Popup Görseli

Kategori: Blog

Home Blog Page 36

Tüp Tıkanıklığı

Tüp tıkanıklığı, yumurtalık ile rahim arasındaki fallop tüplerinden birinin veya her ikisinin kapalı olmasıdır. Tek tüp açık ve sağlıklıysa doğal gebelik mümkün olabilir; iki tüpün de tamamen kapalı olduğu durumlarda ise yumurta ile spermin doğal yolla buluşması mümkün olmayabilir. Tüplerin açıklığı sıklıkla HSG ile değerlendirilir ancak özellikle rahme yakın tıkanıklıklarda spazm veya teknik nedenlerle yalancı tıkanıklık görülebilir. Tedavi; kadının yaşı, yumurtalık rezervi, tıkanıklığın yeri, tüp hasarının derecesi, sperm özellikleri ve infertilite süresine göre belirlenir. Her tüp tıkanıklığında ameliyat yapılması gerekmez; bazı hastalarda cerrahi veya tüp açma işlemleri, bazı hastalarda ise tüp bebek daha uygun olabilir. Fallop tüpleri, yumurtalıktan atılan yumurtanın spermle karşılaşmasına ve oluşan embriyonun rahme doğru taşınmasına yardımcı olan yapılardır. Tüplerden birinin veya her ikisinin kapalı olması doğal gebelik olasılığını etkileyebilir. Ancak tıkanıklığın bulunduğu yer, tüpün ne kadar hasarlı olduğu ve diğer infertilite faktörleri tedavi yaklaşımını belirler. Bu nedenle “tüp kapalıysa mutlaka ameliyat gerekir” veya “tüpler açılırsa kesin gebelik olur” şeklinde genel bir yaklaşım doğru değildir. İçindekiler Tüp Tıkanıklığı Nedir? Tek Tüp Kapalıysa Gebelik Olur mu? İki Tüp Kapalıysa Gebelik Olur mu? Tüp Tıkanıklığı Belirti Verir mi? Tüpler Neden Tıkanır? Tüp Tıkanıklığı Nasıl Anlaşılır? HSG ile Tüpler Nasıl Değerlendirilir? HSG’de Yalancı Tıkanıklık Olabilir mi? Laparoskopi Gerekir mi? Hidrosalpenks Nedir? Tüp Tıkanıklığı Nasıl Tedavi Edilir? Tüp Açma İşlemleri Tüp Ameliyatı Kimlere Uygulanabilir? Tüp Tıkanıklığında Tüp Bebek Dış Gebelik Riski Sık Sorulan Sorular Tüp Tıkanıklığı Nedir? Tüp tıkanıklığı, fallop tüplerinin bir bölümünde spermin, yumurtanın veya embriyonun geçişini engelleyen kapanma ya da ciddi hasar bulunmasıdır. Tıkanıklık: Tek tüpte Her iki tüpte Rahme yakın bölümde Tüpün orta kısmında Yumurtalığa yakın uç bölümünde bulunabilir. Tıkanıklığın yeri tedavi seçenekleri açısından önemlidir. Tek Tüp Kapalıysa Hamile Kalınabilir mi? Evet. Diğer tüp açık, sağlıklı ve işlevsel ise doğal gebelik mümkün olabilir. Ancak gebelik ihtimali yalnızca tüpün açık olmasına bağlı değildir. Kadının yaşı, yumurtlama düzeni, yumurtalık rezervi, sperm özellikleri ve diğer infertilite faktörleri de önemlidir. Tek tüp tıkanıklığının gebelik üzerindeki etkisi, tıkanıklığın bulunduğu yere ve diğer tüpün durumuna göre değişebilir. İki Tüp de Kapalıysa Doğal Gebelik Olur mu? Her iki fallop tüpünün de gerçekten ve tamamen kapalı olduğu durumlarda yumurta ile spermin doğal yolla buluşması