Kategori: Blog

Home Blog Page 52

Hamilelikte 1. Ay

Gebeliğin başlangıcı ile bitişi arasında geçen süre 280 gün kabul edilir. Son adet tarihinin ilk gününden itibaren sayılmaya başlanır. Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi olarak hamilelikte 1. ay ile ilgili bilgilendirme yazımızdır. Gebeliğin ilk ayı, anne adayının son regl tarihinden ortalama 14 gün sonra yumurtlama olduğu ve 21. Günü  Rahime embriyonun yerleştiği düşünülür.Dolayısıyla gebeliğin ilk ayı aslında sona adet tarihinin 3 hafta sonrasıdır. Hamilelikte 1. ay başlangıcında yumurtlama gerçekleşmektedir. Sperm ile yumurtanın döllenmesi ise zigot hücresini oluşturmaktadır. Zigot hücresi bölünmeye başlamakta ve rahim iç duvarına yerleşmektedir. 4. – 5. haftalar arasında embriyo haline gelmeye başlamaktadır. Anne adayı gebe kalmayı istiyorsa, ilk dönemler kendini oldukça mutlu ve heyecanlı hissedecektir. Genellikle bu dönemde anne adayı hayatında düzenleme yapmaya, araştırmaya ve bebeği için önlemler almaya başlamaktadır. Anne adaylarının bir diğer eğilimi ise bebeğin doğum tarihi hakkında fikir sahibi olmak istemeleridir. Hazır takvimleri kullanarak veya son regl döneminizin ilk gününe 280 gün ekleyerek bebeğin doğum tarihi hakkında bilgi sahibi olmanız mümkündür. Hamileliğin Birinci Ay Belirtileri Hamileliğin ilk ay belirtileri genellikte 4. hafta ile birlikte başlamaktadır. Bebeğin ilk oluşum aşamasında anne adaylarında herhangi bir his veya belirti söz konusu değildir. Bazı anne adayları ise hamile kaldıklarını anlayabilmektedir. Bununla birlikte 4. haftaya gelindiğinde kahverengi lekelenmelerin başlamasıyla hamileliğin ilk belirtileri de gün yüzüne çıkacaktır. Kahverengi lekelenmeler embriyonun rahim duvarına yerleşmesi ile meydana gelmektedir. Hamilelikte ilk ay kadının regl günü geçmektedir. Bu sayede anne adayları hamile olabileceklerini düşünerek gebelik idrar testi yapmaktadır. Ancak önemle belirtmek gerekir ki, idrar testinde 3-4 haftalık gebelikler görülmeyecektir. Bununla birlikte silik çizgi görmeniz de mümkündür. Silik çizgi hamile olduğunuza işaret etmektedir. Bu durumda doktorunuza başvurmanız gerekmektedir. Doktorunuz kan testi yaparak hamile olup olmadığınız hakkında net bir cevap verecektir. Ayrıca hamilelik hormonu Beta HCG seviyeleri hakkında da fikir sahibi olarak hamilelik sürecinizi inceleme fırsatı yakalamaktadır. İlk aylık hamilelikte Beta HCG değerleri gebeliğin tekil yada çoğul olmadı sebebiyle 3-3426 (mIU/L) arasındadır. Bu değerler normal kabul edilmekle birlikte her anne adayının kendi nezdinde farklılık gösterebilmektedir. Hamileliğin ilk ayında hissedebileceğiniz belirtiler şu şekilde sıralanabilmektedir: • Bel bölgesinde yağlanma başlayabilmektedir. Çünkü hamilelik hormonları salgılanmaya başlamıştır. Bu hormonlar bedeni olası kıtlık riskine karşı korumaktadır. • Anne adayının metabolizması ve kan dolaşımı hızlanmaktadır. • Yorgunluk ve uyku hali en sık rastlanan belirtilerden birisidir. • Mide bulantısı ve kusma problemi oluşabilmektedir. • Anne adayları karın ve kasık bölgesinde ağrı hissedebilmektedir. Hamileliğin Birinci Ayında Ultrason Görüntüsü  Gebeliğin ilk ayında ultrason görüntüsü alınabilmesi için vajinal ultrason muayenesi yapılmaktadır. İlk ay ultrason görüntüsü alınabilmesi için hamileliğin 4. haftaya ulaşmış olması gerekmektedir. İlk hafta ve ikinci hafta henüz bebek oluşmamaktadır. Bebek oluşumu üçüncü haftayla birlikte başlamaktadır. Embriyoyu ise 4. hafta görebilmek mümkündür. Bu dönemde embriyo amniyon sıvının yer aldığı amniyon kesesi içerisindedir. İlk Gebelik Muayenesinde Yapılan İşlemler  İlk hamilelik muayenesinde yapılan işlemler hakkında da bilgi sahibi olmak, anne adayları için önemlidir. Bu nedenle konu hakkında bilgi vermek gerekmektedir. Hamileliğin ilk ayında genellikle doktor başvurusu, hamilelik muayenesi şeklinde değil, hamilelik şüphesini netleştirmek için olmaktadır. İlk dört hafta içerisinde bebeğin kalp atımı hakkında bilgi sahibi olmak mümkün değildir. Gebelik durumu netleştikten sonra ilk gebelik muayenesinde yapılan işlemler şu şekilde sıralanabilmektedir: • Annenin genel fiziki durumu muayene edilmektedir. • Genetik, tıbbi ve psikoseksüel etkenlerin gebelik dönemindeki riskleri saptanmaktadır. Anne adayının hamilelik dışında bir sağlık sorunu olup olmadığı