyor.

YÜZDE 10 KIZ İSTİYOR

Cinsiyet belirlemek ilk çocuğuna gebe ailelerde pek önerilmiyor. Hatta ‘İlk çocukta genetik test yapmam’ diyen prensipli merkezler de var. Bu merkezlerden birinin sahibi olan doktor Murat Vural, Türk ailelerinin yüzde 90’ı erkek çocuk isterken, sadece yüzde 10’luk kısmının kız bebek istediğine dikkat çekiyor.

DONÖRÜN SESİ 30 DOLAR

Sperm bankalarına spermini veren donörler çok geniş bir sağlık taramasından geçirilerek seçiliyor. Donörlerin kimlik bilgisi saklı. Ancak, California’daki Cyrobank adlı sperm bankası, 30 dolar verene donörün sesini, 15 dolar verene de yüz ve el yazısı analizini satıyor. Donör sperm bağışından 50-100 dolar alıyor. Banka 350 dolara satıyor.

BABAYA BENZER DONÖR ARIYORLAR

Bebek için sperm ya da yumurtalığı transfer edilecek donörün saçından göz rengine kadar birçok özellik aile tarafından inceleniyor. Ancak, çiftlerin genellikle kendilerine benzer bebek  istediklerini dile getiren Doktor Murat Vural, “Çiftler kendilerine benzer donör arıyor. Bebeği başkasının sperm veya yumurtasıyla yaptıkları gerçeğini çoğunlukla kendi anne ve babalarına bile söylemiyor. Çocuk da doğup büyüyünce bile bunu hiçbir zaman öğrenmeyebiliyor” diyor.

KADIN TEK BAŞINA BEBEK İSTEMİYOR

Türkiye’de sperm bankası ve nakli denince akla hep tek başına babasız çocuk doğurmak isteyen kadınlar gelmesini eleştiren Doktor Halil İbrahim Tekin, “Bu hiç doğru değil. Bunca yıldır tek başına sperm alıp çocuk isteyen hastalarımın sayısı 4’ü geçmedi. Bunlar da heteroseksüel olmadığı için bu yolu tercih etti. Bizler de babasız çocuk doğurulmasını teşvik ediyor gibi gösteriliyoruz. İşin aslı ise bize hep çiftler geliyor. Başka şansı kalmayınca bize başvuruluyor” dedi.