mümkün olmayabilir. Bununla birlikte özellikle HSG’de rahme yakın bölümde iki taraflı tıkanıklık görüldüğünde sonuç her zaman gerçek kalıcı tıkanıklık anlamına gelmez. Tüplerde geçici spazm veya teknik nedenler yanlış şekilde kapalı görünüm oluşturabilir. Bu nedenle sonuç klinik durumla birlikte değerlendirilmelidir. Tüp Tıkanıklığı Belirti Verir mi? Tüp tıkanıklığı çoğu kadında belirgin bir belirti oluşturmaz. Birçok kişi durumu çocuk sahibi olamadığı için yapılan değerlendirmeler sırasında öğrenir. Tüp tıkanıklığı genellikle adet düzensizliğinin doğrudan nedeni değildir. Bununla birlikte altta yatan endometriozis, geçirilmiş enfeksiyon, pelvik yapışıklıklar veya hidrosalpenks gibi durumlar bazı belirtilere neden olabilir. Tüpler Neden Tıkanır? Fallop tüplerinde hasara veya tıkanıklığa yol açabilecek farklı nedenler vardır. Bunlar arasında: Geçirilmiş pelvik enfeksiyonlar Pelvik inflamatuar hastalık Geçirilmiş dış gebelik Endometriozis Karın veya pelvis ameliyatlarına bağlı yapışıklıklar Tüplere yönelik geçirilmiş cerrahiler Hidrosalpenks Bazı doğuştan yapısal problemler yer alabilir. Tüp Tıkanıklığı Nasıl Anlaşılır? Tüplerin açık olup olmadığını değerlendirmek için farklı yöntemler kullanılabilir. En sık kullanılan yöntemlerden biri rahim filmi olarak da bilinen HSG’dir. Kişinin durumuna göre: Histerosalpingografi (HSG) Ultrason temelli tüp açıklığı testleri Laparoskopi ve boya testi değerlendirilebilir. Hangi yöntemin gerekli olduğu kişinin infertilite öyküsüne ve diğer klinik bulgularına göre belirlenmelidir. HSG ile Tüpler Nasıl Değerlendirilir? HSG işleminde rahim ağzından verilen kontrast madde ile rahim boşluğu ve fallop tüplerinden geçiş görüntülenir. Kontrast maddenin tüplerden geçerek karın boşluğuna yayılması, tüplerin açık olduğunu düşündürür. HSG tüplerin açıklığının değerlendirilmesinde yaygın kullanılan bir yöntemdir; ancak tüp fonksiyonunun bütün özelliklerini göstermez. Bir tüp görüntüleme sırasında açık görünse bile yumurtayı yakalama ve embriyoyu rahme taşıma fonksiyonu tamamen normal olmak zorunda değildir. HSG’de Tüpler Kapalı Görünürse Kesin Kapalı mıdır? Her zaman değil. Özellikle tüpün rahme yakın olan proksimal bölümünde görülen tıkanıklık bazen geçici tüp spazmı, mukus veya teknik faktörlerle ilişkili olabilir. Bu nedenle özellikle iki tüpün de proksimal bölümde kapalı görünmesi durumunda ek değerlendirme gerekebilir. HSG sonucunun tek başına değerlendirilmesi yerine görüntüler, hastanın öyküsü ve diğer infertilite bulguları birlikte ele alınmalıdır. Tüp Tıkanıklığında Laparoskopi Gerekir mi? Her tüp tıkanıklığında laparoskopi yapılması gerekmez. Laparoskopi karın içerisine kamera ile girilerek tüplerin, yumurtalıkların ve