Ana Sayfa Blog Sayfa 15

Tüp Bebek Tedavisinde Yaş Başarıyı Etkiler Mi?

Tüp Bebek Tedavisinde Yaş Başarıyı Etkiler Mi? ; “35 yaşından küçük kadınlarda tüp bebek tedavisi sonrası canlı doğum oranı yüzde 35′i bulurken, 40 yaş üzerinde yüzde 5-14 gibi daha düşük oranlardadır. Buna stresi de eklersek, tüp bebek tedavisinde yaşın ne kadar önemli olduğunu  görebiliriz.”

Tüp bebek uygulamasında başarıyı bir çok faktörün etkilediği ancak bunların başında ”kadının yaşı”nın geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bebek sahibi olamamanın günümüzde önemli bir sağlık sorunu olduğunu bilmemizin yanı sıra, aile sağlığının, toplum sağlığını oluşturduğu noktasından hareketle bebek isteyen çiftlere bu mutluluğu yaşatmanın aslında en önemli sağlık hizmetleri arasında yer aldığını biliyoruz.

Bebek sahibi olmak isteyen çiftlere bu konuda en yardımcı yöntemin tüp bebek uygulaması olduğunu, ”doğal yoldan gebelik oranının en fazla yüzde 15-20′yi bulduğunu, tüp bebek başarı oranlarının da bunun çok üzerinde olduğunu söyleyebiliriz.

Tüp bebekte uygulanan tedavi yöntemlerinin, gelişen teknoloji ve gelişen teknikler sayesinde bebek sahibi olamayan çiftler için umut olarak görüldüğü malum. Fakat çiftler bir tüp bebek uygulamasından hemen pozitif sonuç beklemektedirler, ki bu doğru bir beklenti değildir. Burada bilinmesi gereken en önemli nokta tüp bebek tedavisinin ‘eve bebek götürülünce ’ doğru tedavi olduğudur.

Tüp Bebek Tedavisinde Yaş Başarıyı Etkiler Mi? Yaşla birlikte başarı oranı düşüyor

Tüp bebek uygulamasında başarıyı etkileyen infertilite sebebi, yumurtalık kapasitesi, sperm sayısı gibi birçok faktör bulunmakla birlikte, en önemli faktörün kadının yaşıdır. Tedavi uygulanacak kadının yaşı, tüp bebek tedavisinin başarısı için son derece önemlidir. 1-2 milyon yumurtalık rezervi ile dünyaya gelen bir kız çocuğunun yumurtalık rezervi adet görmeye başladığı yaşlarda 250-300 bine kadar düşmekte menopoz dönemine kadar hızla azalmaktadır. 37 yaşından sonra ise hem yumurtalık rezervindeki kayıp belirginleşmekte hem de yumurtanın kalitesi düşmektedir. Bir kadının hamilelik için en verimli yaşı 25-34 yaş arasıdır. Kadının yaşı ilerledikçe hem yumurta kalitesi hem de yumurta sayısı azalmaktadır. Buna paralel tedavinin başarı oranı ilerleyen yaşa bağlı olarak azalmakta, düşük riski de artmaktadır.

Naboth Kistleri Nedir?

Naboth Kistleri Nedir?
Naboth Kistleri Nedir?

Naboth Kistleri Nedir;Rahim ağzında yani Vajinal tarafta olan giriş ile rahim içindeki üçgen şekilde bulunan boşluğa kadar olan kanala servikal kanal denir. Bu kanalda rahimin girişindeki mukus tıkacını üreten salgı bezleri vardır. Bu salgı bezlerinin ağzı tıkanırsa Naboth denilen kistler oluşur. Tedavi etmek gerekmez.

Naboth Kistleri Nedir? Nasıl oluşur?

Serviks kanalı normalde mukus salgılayan ve Naboth adı verilen salgı bezleri ile döşenmiştir. Bu salgı bezlerinin dışarıya açılan ağızları “metaplazi” adı verilen normal bir süreç neticesinde normal hücre tabakası ile kaplanır ve tıkanır. Bu değişimin sonucunda Naboth bezlerinin salgısı dışarıya akamaz ve bez şişmeye başlar. Salgı biriktikçe bez genişler ve rahim ağzı üzerinde yüzeyden kabarık küçük kistik bir oluşum halini alır.

Serviks kanalı normalde mukus salgılayan ve Naboth adı verilen salgı bezleri ile döşenmiştir. Bu salgı bezlerinin dışarıya açılan ağızları “metaplazi” adı verilen normal bir süreç neticesinde normal hücre tabakası ile kaplanır ve tıkanır. Bu değişimin sonucunda Naboth bezlerinin salgısı dışarıya akamaz ve bez şişmeye başlar. Salgı biriktikçe bez genişlemeye başlar ve rahim ağzı üzerinde yüzeyden kabarık küçük kistik bir oluşum halini alır.

naboth kistler nedir

Muayenede yüzeyden kabarık soluk renkli kabarcıklar olarak görülür. Bazen yalnızca ultrason incelemesinde fark edilebilir. Kistler tek ya da gruplar halinde birden fazla sayıda olabilir.

Kist oluşumuna neden olan bu değişimin en önemli nedeni doğum yapmış olmaktır. Kistler genelde üreme çağındaki doğum yapmış kadınlarda görülür ve normal bir bulgu olarak kabul edilir. Naboth kistleri menopoz sonrası dönemde serviks üzerini kaplayan mukoza tabakasının incelmesine bağlı olarak da görülebilir. Daha az rastlanılan bir diğer neden ise kronik serviks enfeksiyonudur.