araştırılmaktadır. Böyle bir sorun görülmesi halinde ise bu durumun gebeliğe etkileri üzerine bir araştırma yapılmaktadır. Bebeğin tahmini doğum tarihi hesaplanmaktadır. Anne adayının gebeliğinin başlaması ile birlikte doktorlar ilaç kullanımı, röntgen gibi durumlar ve beslenme hakkında ayrıntılı bir şekilde bilgilendirme yapmaktadır. Bu süreçte anne adayı bilinçlendirilerek bebeğe ve gebeliğe zarar verebilecek durumlar bertaraf edilmektedir. Gebelik, egzersiz ve kilo alımı gibi konular da annenin bilgi sahibi olması gereken konulardır. Hamileliğin Birinci Ayında Bebeğin Durumu Gebeliğin ilk ayında bebeğin durumu, anne adaylarının en merak ettiği konulardan birisidir. Hamilelikte 1. ay bebeğin durumu hafta hafta şu şekilde sıralanabilmektedir: İlk Hafta: İlk hafta henüz gebelik oluşmamıştır. İlk hafta anne adayının rahmi gebelik sürecine hazırlanmaktadır. İkinci Hafta: İkinci hafta hazırlanmış rahme, döllenmiş yumurta düşmektedir. Üçüncü Hafta: Anne adayının tam olarak hamile olduğu söylenebilmektedir. • Dördüncü Hafta: Dördüncü hafta bebek ultrasonda görülebilmektedir. Anne adaylarının regl döneminde gecikme yaşadığı hafta bu haftadır. Gebeliğin Birinci Ayında Beslenme Önerileri Hamileliğin ilk ayında beslenme önerileri, sağlıklı bir hamilelik geçirmek için önemlidir. Doktorunuz ilk muayenelerde tarafınıza beslenme hakkında bilgi verecektir. Genel bir bilgi sahibi olmanız adına hamilelik döneminde beslenme önerileri şu şekilde sıralanabilmektedir: • Lifli gıdalar tüketmeniz, kabızlık problemini çözmenize yardımcı olacaktır. Elma lifli gıdalardan birisidir. • Ispanak demir, C vitamini ve folik asit açısından zengin bir besindir. Bu sayede bebeğin omurgasını korurken anne adayının da enfeksiyonlarla baş etme kabiliyetini arttırmaktadır. • Süt ve süt ürünlerini tüketmeye özen göstermelisiniz. Bu ürünler kalsiyum, vitamin ve mineral açısından zengindir. • Tam tahıl ürünlerini tüketmek önemlidir. Kilo endişesiyle kompleks karbonhidrat alımını bırakmak doğru bir tercih olmayacaktır. Kafein oranı yüksek içecekler tüketmemeniz gerekmektedir. Siyah çayı açık ve limonlu tüketmelisiniz. Yemeklerin yanında tüketmemeniz ise önemlidir. Günlük 2 litre su içmeye özen göstermelisiniz. Hamileliğin Birinci Ayında Dikkat Edilmesi Gerekenler Gebeliğin ilk ayında dikkat edilmesi gereken durumlar, anne adayının daha bilinçli bir gebelik geçirmesi için önemlidir. Bu durumlar şu şekilde sıralanabilmektedir: • Folik asit, bebeğin omurilik yapısının sağlıklı bir şekilde gelişmesine destek olan önemli vitaminlerden birisidir. Gebelik durumu netleştirildikten sonra genellikle doktorlar anne adayına folik asit takviyesi tavsiye etmektedir. Ancak daha sağlıklı olanı gebe kalmadan 3 hfta önce folik asit  içeren ilaçlara başlatılmasıdır.Bu öneriye mutlaka kulak vermeniz ve özellikle ilk üç ay aksatmadan kullanmanız gerekmektedir. • Önceden gebelik, düşük tehlikesi, preeklampsi gibi sorunlar yaşadıysanız, bu konu hakkında doktorunuzu bilgilendirmeniz oldukça önemlidir. Gebeliğin ilk ayında düşük olması durumunda anne adayının bu durumu çok net hissettiğini söylemek mümkün değildir. Anne adayının önceki gebelik problemleri hakkında doktorunu bilgilendirmesi, hem sonraki sürece hazırlıklı olmak ve hem de mevcut süreci değerlendirmek için önemlidir. • Hamilelik döneminde anne adayları iç güdüsel olarak hayatında bazı değişiklikler yapmaya ve bebeğini korumaya yönelmektedir. • Hamile olunduğunu öğrenen annenin sigara ve alkol gibi bağımlılıklarını terk etmesi gerekmektedir. • Hamilelik sürecinde anti depresan ilaçları dahil olmak üzere hiçbir ilacın kullanılmaması önemlidir. İlaç kullanımı konusunda mutlaka doktora danışılmalıdır. Hamileliğin İlk Ayında Doktora Başvurulması Gereken Durumlar Hamileliğin ilk döneminde doktora başvurulması gereken durumlar bulunmaktadır.  Bu durumlar meydana geldiğinde, vakit kaybetmeden değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi önem arz etmektedir. Bu nedenle konu hakkında bilgi verilmesinde fayda bulunmaktadır. Hamilelikte 1. ay doktora başvurulması gereken durumlar şu şekilde sıralanabilmektedir: •Kasıklarda şiddetli ağrı •Şiddetli mide bulantısı ve kusma Vajinal kanama Parça düşürme •Yüksek ateş •İdrar yaparken yanma hissi •İdrara çıkamama durumu Şiddetli kabızlık durumu

Folik Asit Nedir?