pelvisin doğrudan değerlendirildiği cerrahi bir işlemdir. İşlem sırasında rahim ağzından boya verilerek tüplerden geçiş kontrol edilebilir. Laparoskopi özellikle: Endometriozis şüphesinde Pelvik yapışıklık düşünüldüğünde Hidrosalpenks veya tüp hasarının cerrahi tedavisi planlandığında Başka cerrahi nedenler bulunduğunda değerlendirilebilir. Ancak tüp tıkanıklığı bulunan her hastada tüp bebekten önce mutlaka laparoskopi yapılması gerektiği şeklinde bir kural yoktur. Hidrosalpenks Nedir? Hidrosalpenks, fallop tüpünün uç kısmının tıkanarak tüpün sıvıyla dolması ve genişlemesidir. Hidrosalpenks tüp fonksiyonunu bozabilir ve bazı kadınlarda infertiliteyle ilişkili olabilir. Özellikle belirgin hidrosalpenksin tüp bebek tedavisi sonuçlarını olumsuz etkileyebileceği bilinmektedir. Bu nedenle uygun hastalarda embriyo transferinden önce hidrosalpenksli tüpün çıkarılması veya rahimle bağlantısının kapatılması değerlendirilebilir. Ancak karar ultrason, HSG, cerrahi bulgular, kişinin yaşı ve tedavi planına göre kişiselleştirilmelidir. Tüp Tıkanıklığı Nasıl Tedavi Edilir? Tüp tıkanıklığının tedavisi herkeste aynı değildir. Tedavi kararı verilirken: Kadının yaşı Yumurtalık rezervi Tıkanıklığın tek veya çift taraflı olması Tıkanıklığın tüpteki yeri Tüpün ne kadar hasarlı olduğu Hidrosalpenks bulunması İnfertilite süresi Sperm özellikleri Daha önceki gebelik ve tedavi öyküsü birlikte değerlendirilir. Bazı kadınlarda tüp açıklığını sağlamaya yönelik girişimler veya cerrahi tedavi düşünülebilirken, bazı kadınlarda doğrudan tüp bebek tedavisi daha uygun olabilir. Tüp Açma İşlemi Yapılabilir mi? Bazı proksimal tüp tıkanıklıklarında tüp kanülasyonu gibi yöntemlerle rahme yakın bölümdeki tıkanıklığın açılması değerlendirilebilir. Ancak her tıkanıklık bu yöntemle açılamaz. Tüpün uç kısmında ileri derecede hasar, yoğun yapışıklık veya hidrosalpenks bulunması durumunda farklı tedavi seçenekleri gerekebilir. İşlemle tüpün açık hale gelmesi gebeliğin kesin oluşacağı anlamına gelmez; tüpün işlevsel olması da önemlidir. Tüp Tıkanıklığında Ameliyat mı, Tüp Bebek mi? Bu sorunun bütün kadınlar için geçerli tek bir cevabı yoktur. Cerrahi tedavi genç, yumurtalık rezervi uygun, başka ciddi infertilite faktörü bulunmayan ve cerrahi olarak düzeltilebilecek tüp problemi bulunan bazı kadınlarda değerlendirilebilir. Buna karşılık: İleri derecede tüp hasarı Her iki tüpün ciddi şekilde etkilenmesi Kadın yaşının ileri olması Düşük yumurtalık rezervi Belirgin erkek faktörü Uzun infertilite süresi gibi durumlarda tüp bebek daha uygun bir seçenek olabilir. Bu nedenle ameliyatın otomatik olarak tüp bebekten önce yapılması gereken ilk basamak olduğu söylenemez. Tüp Tıkanıklığında Tüp Bebek Yapılabilir mi?