Bulgular 
Naboth kistleri genelde herhangi bir bulgu vermez. Teorik olarak her kadında da bulunur.  Bazan çok büyüdüklerinde sürekli bir vajinal akıntı ve rahatsızlık hissi yaratabilirler.

Nabothi kistleri teşhisi nasıl konur?
Teşhis başka bir şikayet nedeniyle yapılan ya da rutin muayene sırasında konur. Hemen her zaman normal muayene bulgusu olarak değerlendirilir.

Çok nadiren boyutlarının çok büyük ya da görünüşünün alışılmışın dışında olduğu durumlarda kolposkopi eşliğinde biyopsi gerekebilir.

Naboth kistleri kronik oluşumlardır ve tedavi edilmedikleri takdirde kendiliklerinden kaybolmazlar.

Nabothi kistlerinin tedavisi
Normal muayene bulgusu olarak kabul edildiklerinden genelde tedavi gerekmez. Şart olmamakla birlikte yakma ya da dondurma tedavisi uygulanmasının bir zararı yoktur.

Koruyucu önlemler
Normal muayene bulgusu olarak kabul edildiklerinden oluşmalarına engel olmak için bir önlem almak gerekmez.  Özellikle bir takım enfeksiyonların kronik hale geçmeksizin tedavi edilmesi önemlidir.

Naboth kistleri normal oldukları ve şikayet yaratmadıkları için doktor muayenesi gerektirmezler, ancak cinsel yönden aktif kadınlarda herhangi bir yakınma olmasa dahi yılda bir kez rutin check-up için jinekologa gidilmesi ve jinekolojik muayenelere de smear testinin ilave edilmesi önerilmektedir.

Adenomiyozis Nedir?

Adenomiyozis nedir
Adenomiyozis nedir

Adenomiyozis nedir; Endometrium içinde bulunan, endometriumu oluşturan dokunun rahimde daha içeride bulunan kas tabakasına gitmesidir. Sebebi bilinmemektedir. Tüp bebek yaparken her hangi bir şekilde alınması gerekmez.

Adenomiyozis nedir? Nasıl tanı konur?

Adenomiyozis en çok 30-50 yaşlarında ve doğum yapmış kadınlarda görülen bir hastalıktır. Hastalığın östrojen hormonu yüksekliğine bağlı geliştiğine inanılmaktadır. Bu nedenle yine östrojene bağlı miyom ve endometriyozis (endometriyum tabakasının rahim dışı organlarda da olması) gibi hastalıklarla sıklıkla birlikte görülür. Adenomiyozis sık rastlanan bir hastalık olmasına rağmen tanı koymak zordur. En önemli adım hastalıktan şüphelenmek ve araştırmaktır. Adenomiyoziste en önemli klinik bulgular adet kanamalarında artma ve ağrılı adettir. Ayrıca cinsel ilişki sırasında ağrı ve kısırlık da bulunabilir. Ancak bu şikayetler miyom ve Adenomiyozis de görülebilir.

Adenomiyozis, rahim içi tabakanın (endometrial dokunun) rahmin kas tabakası (myometrium) içine doğru ilerlemesidir. Bu da rahmin kas tabakasının kalınlaşmasına neden olur. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte artmış östrojen düzeyiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Adenomiyozis genellikle menopozdan sonra kaybolmaktadır.

Adenomiyozis risk faktörleri:

  • 40-50 yaşlar arasında olmak
  • doğum yapmış olmak
  • sezaryen ya da myom alınması gibi bir rahim ameliyatı geçirmiş olmak

ADENOMİYOZİS BELİRTİLERİ NELERDİR?

Adenomiyozis hastalarında bazen hiç belirti olmayabilir veya hafif rahatsızlıklar görülebilir. Ancak çoğu hastada belirgin şikayetler mevcuttur. En sık görülen belirtiler şunlardır:

Aşırı ve uzun süren adet kanaması. Adet sırasında ciddi kramplar veya karın bölgesinde bıçak saplanır gibi ağrı. Tüm adet süresince devam eden kramplar ve yaş ilerledikçe artan şikayetler. İlişki sırasında ağrı. Adet dışı dönemlerde de ara kanamalar. Adet sırasında pıhtılı kanama

ADENOMİYOZİS TANISI NASIL KONUR?

Adenomiyozis tanısında ilk adım pelvik muayenedir. Pelvik muayenede büyümüş ve hassas rahim ile kendini belli eder. Ultrasonda fundusun çeşitli kısımları kalın, rahim içi tabaka düzensiz olarak gözlenir. Düzensiz ve aşırı kanamalar myomlarda da görülebildiğinden en çok myomlarla karışır. Ayırıcı tanıda MR görüntüleme en doğru sonucu verir. Çoğu zamanda teşhis çeşitli nedenlerle yapılan rahim alma ameliyatlarında patoloji sonucuyla belirlenir.

ADENOMİYOZİS TEDAVİSİ

Anti-inflamatuar ilaçlar:

Adetten 2-3 gün önce başlamak suretiyle anti-inflamatuar ilaçlar verilebilir. Bu ilaçlar kanamayı azaltmaya ve ağrıyı hafifletmeye yardımcı olurlar.

Hormon tedavisi :

Kombine östrojen – progesteron içeren doğum kontrol hapları, hormon içeren bantlar ya da vajinal halkalar fazla kanamayı ve adenomiyozise bağlı ağrıyı azaltmaya yardımcı olur. Sadece progestin içeren rahim içi araç (MİRENA) ya da sürekli kullanımlı doğum kontrol hapları amenoreye (adetlerin durmasına) neden olarak semptomları azaltır. GNRH analogları tedavide kullanılabilir fakat menopoz benzeri semptomlara neden olduklarından ön planda tercih edilmemektedir.