Folik Asit Nedir? Folik asit olarak bilinen vitamin, B vitaminin farklı formlarından birisi olarak adlandırılmaktadır. Hamilelik döneminde takviye olarak alındığı bilinmektedir. Farklı alanlarda da alınmakta olan folik asit özelliklerinin şu şekilde olduğu bilinmektedir: B vitamini çeşitlerinden birisidir. Suda çözünebilir bir özelliği bulunmaktadır. Tropikal olan mevsimlerde yaşayan kişilerde eksikliğinin daha fazla görüldüğü bilinmektedir. Eksikliği nedeniyle kemik ve iskelet yapısında hasar oluşturabilmektedir. Gebelik döneminde takviyesi bebeğin sağlıklı gelişimi için oldukça önemlidir. Herhangi bir yan etkisi olmadığı bilinmektedir. Normal olarak belirlenen folik asit değerinin 10 ila 30 mg arasında olduğu bilinmektedir. Bu değer, 7 nmol / L karşılık gelmektedir. Bu özelliklerin tümü göz önünde bulundurulduğunda folik asit için, vücudun gereksinim duyduğu temel vitaminlerden olduğu söylenmektedir. Bu nedenle her yaş grubu için eksikliğinin problem oluşturduğu bilinmektedir. Folik Asit Ne İşe Yarar? Folik asit, B vitaminleri arasında yer alan ve vücudumuz için oldukça önemli olan bir besin öğesidir. Folate veya folasin olarak da bilinen folik asit, vücutta DNA ve RNA’nın sentezinde görev alır. Ayrıca hücre bölünmesi ve büyümesi için de gereklidir. Folik asitin en önemli görevlerinden biri, gebelikte bebeğin sağlıklı gelişimine katkıda bulunmasıdır. Folik asit eksikliği durumunda bebeğin omuriliği ve beyin dokusunun doğru gelişememesi nöral tüp defektlerine yol açabilir. Bu nedenle, hamile kadınlar folik asit takviyesi almalıdır. Folik asit ayrıca kalp sağlığı için de önemlidir. Homosistein adı verilen bir amino asit, folik asit seviyeleri düşük olan kişilerde yüksek seviyelere ulaşabilir. Yüksek homosistein seviyeleri, kalp hastalığı riskini artırabilir. Folik asit takviyesi almak, homosistein seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir ve kalp sağlığı için faydalı olabilir. Folik asit aynı zamanda kanser riskini azaltmaya da yardımcı olabilir. Özellikle kolon kanseri riski, folik asit takviyesi alan kişilerde daha düşüktür. Folik asit eksikliği belirtileri nelerdir? Folik asit eksikliği belirtileri arasında yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi, depresyon ve unutkanlık yer alabilir. Yetersiz folik asit alımı, kansızlık, ishal, ülserler ve ağız içi yaralar gibi sorunlara da yol açabilir. Folik asit eksikliği, gebelikte önemli bir sorun olabilir ve düşük doğum ağırlığı, nöral tüp defektleri ve diğer ciddi doğum kusurlarına neden olabilir. Folik asit eksikliğinin belirtileri şunlar olabilir: Yorgunluk ve halsizlik Soluk cilt Dil ülserleri Baş ağrısı İştah kaybı İshal Nörolojik sorunlar Folik asit eksikliği hamile kalmayı planlayan kadınlar için özellikle endişe vericidir. Nöral tüp defektleri gibi doğum kusurlarının riskini azaltmak için, gebe kalmadan önce folik asit takviyesi yapmak önemlidir. Ayrıca, folik asit açısından zengin gıdalar tüketmek, folik asit takviyeleriyle birlikte önerilir. Folik Asit Ne Zaman Alınmalı? Folik Asit Nedir? Folik asit, B grubu vitaminlerinden biridir ve vücudun sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için gereklidir. En önemli görevi, hücrelerin yenilenmesi ve DNA sentezi sürecinde yer almaktır. Folik Asit Eksikliği Folik asit eksikliği, kansızlık, halsizlik, baş ağrısı, iştah kaybı, dilde şişme, mide bulantısı ve ishal gibi belirtilerle kendini gösterir. Hamile kadınlarda ise bebeğin doğum kusurları riski artar. Folik Asit Ne Zaman Alınmalıdır? Folik asit, normal koşullarda besinler yoluyla alınabilir, ancak bazı durumlarda takviye olarak da alınması gerekebilir. Bu durumlar şunları içerir: Hamilelik planlaması: Hamile kalmayı planlayan kadınların folik asit takviyesi alması önerilir. Folik asit takviyesi, bebekteki doğum kusuru riskini azaltır. Hamilelik dönemi: Hamile kadınlar, gebeliğin ilk üç ayında folik asit takviyesi almaları önerilir. Bu, bebeğin doğum kusuru riskini azaltır. Lifli diyetler: Lifli diyetler folik asit emilimini azaltabilir, bu nedenle lifli diyetler yapan kişilerin takviye olarak