Yumurta Rezerv Düşüklüğü

Yumurta rezervi düşüklüğü, yumurtalıklarda kalan yumurta havuzunun yaşa göre beklenenden az olması veya yumurtalıkların tedavi sırasında daha az yumurta geliştirme ihtimaliyle ilişkili bir durumdur. AMH ve antral folikül sayısı yumurtalık rezervinin değerlendirilmesinde kullanılır; ancak yumurta kalitesini veya doğal gebelik ihtimalini tek başına göstermez. Düşük AMH doğal gebeliğin veya tüp bebek tedavisinin mümkün olmadığı anlamına gelmez. Tedavi kararı kadın yaşı, infertilite süresi, yumurtalık rezervi, sperm özellikleri, tüpler ve önceki tedavi yanıtları birlikte değerlendirilerek verilmelidir. Yumurta rezervi, yumurtalıklarda bulunan ve gelecekte gelişme potansiyeli taşıyan folikül havuzunu ifade eder. Kadınlar belirli bir yumurta rezerviyle doğar ve bu rezerv yaşla birlikte doğal olarak azalır. Bazı kadınlarda yumurtalık rezervi aynı yaş grubundaki kadınlara göre daha düşük olabilir. Bu durum özellikle gebelik planlaması ve tüp bebek tedavisinde elde edilebilecek yumurta sayısı açısından önem taşıyabilir. Ancak düşük yumurta rezervi; yumurtaların tamamının kalitesiz olduğu, doğal gebeliğin mümkün olmadığı veya tüp bebek tedavisinin başarısız olacağı anlamına gelmez. İçindekiler Yumurta Rezervi Düşüklüğü Nedir? Yumurta Rezervi Neden Azalır? Yumurta Rezervi Düşüklüğü Belirti Verir mi? Yumurta Rezervi Nasıl Değerlendirilir? AMH Düşüklüğü Ne Anlama Gelir? AMH Yumurta Kalitesini Gösterir mi? Antral Folikül Sayısı Nedir? Düşük Rezervde Doğal Gebelik Mümkün mü? Yumurta Rezervi Düşüklüğü Nasıl Tedavi Edilir? Düşük Yumurta Rezervinde Tüp Bebek Yüksek Doz İlaç Yumurta Kalitesini Bozar mı? Mini IVF Nedir? Embriyo Havuzlama Nedir? Düşük Yumurta Rezervinde PGT-A Yumurta Dondurma Beslenme, Vitaminler ve Yaşam Tarzı Sık Sorulan Sorular Yumurta Rezervi Düşüklüğü Nedir? Yumurta rezervi düşüklüğü veya azalmış yumurtalık rezervi, yumurtalıklardaki mevcut folikül havuzunun yaşa göre beklenenden daha az olması veya yumurtalıkların uyarıcı ilaçlara daha düşük yanıt verme ihtimaliyle ilişkili bir durumdur. Yumurtalık rezervi değerlendirilirken yalnızca tek bir test sonucu kullanılmaz. Kadının yaşı, adet düzeni, ultrason bulguları, AMH değeri ve varsa daha önceki yumurtalık uyarımına verilen yanıt birlikte ele alınır. Azalmış yumurtalık rezervi ile menopoz aynı durum değildir. Rezervi düşük olan bir kadın adet görmeye ve yumurtlamaya devam edebilir. Yumurta Rezervi Neden Azalır? Yumurtalık rezervindeki azalmanın en önemli nedenlerinden biri yaştır. Kadın yaşı ilerledikçe yumurtalıklardaki folikül sayısı doğal olarak azalır. Bunun dışında: Genetik yatkınlık Yumurtalık cerrahileri Endometrioma nedeniyle geçirilen bazı ameliyatlar Kemoterapi veya radyoterapi Bazı otoimmün veya genetik durumlar Sigara kullanımı Bazı durumlarda nedeni açıklanamayan faktörler yumurtalık rezervinin azalmasıyla ilişkili olabilir. Bununla birlikte birçok kadında düşük rezervin kesin nedeni belirlenemeyebilir. Yumurta Rezervi Düşüklüğü Belirti Verir mi? Düşük yumurtalık rezervi çoğu kadında belirgin bir belirti oluşturmayabilir. Bazı kadınlarda