Uterin arter embolizasyonu:

Bu teknikte adenomiyozisten etkilenmiş bölgeyi besleyen damarlarda kan akımı kesilerek lezyonların küçülmesi amaçlanır.

ERA Testi Kimlere Yapılır?

ERA Testi Kimlere Yapılır
ERA Testi Kimlere Yapılır

ERA Testi Kimlere Yapılır;Çok kaliteli yumurta, sperm ve embriyosu  olup ta tüm diğer faktörlerin incelenmesine rağmen (HSG, genetik testler, endometrial kalınlık, tiroid hormonları) bir sebep bulunamayan, üst üste tüp bebek deneyip (en az 3 kez) gebe kalamayan 35 yaş altı kadınlara yapılır. İyi takip edilen hastalarda Endometriuma bağlı tüp bebek başarısızlık oranı %5 civarındadır.

ERA Testi Kimlere Yapılır?

Progesteron değeri normal olan hastalarda yukarıdaki durumlarda bile ERA yaptırmıyoruz.

ERA testi endometrial biyopsi ile yapılan rahmin genetik durumuna  bakılan bir testtir. Elde ettiğimiz ERA sonuçları için her 4 kadından birinde rahmin normal transfer gününde embriyoyu kabul etme sürecinde olmadığını gösterir. Bunun öncesinde veya sonrasında kabul etme aşamasında olduğunu gördük. Bu kadınlarda normal transfer ya da planlanan 5. Gün transferi yerine bunun ERA sonuçlarına göre rahmin alış kapasitesini ölçerek 5. gün yerine 7. günde veya 4. Gün şeklinde transfer yapılmasının tüp bebek başarılarını arttırması mümkün oluyor. ERA testi normal uyarılmış sikluslarda uygulanan bir test değil.

Çünkü uyarılmış sikluslarda kullanılan yüksek doz hormonlar rahim ortamını genetik çalışmalar bakımından kolay çalışılabilir hale getirmiyor. Dolayısıyla siz ERA testini ya natural-doğal sikluslarda yumurtlama zamanına takiben 7. gün civarında normalde 5. gün transferi yapıyormuşçasına yapabilirsiniz. Ya da progestron verilen uyarılmış sikluslarda progestronu takiben 5. gün ya da 7. gün şeklinde ERA testiyle örnekleme yaparak rahmin embriyo açısından alış kapasitesini ölçebilirsiniz. Bu test sonuçlarına göre planlanan embriyo transferlerinde başarının çok daha ileri aşamalara ulaşması da mümkün. Sadece embriyonun implantasyon transferi değil aynı zamanda rahminde burayı kabul eder açıdaki gün ayarlamaları da tedavide son derece önemli. Yapılan çalışmalarda artık bunu daha iyi gözlemleyebiliyoruz.Daha ileriki çalışmalarda endometrial biyopsi yerine yavaş yavaş sadece sıvı örneklemesiyle de benzer bilgiler almak mümkün olacak.

Era Testi

Başarılı bir embriyo implantasyonu için, endometriyumunun en iyi koşulda olması gereklidir. Embriyo için en ideal durum endometriyumun belirli bir kalınlığa ulaşması ve lokal kan akışının artmasıdır. Adet döngüsü sırasında, endometriyumun en ideal durumda olduğu kısa bir süre vardır. Bu aşama implantasyon penceresi olarak adlandırılır. İmplantasyon penceresi aşamasının, yumurtlama gününden sonraki 6 ile 10 gün civarında olduğu düşünülmektedir. ERA testi, bu implantasyon penceresi aşamasının beklenen zamanda olup olmadığını belirleyebilir. Bu sayede embriyo transferi için planlanacak olan zaman dilimi daha doğru ayarlanabilir.

ERA Testinin Yerini Tutacak Daha Ucuz Bir Test Var Mıdır?

Era Testi
Era Testi

Yumurta çatlatma günü yapılan progesteron testi veya doppler ölçümleri reseptivite ya da tutunma testi kadar bize bilgi vermektedir. ERA testi hem çok pahalı hem de gecikmeye yol açar. Biz progesteron ile takip yapmaktayız.

Era Testi

Tüp bebek tedavilerinde başarı için en önemli 2 faktörden birisi embriyo diğeri de embriyonun bırakıldığı(transfer) edildiği anne rahmidir. Bu iki faktör de iyi olduğunda gebelik elde etme başarısı da iyi olmaktadır. Her iki faktörden birisinin kötülüğü başarıyı olumsuz etkilemektedir. Yani elimizde olan çok iyi bir embriyoyu, gebeliğin  yerleşmesi  için uygun zamanda  olmayan bir rahmin (endometrium) içine transfer edersek  bu embriyo tutunamayacak ve gebelik oluşmayacaktır. Tabii bunun tam tersi de geçerlidir. Yani kötü bir embriyoyu uygun rahim içine transfer edildiğinde de gebelik oluşmayacaktır.

Tüp bebek işlemlerinde embriyo transferi yumurta toplanmasından 2 ile 5 gün arasında yapılmaktadır. Yumurta çatlatıcı iğne verildikten 34-36 saat sonra yumurtlama olmakta(tüp bebekte yumurtalar  toplanmakta) ve  bu hormonun(LH hormonu) etkisi ile yumurtaların içinden çıktığı foliküllerden progesteron hormonu salgılamaktadır.