folik asit alması önerilir. Bazı ilaçlar: Bazı ilaçlar, folik asit emilimini azaltabilir. Bu nedenle, ilaç kullanan kişilerin doktorlarına danışarak folik asit takviyesi almaları önerilir. Folik Asit Alırken Nelere Dikkat Edilmelidir? Folik asit takviyesi alırken, önerilen dozajı aşmamak önemlidir. Ayrıca, folik asit takviyesi alırken şunlara dikkat etmek gereklidir: Başka bir vitamin veya mineral takviyesi almak: Folik asit, diğer vitamin ve minerallerle etkileşime girerek faydalarını artırabilir. Bu nedenle, folik asit takviyesi alırken diğer vitamin veya mineral takviyeleri almak da önerilebilir. Folik asit nelerde bulunur? Folik asit, yeşil yapraklı sebzeler, kuru fasulye, mercimek, nohut, ıspanak, brokoli, portakal suyu, fındık ve tam tahıllı ekmek gibi birçok besinde doğal olarak bulunur. Ancak, hamile kadınlar ve folik asit eksikliği olan kişiler takviye almalıdır. Sonuç olarak, folik asit vücudumuz için oldukça önemli bir besin öğesidir. Hamile kadınlar bebeğin sağlıklı gelişimi için folik asit takviyesi almalıdır. Ayrıca, kalp sağlığı ve kanser riski gibi konularda da faydalı olabilir. Folik Asit Neden Gereklidir? Folik asitin gerekliliği, vücudun yeni hücreler üretmesi ve kan akışının daha sağlıklı bir biçimde yürütülmesi açısından önemli olmaktadır. DNA sentezi olarak bilinen işlemin vücut tarafından yapılabilmesi için vücutta yeterli miktarda folik asit bulunması gerekmektedir. Folik asidin DNA üzerindeki etkisi, kanser hücresi oluşumunu da önlemektedir. Bu nedenle folik asit değerinde eksiklik görülmesi sonucu kanser oluşumunda daha büyük risk faktörü oluştuğu bilinmektedir. Folik asidin vücuttaki kırmızı ve beyaz olarak bilinen kan hücrelerinin yeterli miktarda üretilmesine yardımcı olmaktadır. Bu hücrelerin genel olarak anemi rahatsızlığının da önlenmesi adına üretiminin gerekli olduğu bilinmektedir. Her yaş grubu için bu değerler önem arz etmektedir. Folik asidin gerekliliği farklı hastalıkların yansıması olarak da oluşabilmektedir. Kan ve kemik hastalıklarının sonucu olarak da folik asit eksikliğinin söz konusu olduğu bilinmektedir. Bu nedenle gereklilik durumunun da kişiden kişiye değiştiği bilinmektedir. Folik Asit Eksikliği Nasıl Anlaşılır? Folik asit eksikliğinin belirtileri, bünyeye göre farklılık göstermektedir. Genel olarak vücutta folik asit eksikliğinin oluştuğu şu belirtilerin iki ya da daha fazlasının görülmesi ile anlaşılabilmektedir: Kronik yorgunluk ve halsizlik hali Ani sinirlenmeler İshal Kaslarda güçsüzlük ve yorgunluk hali Vücutta ve uç noktalarda karıncalanma, uyuşukluk hissedilmesi Mide bulantısı, kusma Bağ ağrısı veya baş dönmesi Nefes darlığı, nefes almada güçlük Kilo kaybı Mide ve bağırsakta sancı Ani kilo kaybı Hızlı kalp atışları Ciltte iltihaplanma oluşması Ağız köşelerinde çatlaklar Tüm bu belirtilerin sıklık ve şiddetine bağlı olarak eksiklik değerleri de farklılaşmaktadır. Folik asit eksikliğinin artması nedeniyle belirtilerin de daha fazla şiddetlenmesi söz konusu olabilmektedir. Belirtilerin genel olarak folik asit eksikliğinde görülmesi gibi aynı zamanda folik asit fazlalığından da kaynaklandığı bilinmektedir. Bu nedenle ortalama bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Folik asit seviyesini kan tahlilleri aracılığıyla öğrenmek mümkündür. Hangi Besinlerde Folik Asit Vardır? Folik asit barındıran yiyecekler, günlük porsiyonlarına göre farklılaşmaktadır. Düzenli olarak tüketilmesi halinde vücuttaki eksikliğin giderilmesine yardımcı olacak besinler şu şekilde sıralanmaktadır: Baklagiller olarak bilinen fasulye, mercimek, bezelye gibi yiyeceklerin tüketilmesi folik asit ihtiyacının karşılanması adına oldukça önemlidir. Kuşkonmazın pişirilmiş olarak tüketilmesi, yaklaşık %34 oranında folik asit eksikliğinin

Çin Takvimi ile Cinsiyet Belirleme