adet döngülerinin kısalması veya düzensizleşmesi görülebilir; ancak düzenli adet görmek yumurtalık rezervinin mutlaka normal olduğu anlamına gelmez. Birçok kadın düşük rezervi gebelik planlaması sırasında yapılan değerlendirmelerde veya tüp bebek tedavisine hazırlanırken öğrenir. Yumurta Rezervi Nasıl Değerlendirilir? Yumurtalık rezervinin değerlendirilmesinde en sık kullanılan yöntemler: AMH (Anti-Müllerian Hormon) Ultrasonla antral folikül sayımı Gerekli durumlarda FSH ve estradiol değerlendirmesi Önceki yumurtalık uyarımına verilen yanıt olarak sıralanabilir. Bu testlerin temel kullanım alanlarından biri yumurtalıkların kontrollü uyarım sırasında nasıl yanıt verebileceğini ve yaklaşık kaç yumurta elde edilebileceğini öngörmeye yardımcı olmaktır. AMH Düşüklüğü Ne Anlama Gelir? AMH yumurtalıklardaki küçük foliküllerden salgılanan bir hormondur ve yumurtalık rezervinin miktarı hakkında bilgi sağlar. Düşük AMH değeri tüp bebek tedavisinde daha az yumurta elde edilme ihtimaliyle ilişkili olabilir. Ancak düşük AMH: Doğal gebeliğin mümkün olmadığı Yumurtaların tamamının kalitesiz olduğu Tüp bebek yapılamayacağı Kesin olarak erken menopoza girileceği anlamına gelmez. AMH sonucu her zaman yaş ve diğer klinik bulgularla birlikte değerlendirilmelidir. Düşük AMH Yumurta Kalitesinin Kötü Olduğunu Gösterir mi? Hayır. AMH yumurta kalitesini doğrudan ölçmez. AMH daha çok yumurtalık rezervinin miktarı ve kontrollü yumurtalık uyarımı sırasında elde edilebilecek yumurta sayısıyla ilişkilidir. Yumurta ve embriyo potansiyeli açısından kadın yaşı önemli belirleyicilerden biridir. Bu nedenle genç bir kadında düşük AMH bulunması ile ileri yaşta aynı AMH değerinin bulunması aynı şekilde yorumlanmamalıdır. Antral Folikül Sayısı Nedir? Antral folikül sayısı, adet döngüsünün uygun döneminde ultrasonografi ile yumurtalıklarda görülebilen küçük foliküllerin sayılmasıdır. AMH ile birlikte yumurtalıkların uyarıcı ilaçlara verebileceği yanıtın değerlendirilmesinde kullanılabilir. AMH ve antral folikül sayısı birbirini tamamlayan bilgiler sağlayabilir. Hiçbirinin tek başına gebelik veya canlı doğum sonucunu kesin olarak öngörmesi mümkün değildir. Yumurta Rezervi Düşükse Doğal Gebelik Olur mu? Evet. Düşük yumurtalık rezervi doğal gebeliği tamamen engellemez. AMH doğal gebelik olasılığını tek başına belirleyen bir test değildir. Doğal gebelik olasılığında: Kadının yaşı Yumurtlamanın gerçekleşmesi Fallop tüplerinin durumu Sperm özellikleri İnfertilite süresi Diğer kadın ve erkek faktörleri birlikte önem taşır. Bununla birlikte özellikle yaşın ilerlediği ve rezervin azaldığı durumlarda gebelik planının gereksiz yere ertelenmemesi uygun olabilir. Yumurta Rezervi Düşüklüğü Nasıl Tedavi Edilir? Günümüzde yumurtalıklardaki mevcut folikül havuzunu yeniden oluşturan veya tükenmiş yumurta rezervini kalıcı olarak artırdığı kanıtlanmış bir tedavi bulunmamaktadır. Bu nedenle tedavinin amacı AMH değerini yükseltmek değil, kişinin çocuk sahibi olma planına ve mevcut üreme potansiyeline göre uygun yaklaşımı belirlemektir. Tedavi kararı: Kadının yaşı İnfertilite süresi