Ayrıca yumurta toplama işlemi sonucu hastalara destek amaçlı progesteron içeren ilaçlar verilmektedir. Progesteron hormonunun görevi rahimi yani endometriumu embriyonun yerleşmesine hazırlamasıdır. Buna endometrial reseptivite denmektedir, Türkçe tam karşılığı olmasa da “rahim zarının  kabul edebilirliği” diye yorumlayabiliriz. Yani misafir geldiğinde evin hazır olması, yemeğin ve ikramların hazırlanmış olması en önemlisi kapının açık olması gerekir.

Era Testinin Alternatifi

Rahim zarı her zaman embriyoyu yerleşmesi için kabul etmez implantasyon penceresi dediğimiz bu dönem yumurtlamadan (yumutlamayı sağlayan LH hormonu salınımından) 3-6 gün sonradır. Bu dönem sonrası kapı kapanır, yani bu dönem dışında embriyo gelirse  rahime tutunamaz  ve gebelik oluşmaz.

Yapılan bilimsel çalışmalar kadınların çoğunda  implantasyon döneminin  LH salgısında sonraki 3-6 gün içerisinde olduğunu gösterse de tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan hastaların incelenmesinde bazı kadınlarda bu rahim içi kabul edilebilirlik (endometrial receptivity) döneminin farklı olduğunu ortaya koymuştur.

Bu hastalarda tüp bebek başarısızlığın sebebi embriyonun uygun olmayan dönemdeki rahime bırakılması olduğu anlaşılmıştır. Bu gelişmeler sonucu rahimin veya rahim zarının gebeliğe uygun olduğunu belirleyen bir test geliştirilmiştir. Bu teste ERA (Endometrial Receptivity Assay) adı verilmiştir.

Kimlere Yapılır?

ERA testi İspanya’da IVI grup denilen grup tarafından geliştirilmiştir. Test şöyle yapılır, tüp bebeğe başlamadan önceki aylarda ultrason ile yumurta gelişimi takip edilir, adetin 11. Günü izleme başlıyor. Yumurta büyüklüğü 15 mm ulaştığında kan veya idrardan LH hormonuna günlük bakılıyor, hormon salınmaya başlayıp en yüksek değere çıktığı gün tespit ediliyor.

Bu gün “0”.  gün kabul edilerek 7. Gün rahim içerisinden 3 mm plastik bir kanül ile  basit bir şekilde örnek alınıyor, alınan bu örnek IVI nin gönderdiği özel tüplere  konularak İspanya’ya inceleme için gönderiliyor. Laboratuvar 238 geni inceleyerek rahim zarının uygunluğunun olup olmadığı 10-15 gün sonra bildiriyor.

ERA testi sonucu 2 şekilde geliyor

  • Endometrial reseptivite uygun(Receptive)
  • Endometrial reseptivite uygun değil (Non-receptive)

Eğer  rahim zarı uygun(receptive) ise embriyo transferi rutin her kadında yapıldığı gibi 3-5 gün içerisinde yapılabilir. Eğer sonuç “uygun değil ise bu kadınların ilave testler( daha sonraki aylarda  belirlenen günün doğrulanması) ile reseptivitenin hangi gün olduğu belirleniyor ve bu kadınlarda transfer klasik olarak 3-5 günde değil testin ön gördüğü – yani rahimin embriyoyu kabul ettiği -zamanda yapılması gerekiyor. Buna kişiye özel transfer zamanlaması denmektedir.

Aslında test iyi çıktığında sevinmek gerekir ama sanıyorum  ERA testi sonucunda  uygun(receptive) iyi teste sevinmemek gerekiyor. Çünkü bu test, normal tüp bebek hastalarına değil de tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan hastalara yaptığımız bir test dolayısı ile  başarısızlığa bir sebep aradığımız hastalardır.

Eğer test iyi çıkarsa düzelteceğimiz dolayısı ile başarıyı sağlayacağımız bir faktör bulamadığımızdan sevinemiyoruz. Ancak test uygun değil ( non-receptive)  çıktığında seviniyoruz. Çünkü uygun zamanda embriyo transferini yaparak gebelik yakalama şansımız doğmuş oluyor. İyi çıkanteste sevinmeme paradoksunu burada da yaşıyoruz. Aslında tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı testlerinin çoğunda böyle bir paradoks yaşamaktayız.

Tüp Bebek ve Donasyon Tedavisinde Başarısızlık

Tüp Bebek ve Donasyon
Tüp Bebek ve Donasyon

Tüp Bebek ve Donasyon Tedavisi nde Önem Sırasına Göre Başarısızlığın Sebepleri Nelerdir? Tedavi süreci nasıl işlemektedir?

Tüp Bebek ve Donasyon Tedavisi

1-Laboratuvar ;

Yumurtalar ve spermler vücut dışına alındıkları ve dış ortamda işleme alındıklarından iyi ve kusursuz bir laboratuvar gereklidir. Kullanılan malzemenin tamamına yakını uzak ülkelerden ithal edilirler. Özellikle medyum (sıvı karışımlar) denilen ve hücrelerin yaşamını sürdürdükleri ortam çok hassastır.
PH ,Oksijen konsantrasyonu ve daha da önemlisi medyumların soğuk zincir dahilinde getirilmiş olması çok büyük önem arz eder. Kuluçka makinalarının ısısı, nemi, gaz seviyeleri ve temizlikleri de hayati önem taşır. Havada bulunan toz miktarı da gebelik şansını azaltmaktadır. Hava kalitesi düştüğünde düşük oranlarının artığını gözlemlemişizdir. Her laboratuvarda işlemleri bilen personel bulunur. En önemli beceri laboratuarda oluşan sorunları erken tesbit etmektir. İyi bir embriyolog 15-20 yılda yetişir. Tecrübe hayatidir. Laboratuarda oluşan sorunları
erken tesbit eden ve çare üreten kişi iyi bir laboratuar için şarttır. Donasyon.
Tüp Bebek ve Donasyon Tedavisi
2-Tedaviyi Yapan Doktor;