Çin takvimiyle bebek cinsiyeti öğrenme, eski zamanlardan beri uygulanan geleneksel metotlardan bir tanesidir. Sadece varsayımlar üzerinden ilerleyen Çin takvimiyle cinsiyet öğrenme uygulamalarında, anne adaylarının yaşları ve gebe kaldıkları tarihler dikkate alınmaktadır. Yüzyıllar boyunca süregelen bir geleneğin devamı olan Çin takvimiyle cinsiyet öğrenme uygulamalarında, anne adaylarının hangi aylarda gebe kaldığı dikkate alınmaktadır. Herhangi bir kesinliği bulunmayan Çin takvimi cinsiyet belirleme işlemlerinde, sadece varsayım ve tahminler dikkate alınmaktadır. Kişilerin üzerinden yapılan tahminler, her zaman doğru sonuçlar doğurmasa da bebeğinin cinsiyetini öğrenmede acele eden ve tahmin yürütmek isteyen anne adayları için fikir kaynağı olabilir. Çin takvimiyle cinsiyet öğrenmek için yapılması gerekenler ve Çin takviminin genel özellikleri, yazı başlıkları içerisinde detaylı şekilde ele alınmıştır. Çin Takviminin Özellikleri Nelerdir? Çin astrolojisi takvimi olarak da adlandırılan Çin takvimi, yüzyıllar önce geliştirilen ve bugün dahi Çin tarafından aktif şekilde kullanılan, takvim türüdür. İçerisinde 12 yıl bulunan Çin takviminde, ayların her birisi için bir hayvan ismi kullanılmıştır. Burçların ve astrolojinin gelişimi için Çin tarafından hala Çin takvimi dikkate alınmaktadır. 12 farklı hayvandan meydana gelen Çin takviminde, her bir hayvan bir yılı temsil etmektedir. Hayvanların oluşturduğu halkadan meydana gelen Çin takvimi, her yıl farklı bir hayvan tarafından temsil edilmektedir. Normal takvim üzerinden ilerleyen astroloji ve burç hesaplamalarına, ek olarak, Çin takvimi de alternatif özellik göstermektedir. 700 yıl boyunca, doğacak çocukların cinsiyetini belirlemek, isimlerini koymak ya da karakteristik özelliklerini hesaplamak amacıyla, Çin takvimi verileri dikkate alınmıştır. Çinliler tarafından hala cinsiyet belirlemek amacıyla kullanılan Çin takvimi, hamile kalınan aylara ve kadınların özelliklerine bağlı olarak, bebek cinsiyetleri hakkında ilgi vermektedir. Çin Takvimindeki Hayvanların İsimleri Nelerdir? Çin takvimi yıllarını temsil eden hayvanlar, 12 farklı kolda yer almaktadır. Her yıl için farklı bir simgeleyici özelliği gösteren Çin takvimindeki hayvanlar, aşağıda sırasıyla belirtilmiştir: Fare Manda Kaplan Tavşan Ejderha Yılan At Keçi Maymun Horoz Köpek Domuz Yukarıdaki sıralama, Çin takvimindeki yılları temsil etmektedir. Hayvanların sıralanış şekilleri aynı şekilde ilerlerken, her yıl farklı bir hayvanın temsil ettiği yılın içerisinde olunmaktadır. Çin takvimi sıralaması, 12 yılda bir olacak şekilde tekrarlanmaktadır. Çin Takvimiyle Bebek Cinsiyeti Nasıl Belirlenir? Çin takvimiyle cinsiyet öğrenmek için belli başlı kriterler dikkate alınmaktadır. Annelerin yaşları, hamile kalınan ay ve gün, Çin takvimine göre hangi hayvan yılı içerisinde hamile kalındığı gibi etkenler, doğacak bebeğin cinsiyetini öğrenme konusunda bilgi vermektedir. Bugün dahi kullanılan alternatif yöntemlerden biri olan Çin takvimiyle cinsiyet belirleme uygulaması, tıbbi açıdan herhangi bir kesinlik barındırmamakta ve gerçek olarak kabul edilmemektedir. Halk arasındaki inanış sebebiyle kullanılmaya devam eden bu yöntem, sadece varsayımlardan ibarettir ve kanıtlanamaz. Çin takvimi kullanılarak bebeklerin cinsiyetini öğrenmek için aşağıda belirtilen kriterler dikkate alınmaktadır: Annenin doğduğu gün Annenin doğduğu ay Annenin doğum yılı Hamile kalınan ay Yukarıdaki bilgiler kullanılarak, doğacak bebeğin cinsiyeti hakkında çıkarımlar yapılmaktadır. Çıkacak sonuçların sadece %50 oranında doğruluk payı olduğunun unutulmaması ve Çin takvimi üzerinden öğrenilen cinsiyetlerde yanılma payı olduğunun bilinmesi, ilerleyen zamanlarda karşılaşılacak hataların önüne geçmektedir. Sadece bir çıkarımdan ibaret olan Çin takvimi, bebeğin cinsiyetini belirleme konusunda herhangi bir kesinlik sunamamaktadır. Bebek cinsiyetlerinin öğrenilmesi için 15 haftalık gebe olunması yeterlidir. Ultrasonografi görüntülemeleri kullanılarak bebeğin cinsiyeti hakkında %100 kesin sonuçlar elde edilmektedir. Sadece Çin takvimi hesaplamasından elde edilecek veriler, kişilerde hayal kırıklığına ve yanılmalara yol açmaktadır. Çin Takvimine Göre Erkek Bebek Sahibi Olmak İsteyenlerin Ne Zaman İlişkiye Girmesi Gerekir? Erkek bebek sahibi olmak isteyen kişilerin, Çin takvimi inanışlarına göre gebelik planlaması yapması herhangi