AMH ve antral folikül sayısı Adet ve yumurtlama düzeni Tüplerin durumu Sperm özellikleri Önceki gebelikler Önceki infertilite tedavileri birlikte değerlendirilerek verilmelidir. Düşük rezerv saptanması her kadında otomatik olarak hemen tüp bebek tedavisine başlanması gerektiği anlamına gelmez. Düşük Yumurta Rezervinde Tüp Bebek Yapılabilir mi? Evet. Düşük hatta çok düşük AMH tek başına tüp bebek tedavisine engel değildir. Ancak yumurtalıkların uyarıcı ilaçlara düşük yanıt vermesi ve bir tedavi döneminde az sayıda yumurta elde edilmesi mümkün olabilir. Tedavide amaç kişiye uygun ilaç dozu ve protokol ile mevcut foliküllerden olgun yumurta elde etmeye çalışmaktır. Elde edilen yumurta sayısı az olsa bile döllenme ve embriyo gelişimi gerçekleşebilir. Bununla birlikte tüp bebek tedavisi gebelik veya canlı doğum garantisi sağlamaz. Yüksek Doz Tüp Bebek İlaçları Yumurta Kalitesini Bozar mı? Yüksek doz yumurtalık uyarıcı ilaçların yumurta kalitesini mutlaka bozduğu şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır. Düşük rezervli hastalarda önemli olan, kişinin geliştirebileceği folikül sayısı ve önceki tedavi yanıtı dikkate alınarak uygun ilaç dozunun seçilmesidir. Yumurtalık rezervi çok düşük olan bazı kadınlarda ilaç dozunu artırmak elde edilen yumurta sayısını aynı oranda artırmayabilir. Bu nedenle “daha yüksek doz her zaman daha iyidir” yaklaşımı da doğru değildir. Düşük Yumurta Rezervinde Mini IVF Nedir? Mini IVF veya hafif stimülasyon, standart tedavilere kıyasla daha düşük doz ilaç kullanılarak sınırlı sayıda folikül geliştirilmesini amaçlayan yaklaşımları ifade eder. Özellikle düşük yanıt beklenen bazı hastalarda değerlendirilebilir. Ancak Mini IVF’nin tüm düşük rezervli kadınlarda standart IVF tedavisinden daha başarılı olduğu söylenemez. Kullanılacak protokol kadının yaşı, yumurtalık rezervi, önceki tedavilerde elde edilen yumurta

Erken Menopoz Tedavisi

Günlük dilde “erken menopoz” olarak adlandırılabilen 40 yaşından önce yumurtalık fonksiyonlarının azalması veya kaybı, güncel tıbbi terminolojide çoğunlukla Prematür Over Yetmezliği (POI) olarak tanımlanır. POI klasik menopozdan farklıdır; bazı kadınlarda yumurtalık aktivitesi dönemsel olarak devam edebilir. Tanı yalnızca düşük AMH ile konulmaz. Adet düzensizliği veya adetlerin kesilmesi, FSH başta olmak üzere hormonal değerlendirmeler ve klinik öykü birlikte değerlendirilir. Tedavinin amacı hormon eksikliğinin etkilerini azaltmak, kemik ve kalp-damar sağlığını korumak, belirtileri yönetmek ve gebelik isteyen kadınlarda mevcut üreme seçeneklerini değerlendirmektir. Erken yaşta adetlerin seyrekleşmesi veya tamamen kesilmesi, özellikle 40 yaşından önce ortaya çıktığında ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Bu durum yalnızca doğurganlık açısından önemli değildir. Yumurtalıklardan östrojen üretiminin beklenenden erken azalması; kemik sağlığı, kalp-damar sistemi, cinsel sağlık ve yaşam kalitesi üzerinde de etkili olabilir. Bu nedenle tedavi yalnızca adet kanamasının yeniden oluşturulmasına veya sıcak basmalarının giderilmesine odaklanmamalıdır. Uzun dönem