Başarıda en önemli unsurlardan biri de tedaviyi planlayan hekimdir. Hekim hatalarını anlamak nisbeten kolaydır. Örneğin HSG çektirmeden (özel durumlar dışında ) tedaviye başlayan, ilaç dozunu sürekli değiştiren, rezervi iyi olan hastalarda yeteri kadar olgun yumurta elde edemeyen tiroid hormonlarını tesbit edemeyen, yumurta çatlatma günü Progesteron bastırmayan hekim muhtemelen yanlış yapmaktadır. Ayrıca Endometriyumu ciddiye almayan, gereksiz yere hiç bir ultrason ve HSG filmi olmadan Histeroskopi yapıp bir bakalım diyen hekim yanlış seçimdir.

Yine yanlış ilaç seçimi, eski ve demode olmuş protokolleri uygulayanlar, ilaç  kullanım süreleri ve dozlarını yanlış belirleyen hekimler yanlış seçimdir. Meslek hayatımda yurt dışından gelen bir hastanın günde 12 adet ESTRAFEM ilacından kullandığını görmüşüz ve şaşırmışızdır. Bu ilacın dozunu artırınca Endometriyumun kalınlaşacağını düşünmektedirler.

Rahim içinde hiç bir problem olmayan hastaların gereksiz yere rahim içlerini genişletmek amacıyla kesildiğini üzülerek görmekteyiz. ENDOMETRİYOZİS hastalarında 3 aylık hazırlık tedavisi yapılamadan tedavi başlamaktadır. Sonucu olumsuz etkiler. Hekim arkadaşlarımız genel kabul gören makul yenilikler yerine kimsenin ciddiye almadığı Gebelik Aşısı ve Lenfosit aşısı gibi ilave tekniklere başvurmamalıdırlar. Daha önce çok önemli bir yenilik gibi ortaya atılan Yapıştırıcı,Yuvalama(hatching) ,İVM,ROSİ gibi tekniklerin zaman içinde gebelik üzerinde önemli bir katkısı olamadığı anlaşılmıştır.

Tüp Bebek Tedavisinde Anestezi İşlemi

Tüp Bebek Tedavisinde Anestezi İşlemi
Tüp Bebek Tedavisinde Anestezi İşlemi

Tüp Bebek Tedavisinde Anestezi İşlemi ;Korku konuyu bilmemekten kaynaklanır. Günümüz anestezisi son derecede konforlu ve güvenli bir ağrısızlık ve uyku da sağlamaktadır.

Yukarıda sayılan işlemler  bilindiği üzere anestezi altında yapılabilmektedır. Biz de bu işlemlerde anesteziyi tercih etmekteyiz. Anestezi tekniğinde modern bir uyutucu olan Propafol ve Fentanil gibi çok kuvvetli ağrı kesiciler birlikte verilerek yapılır. Anestezi öncesi alınması gereken önlemler hasta tarafından bilinmeli ve anlaşılmalıdır. Anestezi alacak olan hastalar anestezi öncesi 6 saat bir şey yiyip içmemelidir. Burada amaçlanan şey hasta uyuduğunda midesinin boş olmasıdır.

Midenin dolu olması halinde anestezi ile bilincini ve kontrolünü yitiren hasta istenmeyen kasılmalar ile midesindeki sıvıyı iterek tekrar boğazına getirebilir. Ve bu maddeler nefes alma esnasında nefes borusuna ve akciğerlere gider. Bu durum çok tehlikelidir ve asitli mide sıvısı geçtiği solunum sistemi borularını yakar. Yine katı halde nefes borusuna giden gıda parçası bir noktada nefes borusu dallarını tıkar. Hem nefes darlığına yol açar hem de farkına varılmazsa akciğerlerde iltihaplanmaya yol açar.

Tüp Bebek Tedavisinde Anestezi İşlemi

Çok az bile olsa gıda veya sıvı alınması, ciddi risk yaratabilir.

Daha büyük ameliyatlarda ve acil ameliyatlarda hastaların nefse borusuna kapalı sistem bir kateter sokulur. Mide doluysa nazogastrik sondayla mide muhtevası boşaltılır.

Hastalar bu işlemleri yaptırmaya gelirken istenen testleri yanlarında getirmelidirler. Daha önceden istenmekte olan anestezi ile ilgili Narkoz testleri daha modern ilaçlar kullanıldığından terk edilmiştir.

HSG ve yumurta toplama (opu) işlemi çok kısa sürer. 20 yumurta bile toplam 10-15 dakika içersinde rahatlıkla toplanabilmektedir. Bu işlemler nadiren 15 dakikayı geçer.

Hastaların ayılma süreleri yine modern illaçlar ile çok kısalmıştır. Odaya döndüğünde hasta rahatlıkla konuşabilir olmalıdır. Eğer hasta sözlü uyarılara cevap vermezse odada bulunan refakatçi hemen görevliyi çağırmalıdır.

Odada bulunan ve işlemden çıkan hasta nefes alıp vermeli ki bu karnın ve göğüs kafesinin inip kalmasından kolayca anlaşılır. Yine hastanın morarması hakkında acil doktora haber verilmelidir.