bir değişiklik oluşturmayacaktır. Tamamen varsayım üzerinden bilgiler sunan Çin takvimi, doğacak bebeklerin cinsiyeti konusunda %50 oranında ihtimal taşımaktadır. Çin takvimi ya da farklı takvimler üzerinden belirlenen bebek cinsiyetleri, %50 oranda olma ihtimali taşıdığından, bebeklerin kız ya da erkek olmasında takvimlerin herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Doğacak bebeklerin cinsiyetinin belirlenmesinde, ilişkiye girilen gün ya da saatlerin herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Çocukların cinsiyetleri, babadan gelen kromozomların eşleşmesi sonucu belirlenmektedir. DNA üzerinden ilerleyen cinsiyet belirleme süreciyle, Çin takvimi inanışları arasında herhangi bir ilişki söz konusu değildir.   Çin Takvimi Sonuçları Doğru Mudur, Çin Takvimi Güvenilir Sonuçlar Verir Mi? Çin takvimi verileri ve takvimden elde edilen sonuçlar, herhangi bir kesinliğe sahip değildir. Sadece bir gelenek ve inanışın meyvesi olan Çin takvimi, tıbbi anlamda herhangi bir kesinlik sunamaz. Çin takvimi üzerinden yapılacak bebek cinsiyeti belirlemelerinde, sadece %50 oranında doğruluk payı olduğu ve doğacak bebeklerin kız ya da erkek olma ihtimalinin eşit görüldüğü bilinmelidir. Bebeklerin cinsiyetlerinin belirleme konusunda kesinlik sunmayan Çin takvimi, kişilerin yanılmasına ve yanlış kararlar vermesine yol açabilir. Sadece ultrason görüntülemeleri ve doppler kontrolleriyle belirlenen bebek cinsiyetleri, tarih ya da zamana göre kesinlik ihtimali taşımamaktadır. Çin takvimi üzerinden elde edilen bebek cinsiyeti verilerinden faydalanmak yerine, gebeliğin 15 ve 16. haftaları arasında ultrason görüntülemesine girilmesi daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Ultrason görüntülerinin kesinleşmesi için hamileliğin 20. haftasına girilmesi gerekir. Çin Takvimine Göre Yaş Hesaplaması Nasıl Yapılır? Çin takvimiyle yaş belirleme işlemlerini yapmak için Çin takvimiyle normal takvim arasındaki farkların kapatılması gerekmektedir. Çin takvimi üzerinden bebek cinsiyetinin belirlenmesi için ilk olarak anne adaylarının yaşlarının, Çin takvimine uygun şekilde hesaplanması gerekmektedir. Miladi takvime göre bilinen anne yaşı, Çin takvimiyle yapılacak bebek cinsiyeti belirleme işlemlerinde yanılmalara yol açacaktır. Çin takvimine göre, anne yaşının hesaplanması için yapılması gereken işlemler, aşağıda tüm özellikleriyle ele alınmıştır: Miladi takvimle arasında çok fazla fark bulunan Çin takvimine göre, kişilerin yaş hesaplamasını yapabilmek için miladi takvim yaşının Çin takvimine uyarlanması gerekir. Mildi takvim üzerinden belirlenen yaşın Çin takvimine uyarlanması için yaşın üzerine 1 ya da 2 yaş eklenmesi gerekmektedir. Çin takvimine göre, miladi yıl yaşına 1 ya da 2 yıl eklenmesinin kararını vermek için kişilerin doğum tarihinin, Çin takviminin başlangıcına denk gelip gelmediği dikkate alınmaktadır. Çin takvimi başlangıç yılından önce ya da sonra doğan kişilere göre, normal yaş üzerine eklenecek yaş sayısı değişiklik göstermektedir. Çin takvimi için belirlenen başlangıç tarihleri ve yılları, aşağıda sıralanmıştır: 6 şubat 1970 27 ocak 1971 15 şubat 1972 3 şubat 1973 23 ocak 1974 11 şubat 1975 31 ocak 1976 18 şubat 1977 7 şubat 1978 Çin takvimi yıllarının başlangıçları, bu şekilde ilerlemekte ve tarihler arasında aynı oranda artmalar meydana gelmektedir. Bu takvime göre belirlenen başlangıç yıllarından sonra doğan kişiler, yaşlarına sadece 1 yaş ilave etmelidir. Doğum tarihi, başlangıç yılından öncesine denk gelen kişilerin, yaşlarına 2 yaş ilave etmeleri ve yaşlarını bu şekilde hesaplamaları gerekli görülmüştür. Yanlış şekilde yapılan yaş hesaplamaları, bebek cinsiyeti konusunda yanılmalara yol

Dondurulmuş Embriyo Transferi