Hastalar işlem saatinden en az 30 dakika önce klinikte olmalı ve gerekli formları okuyarak düzenli bir şekilde doldurmalıdırlar. Daha önce geçirilmiş hastalıklar, kullanılan ilaçlar mutlaka formda sorulmasa dahi söylenmelidir.

Yumurta toplama

Yumurta toplama ve TESE-TESA işlemlerinden önce hastanın ve klinikte çalışan tüm personelin sağlığını ilgilendirdiğinden dolayı bulaşıcı hastalık testleri yapılmış ve hazır olmalıdır.

Yumurta toplama işleminde kanama riski olduğundan işleme girmeden önce hastanın kan sayımı ve pıhtılaşmayla ilgili testleri yapılmış olmalıdır.

Acelesi olan hastalar kliniği terk etmeden önce , mide bulantısı ,ağrı, kulak çınlaması, bulanık görme vs. gibi bulgular olduğunda bu belirtileri mutlaka hekimlerine bildirmelidirler.

Cinsiyet Belirleme Tarihçesi – Cinsiyet Tayini

Cinsiyet Belirleme Tarihçesi
Cinsiyet Belirleme Tarihçesi

Cinsiyet Belirleme Tarihçesi;Hepimiz öncelikle bebeğimizin sağlıklı doğmasını isteriz ama bununla beraber bebeğimizin cinsiyetini belirlemek de isteriz. Bebek doğmadan cinsiyetinden emin olamayız. Fakat buna rağmen hamilelikte bebeğin cinsiyeti hep merak konusu olmuştur. Bu nedenle Yunan, Mısır ve antik Çin uygarlıklarından bu zamana insanlar doğacak bebeğin cinsiyetini doğmadan önce öğrenmenin yanı sıra istediği cinsiyette bebek sahibi olma imkanı sağlayacak formüllerin her zaman arayışı içinde olmuşlar.

Cinsiyet Belirleme Tarihçesi

Cinsiyet tayini ile alakalı bir sürü kulaktan kulağa dolaşan uydurma halk öyküleri, hurafeler ve sihirli öneriler ortaya çıkmıştır. Günümüzde bile maalesef sadece bizim toplumumuzda değil en gelişmiş toplumlarda bile bu tür hokkabazlar rağbet görmektedir. Bilimsel olduğunu iddia eden bir kısım metotlarla bazı konunun uzmanları ve otoriteler anne baba adaylarının bu zaafından yararlanarak istedikleri cinsiyette çocuk sahibi olabilmeleri için öğüt ve önerinin yanı sıra yüzde yüz garanti vermektedirler.

Ancak bunların bahsettiği yöntemlerin hiç biri ispatlanmış veya tıbbi geçerliliği olan yöntemler değildir.

Cinsiyet tayininin yani bebeğin cinsiyetinin çiftlerin isteğine göre belirlenmesinin bilimsel olarak mümkünlüğü 1970′lerde Y kromozomu taşıyan spermlerin X’lerden ayrılabileceğinin keşfi ile başlamıştır. O tarihten bu yana anne baba adaylarının  istediği cinsiyette çocuğa sahip olabileceği bilimsel ve gerçekçi yolu açılmıştır.

Tüp bebek

Kıbrıs Ortadoğu ve Balkanlar Tüp Bebek Merkezi Direktörü Dr. Halil İbrahim Tekin, Kıbrıs’ta yapılabilen cinsiyet seçimi ile ilgili bilgiler verdi:

Bir genetik ayıklama yöntemi olan PGT ile bebek doğmadan önce cinsiyetini seçmek mümkün mü?
Embriyo aşamasında, bebek anne karnına girmeden, cinsiyetini belirlemek mümkün. PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı) için tüp bebek uygulamasına ve embriyo oluşturulmasına gerek var. Tüp bebek uygulamalarında cinsiyet seçimi rahatlıkla yapılabiliyor.

YÜZDE 99 BAŞARILI
Bu yöntemden başarılı sonuçlar elde ediliyor mu?
PGT yöntemleri arasında cinsiyet belirleme; yapılan en belirgin seçimlerdendir. Yüzde 99.9 oranında cinsiyeti belirlemede başarı sağlanabiliyor. XX kromozom kız, XY kromozom erkektir.

Anne rahmine XX kromozom yerleştirildiğinde; kadın hamile kalırsa kesin kız çocuğu olur. XY yerleştirildiğinde de erkek çocuk dünyaya getirir. Ancak hastanın gebelik şansı tüp bebek uygulamalarındaki gebelik şansı kadardır. Kadının yaşı ve yumurta rezerviyle bağlantılı olarak değişebilir. Rahime yerleştirilen embriyo tutmayabilir. Ama tutarsa bebeğin cinsiyeti mutlaka seçildiği gibi; kız ya da erkek olur.

Tıp dünyası neden bu konuyu tartışıyor?

Öncelikle sadece doğacak çocuğun cinsiyetini belirlemek için tüp bebek ve PGT uygulaması yapılmasının ne derece doğru ve etik olduğu tartışılıyor. Tüp bebek uygulamalarının oldukça güvenli olması nedeniyle, tüp bebek yapılması kabul edilebilir bir uygulama olabilir. Hayati tehlike ve önemli komplikasyon riski son derece azdır. Aile dengelenmesi amacıyla oğlu olanların kız, kızı olanların da oğlan çocuk isteyebiliyor. Bu nedenle PGT yapılması; bazı çevrelerce etik görülmesine rağmen, karşı cinse ait embriyoların atılacağı fikri yanlış görülüyor.

PGT, aile planlama yöntemi olarak kullanılabilir mi?