Embriyo Transferi Nedir? Dondurulmuş embriyo transferi işlemi, gelişmekte olan embriyoların -196 derece gibi düşük bir sıcaklıkta dondurularak saklanması ve sonraki dönemde çözülerek kullanılması işlemidir. Uzman bir ekip tarafından gerçekleştirildiğinde dondurulmuş embriyo transferi işleminin taze embriyo transferinden çok daha yüksek bir başarı oranı bulunmaktadır. Dondurulmuş embriyo transferi işlemi, gebelik için tedavi gören çiftlerin yanı sıra çocuk sahibi olma yetilerini kaybetme riski bulunan kişiler için de kullanılabilmesi sebebiyle son derece önemli tedavi seçeneklerinden birisidir. Dondurulmuş embriyo transferi işlemi, tüp bebek tedavisinde embriyonun tutması durumunda devamlı başa dönmek gibi önemli bir külfetin önüne geçilmesini sağlamıştır. Bu açıdan kıbrıs tüp bebek merkezi olarak oldukça önemli bir işlem olduğunu söyleyebilmek mümkündür. Embriyo Dondurma İşleminin Avantajları Nelerdir? Embriyo dondurma işleminin sağladığı faydalar şu şekilde sıralanabilmektedir: Bu işlem kişilerin hamile kalma ihtimalini büyük oranda arttırmaktadır. Taze embriyo transferi işleminden sonraki süreçte de kalan sağlıklı embriyolar saklanabilmektedir. Bu sayede daha sonra tekrar gebelik istenmesi ya da mevcut tedavide embriyonun tutmaması gibi durumlarda daha az yorucu bir süreç sağlanabilmektedir. Kişilerin tedavi sürecini oldukça kısaltan bir çözümdür. Kalan embriyoların daha sonra kullanılabilmesi tedavi masraflarını büyük oranda düşürmektedir. Bu sayede ekonomik bir tedavi imkanı sunmaktadır. Yumurtalıkların tedaviye aşırı cevap vermesi gibi durumlarda embriyolar sonraki bir süreçte tedavi edilmek için dondurulabilmektedir. Kanser hastalarının kemoterapi veya radyoterapi tedavisi almadan önce embriyo dondurması işlemi yapabilmesi mümkündür. Bu sayede daha sonraki süreçte transfer işlemleri gerçekleştirilebilmektedir. Endometrium kalınlığının yetersiz izlenmesi durumunda embriyolar daha sonra transfer edilmek üzere dondurulabilmektedir. Tüp bebek deneme sürecine endometrial polip tespit edildiğinde yani rahim içi bir operasyon gerektiğinde yumurtalar daha sonra transfer edilmek üzere dondurulabilmektedir. Embriyo Dondurma İşlemi Nasıl Yapılır? Embriyo dondurma işlemi yapma süreci şu şekilde işlemektedir: Döllenmiş yumurtalardan oluşan embriyo hücreleri, koruyucu bir sıvı ile karıştırılmaktadır. Daha sonra bu sıvı plastik tüplere veya cam ampullere koyularak saklanmaktadır. Bu tüpler sıvı nitrojen içerisine yerleştirilmektedir. Ardından -196 derece sıcaklığa bir anda düşürülerek donmaları sağlanmaktadır. Dondurulan embriyoların çözülme süreci ise şu şekilde işlemektedir: Dondurulmuş embriyo hücreleri sıvı nitrojen içerisinde çıkarılmaktadır. Oda sıcaklığına alınarak çözülme işlemleri gerçekleştirilmektedir. Embriyolar özel bir kültür ortamına alınarak embriyo bekletme cihazlarına koyulmaktadır. Embriyolar incelenerek sağlıklı olanları ayrıştırılmakta ve transfer işlemi gerçekleştirilmektedir. Dondurulmuş Embriyolar Ne Kadar Süre Saklanabilmektedir? Dondurulmuş embriyoların saklanma süresi, teknik bilgi açısından incelendiğinde 20 yılı bulabilmektedir. Ancak hukuki olarak ülkemizde embriyo saklanması için öngörülen maksimum süre 5 yıldır. 5 yılın sonunda saklanmaya devam edilebilmesi için çiftlerin rızası gerekmektedir. Aksi bir durumda embriyoların tamamı imha edilecektir. 5 yıl boyunca saklanan embriyoların sonraki yıllarda saklanmaya devam edebilmesi için çiftlerin yazılı izni gerekecektir. Bu durumda çiftlerin her sene yeniden izin vermeleri gerekmektedir. Çiftlerin sonraki sene için yazılı dilekçe ile izin vermemeleri halinde bir ay beklenmektedir. Bir ay içerisinde izin verilmemesi halinde ise embriyoların imha edilme işlemi gerçekleştirilmektedir. Çözülen Embriyolarda Canlılık Oranı Ne Kadar? Dondurulmuş embriyoların canlılık oranı, birçok farklı parametreye bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Bu süreci etkileyen en önemli parametreler ise tedavi işleminin gerçekleştirildiği merkezin uzman bir ekibe sahip olması, gerekli teknolojik koşulların sağlanmış olması ve son olarak yumurta ve sperm kalitesidir. İstatistikler değerlendirildiğinde, dondurulan embriyoların başarı oranlarının %90 ila %98 civarında seyrettiği görülmektedir. Embriyoların çözüldükten sonra tamamının aynı canlılığı sağlaması mümkün değildir. Ancak %90 oranının oldukça yüksek bir oran olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Her 10 embriyo hücresinden 9’u canlılığını korumaktadır. Bu kadar yüksek bir orana ulaşabilmek için, uygulama ve saklama işlemlerinin doğru bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Gerekli ortamın sağlanmadığı ve uzmanlık derecesinin düşük olduğu merkezlerde bu oran çok daha düşük olabilmektedir. Embriyo Dondurma İşlemi Sağlık Sorununa Neden Olur Mu? Dondurulmuş embriyo transferi sonucu doğan bebek sağlıklı olur mu sorusu, tedaviyi uygulamak isteyen çiftlerin kafasındaki en büyük soru işaretlerinden birisidir. Dondurulmuş embriyo transferi sonucu dünyaya gelen bebeklerle, taze embriyo transferi yapılarak veya normal yollarla dünyaya gelen bebekler arasında sağlık sorunu açısından bir fark bulunmamaktadır. Yani zeka geriliği ya da farklı bir anomali yaşanmasına sebep olacak bir durum bulunmamaktadır. Hem anne hem de bebek açısından son derece sıkıntısız ve güvenilir bir uygulamadır. Dondurulmuş Embriyo Transferi Nasıl Yapılır? Dondurulmuş embriyo transferi işlemi şu şekilde gerçekleştirilebilmektedir: Öncelikle hastanın transfere hazırlanması gerekmektedir. Bu süreçte rahim iç zarının yeterli kalınlığa ulaşması beklenmektedir. Rahim iç zarının yeterli kalınlığa ulaşabilmesi için doğal siklus ve hazırlanmış siklus olmak üzere iki farklı yöntem kullanılmaktadır. İki yöntemde de hedeflenen amaç ve başarı oranı aynıdır. Doğal siklus yöntemi kullanıldığında folikül takibi yapılarak rahim iç zarının kendiliğinden kalınlaşması beklenmektedir. Transfer işlemi yapılmak için yumurtlamanın üzerinden 2 ila 3 gün geçmesi beklenmektedir. Bu süreçte kan hormon düzeyleri takip edilmektedir. Transfer gününe kadar hastaya herhangi bir ilaç verilmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak transfer işleminden sonra progesteron destek tedavisi yapılarak hamilelik kolaylaştırılmaktadır. Rahim iç zarının yeterli kalınlığa ulaşabilmesi için kullanılan bir diğer yöntem ise hazırlanmış siklustur. Bu yöntem genellikle adet dönemleri düzenli olmayan veya 35 yaşından yaşlı olan kadınlarda tercih edilmektedir. Hazırlanmış siklus yönteminde kişilere östrojen hapları veya östrojen bantları verilmektedir. Transfer işlemi için rahim iç zarının en az 7-8 milimetreye ulaşması beklenmektedir. Ardından transfer işlemi gerçekleştirilmektedir. Transfer işleminden sonra progesteron destek tedavisi yapılarak hamilelik kolaylaştırılmaktadır. Embriyo Transferi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Embriyo transferi sonrası dikkat edilmesi gereken noktalar arasında halk genelinde doğru bilinen bazı yanlışlar bulunmaktadır. Dondurulmuş embriyo transferi sonrasında seyahat etmek, ağır kaldırmak, ıkınmak ve öksürmek gibi durumların gebeliğin tutunma sürecine hiçbir olumsuz etkisi bulunmamaktadır. Hastaların tüp bebek tedavisinden sonra istirahat dahi etmesine gerek bulunmamaktadır. Pek çok kişi embriyo transferi işleminden hemen sonraki gün normal yaşantılarına dönebilmektedir. Bu açıdan transfer işlemi gerçekleştirilen kişilerin rahat olmasında fayda bulunmaktadır. Dikkat edilmesi gereken noktalar kişilerin doktorları tarafından ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Ancak genel olarak hastaların gebelik planlamasından en az 3 ay önce sigara ve alkol kullanımını bırakmaları gerekmektedir. Embriyo transferi işleminden sonraki süreçte de hastaların bu maddelerden uzak durması hatta sigara içilen ortamlarda dahi bulunmamayı tercih etmesi yerinde bir karar olacaktır. Bu süreçte doktorunuzun verdiği ilaçları düzenli olarak kullanmanız faydalı olacaktır. Ayrıca tedavi sürecinde yumurtalıklar aşırı derecede uyarılmış ya büyümüşlerse kişinin bünyesinde ağrı olabilmektedir. Bu durumda rahatsızlıkları en aza indirmek için dinlenmeniz faydalı olacaktır. Tüp Bebek Tedavisinde Başarı Oranını Etkileyen Faktörler Tüp bebek tedavisinde başarı oranını değiştiren faktörler kısaca şu şekilde sıralanabilmektedir: Kadının yaşı Yumurta rezervi Yumurta kalitesi Kişinin stresten uzak durması Sağlıklı bir beslenme düzeni Çok kilolu veya zayıf olmamak yani ideal kiloda olmak Genetik problemler Sperm

1 51 52 53 54