İlk bebek için cinsiyet seçimi, tüm dünyada genel olarak kabul görmüyor. Daha önce tüp bebek ile gebe kalmış veya normal yoldan gebe kalmış, ancak ikinci bebek için tüp bebek gerektiren çiftlerde ise; karşı cinsin seçilmesi etik açıdan kabul edilebiliyor. Bu durumda genelde kız çocuğu olanların erkek, erkek çocuğu olanların ise kız seçecekleri düşünülürse; dengesiz bir dağılım olmayacaktır.

Kısır olan bu çiftlerde, arta kalan embriyoların daha sonra kullanılmak amacıyla dondurulup saklanabilme olanağı da vardır. Bir cinse ait çok sayıda çocuğu olan çiftlerde ise (örneğin 6 erkek veya 6 kız) tüp bebek ve PGT ile cinsiyet seçimi yapılması, başka etik tartışmalar yaratacak önemli bir konudur. Karşı cinse ait embriyoların yok edilmesi problemi ortaya çıkmaktadır.

Cinsiyet seçiminin belirli şartları var mı?
Dünyadaki genel uygulamaya göre; cinsiyet seçimi yaptıracak ailelerin daha önce en az 2 çocuğu olması şartı aranıyor. 2 çocuğu da aynı cinsiyetteyse, 3. çocuğun farklı cinsten seçimi yapılabiliyor.

ETİK Mİ, DEĞİL Mİ?

Cinsiyet seçimi dünyanın nüfus dengesini bozabilir mi?
Cinsiyet seçiminin genel popülasyondaki erkek-kız oranını nasıl etkileyeceği tartışılıyor. Bu uygulamaların geniş çapta kullanılmasıyla, çeşitli kültürlerde tercih edilen cinsiyet olan erkeklerin artacağı kuşkusu olsa da; uzun vadede bunun dengeleneceği ve tercih edilen cinsiyetin kız olacağı düşünülmektedir. Mevcut tüp bebek uygulamalarının genel popülasyondaki oranına bakılacak olursa; bugün için bu önemli bir sorun gibi görünmemektedir.

Cinsiyet seçimini savunanlar, bunun genelde artan dünya nüfusuna bir denge getireceğini ve ailelerin genellikle karşı cinsten 2 çocuğa sahip olduktan sonra, artık çocuk yapmayacaklarını söylemektedir. Cinsiyet seçimini savunanların diğer bir tezi ise; istenmeyen cinsten olan çocukların daha az sevgi ile yetişeceği ve hatta karşı cinse ait çocukların cinsiyet saptandıktan sonra düşükle sonuçlanabileceğidir. Sonuç olarak;’ cinsiyet seçimi etik mi, değil mi?’ sorusunun basit bir cevabı olmadığı ve her iki tezi savunanların da haklı oldukları noktalar olduğu görülmektedir.

HİNDİSTAN’DA SERBEST

Bu uygulama Türkiye’de yasak. Kıbrıs’ta serbest mi?
Bazı genetik hastalıklar yalnızca kız ya da erkek çocuklarda ortaya çıkabiliyor. Bu durumda doktor raporu ile gerekli olduğu kanıtlanırsa, Türkiye’de de laboratuvarlarda rahatlıkla cinsiyet seçimi yapılabiliyor. Kıbrıs’ta ise; bu konudaki yasaklar daha az sınır getiriyor. Bu yüzden uygulama daha rahat şekilde gerçekleştirilebiliyor.

Dünyanın bazı ülkelerinde bu teknik zaten bir doğum kontrol yöntemi olarak kullanılıyor. Mesela Hindistan’da… İsrail’de de bu yöntem serbest. Devlet denetimindeki merkezlerde bir çocuğu olan aileler, karşı cinsten çocuk isterlerse bunu PGT ile seçtirebiliyorlar.

Endometriozis Nasıl Tedavi Edilir?

Endometriozis Nasıl Tedavi Edilir
Endometriozis Nasıl Tedavi Edilir

Endometriozis Nasıl Tedavi Edilir;Endometriozis karın içinde veya dışında her hangi bir organın üstünde normalde sadece rahim içerisinde bulunması gereken hücre ve dokuların bulunmasıdır. Bu dokular hormonlara duyarlı olup bazen adet kanamasına benzer bir şekilde dökülerek kanama yapabilirler. Görüntü olarak minik siyah nokta şeklinden düzensizlikler kırmızı damarlanma şekline kadar değişik özellikler gösterebilir.

Endometriozis Nasıl Tedavi Edilir?

Endometriozis Teşhis

Teşhis koymak bir kaç şekilde olabilmektedir. Ameliyat esnasında gözle görerek teşhis konabilir. Eğer kistleri varsa içerisinde çikolata kıvamında ve renginde sıvı olur. Bu kistler çok kolayca patlarlar. Ayrıca ultrason yapılırken tecrübeli gözler bu kistleri tanımlayabilirler. Şüpheli durumlarda sitopatolojik inceleme ile kesin teşhis konur.Yine yan belirtiler tanıya yardımcı olur. Bu hastalık genellikle batın içerisinde yaygın yapışıklıklara sebep olur. Yapışıklıklar ilişki ve kadın doğum muayenesi yapılırken ağrıya sebep olur. Belli ağrı kesiciler bile ağrıyı geçirmezler. Tecrübeli bir hekim kolaylıkla bu hastalıktan şüphelenebilir.

Endometriozis Belirtileri

Birinci belirti karın ağrısıdır. Bu ağrı adet döneminde ve ilişkide ortaya çıkar. Az bir oranda ise sürekli ağrı vardır. Hastaların adet döneminde Ponstan adlı ilaçla bile hastaların ağrısı geçmezse Endometriozis ten şüphelenmek doğrudur. Yıllar içerisinde bu ağrıların artarak sürdüğü hastalar tarafından ifade edilir. Çok ilerleyen vakalarda bulantı, yorgunluk, kilo kaybı gözlenir. Yine bağırsaklarda yapışıklık yapan tiplerinde kabızlık veya ishal çok nadiren gözlenir. Şişme ve bağırsaklarda gaz oluşumuna yol açabilir.

Göbekte ve vagina dışında görüldüğünde adet dönemlerinde bu odaklardan kan gelebilir. Sezaryen yapılan bölgede, rahimde yerleşirse hasta hiç geçmeyen hafif kanamadan şikayetçi olabilir.

Yine komşuluk yoluyla mesanede komşuluk olursa idrarla birlikte kan çıkması ve hatta idrar yaparken ağrı yani disüri yapabilmektedir. Çok çok nadir olarak ta yerleştiği organa ait bulgulara sebep olmaktadır.

Endometriozis Sebebi (ETİYOLOJİ)

Sebebi tam olarak anlaşılmamış bir hastalıktır. Bir takım teoriler vardır ancak hiç biri kesin değildir. Adet kanıyla ters akım olursa batın içine yayılacağı düşünülmüştür. Ayrıca embriyolojik dönemden kalma hücre artıklarının bu bölgelerde büyüdüğü iddia edilmiştir.

Cerrahi yara üzerinde yine bulaşma yoluyla olabileceği düşünülmektedir ki akla yatkındır. Ancak diğer yerlerdeki hastalık odaklarını açıklamaya yetmez.

Kan yoluyla hücrelerin yayıldığı da düşünülmektedir.

Başka bir teoriye göre de endometriyumdakine benzer hücreler immun sistem tarafından tanınır ve rahim içi haricindeki yerlerde yok edilir. Bu hastalıkta ise olmamaktadır.

GÖRÜLME SIKLIĞI (İNSİDANS)

Dünya üzerinde 175 milyon kadında bu hastalığın kısırlığa yol açtığı hesaplanmıştır. Bu hastalığı taşıyan kadınların sadece üçte birinde üreme fonksiyon bozuklukları görülmektedir.

Yumurta Donasyonu (Nakli) Fiyatları

yumurta donasyonu fiyatları
yumurta donasyonu fiyatları

Yumurta donasyonu fiyatları (yumurta nakli) tedavisinde tüp bebek tedavisinde uygulanan yöntemlerin tamamı uygulanır. Donörden ilaç desteği ile büyütülen yumurtalar alıcı anne adayının eşinin spermiyle döllenerek adayın rahmine yerleştirilmesi işlemidir. Yaklaşık 10 yıldır yaygın olarak uygulanan bir tüp bebek yöntemidir.

Yumurta donasyonu işlemi

Pek çok kadın artık çeşitli sebeplerden dolayı yumurtalıklarından operasyon geçirmektedir. Yumurtalık dokusunun bir kısmını veya tamamını kaybetmektedir. Bu durum aynı zamanda doğurganlığın azalmasına sebep olmaktadır. Bunun yanı sıra genetik rahatsızlıklardan dolayı yumurta oluşumu zayıf ya da doğuştan yumurtalıkları gelişmemiş olabilir. Ancak sağlıklı bir rahme sahip olan kadınlar veya buna benzer durumlarda, yumurta donasyonu tedavisi anne olma sansını kendilerine sağlamaktadır.

Bu tedavi ile anne olmak yani yumurta donasyonu (yumurta nakli)

Türkiye’de ve bir çok ülkede de yasak olduğundan dolayı hastaların bu tedaviyi izin verilen ülkelerde yaptırmasına sebep olmaktadır. Bu tedavi için tercih edilen yerlerin başında Kıbrıs gelmektedir. Merkezimizde son teknoloji ve dünya standartlarındaki embriyoloji laboratuarı ve deneyimli personelimizle yumurta donasyonu tedavisi işlemi ile sizlerin anne ve baba olmanızı sağlamak düşüncesindeyiz.

Çocuk özlemi çeken çiftlere doktorumuz Op. Dr. Halil İbrahim Tekin, alanında uzman çalışma arkadaşlarıyla size uygun tedavi yöntemini belirleyip anne adayına en uygun, sağlıklı ve genç donörlerden alınan iyi kalitede yumurtalar ile bu özleme son verip anne, baba olmanıza yardımcı olmaktadır.

Yumurta donasyonu fiyatları ;

Kıbrıs merkezlerine göre değişmekte olup 5000 EURO ile 10000 EURO arasında değişmektedir. Yumurta donasyonu fiyatları içersinde uçak biletleri, konaklama bedeli ve transfer ücretleri bu maliyetin üzerine eklenmektedir. Kıbrısta konaklama için Girne, Lefkoşe ve Magosa Otelleri mevcuttur. Kıbrısta Konaklamak isteyen hastalarızın Konaklama sayfamızdan bilgi edinebilirler. Uçak biletleri mevsime göre artış veya düşüş gösterebilmektedir. Daha çok kış aylarında uygun bilet bulunmakta olup yaz aylarında kıbrıs’a turizm amacı ile seyahat edilmektedir.

Hassas bir durum nedeni ile kaygılarınızı en hafife indirmek belirlenen harcamaları tedavi şeklini ve konuyla ilgili diğer bütün soru ve sorunlarınızı görüşmek için bizimle iletişime geçebilir daha detaylı bilgiler alabilirsiniz.