sağlık ve kişinin çocuk sahibi olma planı birlikte değerlendirilmelidir. İçindekiler Erken Menopoz Nedir? Erken Menopoz ile Prematür Over Yetmezliği Aynı Şey midir? Erken Menopoz Belirtileri Nelerdir? Erken Menopoz ve POI Neden Olur? Prematür Over Yetmezliği Nasıl Teşhis Edilir? AMH Erken Menopozu Gösterir mi? Erken Menopoz Tedavisi Nasıl Yapılır? Hormon Tedavisi Neden Kullanılır? Kemik ve Kalp Sağlığının Takibi Erken Menopozda Gebelik Mümkün mü? Erken Menopozda Tüp Bebek Yapılabilir mi? Yumurta Dondurma ve Doğurganlığın Korunması Yaşam Tarzı ve Beslenme Erken Menopozun Psikolojik Etkileri Kök Hücre ve Yeni Tedaviler Erken Menopoz Hakkında Sık Sorulan Sorular Erken Menopoz Nedir? Menopoz, yumurtalık fonksiyonlarının sona ermesine bağlı olarak adetlerin kalıcı biçimde sonlanmasıdır. Ancak genç kadınlarda ortaya çıkan yumurtalık fonksiyon kaybının terminolojisi önemlidir. Güncel tıbbi sınıflamada: 40 yaşından önce gelişen yumurtalık fonksiyon kaybı Prematür Over Yetmezliği (POI) olarak tanımlanır. Yumurtalık fonksiyonunun 40-44 yaş arasında sona ermesi ise erken menopoz olarak adlandırılabilir. Halk arasında bu iki durumun her ikisi için de sıklıkla “erken menopoz” ifadesi kullanılmaktadır. Erken Menopoz ile Prematür Over Yetmezliği Aynı Şey midir? Tam olarak aynı değildir. Prematür Over Yetmezliği bulunan bazı kadınlarda yumurtalık fonksiyonu tamamen ve kalıcı olarak sona ermeyebilir. Yumurtalık aktivitesi dönemsel olarak ortaya çıkabilir, zaman zaman yumurtlama ve adet kanaması gerçekleşebilir. Bu nedenle geçmişte kullanılan “prematür menopoz” veya “erken yumurtalık yetmezliği” ifadelerinin yerine Prematür Over Yetmezliği (POI) terimi tercih edilmektedir. Bu ayrım gebelik olasılığının değerlendirilmesi açısından da önemlidir. Erken Menopoz Belirtileri Nelerdir? Belirtiler her kadında aynı şekilde ortaya çıkmayabilir. Bazı kadınlarda ilk bulgu yalnızca adet düzeninin değişmesidir. Görülebilecek belirtiler arasında: Adetlerin seyrekleşmesi Adetlerin uzun süre gelmemesi Adetlerin tamamen kesilmesi Sıcak basmaları Gece terlemeleri Uyku problemleri Vajinal kuruluk Cinsel ilişkide rahatsızlık veya ağrı Cinsel istekte değişiklik Duygu durum değişiklikleri Konsantrasyon güçlüğü bulunabilir. Ancak adet düzensizliğinin gebelik, polikistik over sendromu, tiroid hastalıkları, prolaktin yüksekliği, aşırı egzersiz, kilo değişiklikleri ve başka hormonal nedenleri de olabilir. Bu nedenle belirtilere bakarak kişinin kendi kendine erken menopoz tanısı koyması doğru değildir. Erken Menopoz ve Prematür Over Yetmezliği Neden Olur? Prematür Over Yetmezliğinin farklı nedenleri bulunabilir. Bununla birlikte birçok hastada yapılan değerlendirmelere rağmen kesin neden belirlenemeyebilir. Olası nedenler arasında: Genetik ve kromozomal nedenler Bazı otoimmün hastalıklar Kemoterapi gibi yumurtalıklara zarar verebilen tedaviler Pelvik radyoterapi Yumurtalıkların cerrahi olarak çıkarılması Bazı yumurtalık ameliyatları Bazı metabolik veya sistemik hastalıklar Nedeni açıklanamayan durumlar yer alabilir. Ailede erken yaşta yumurtalık fonksiyon kaybı öyküsü bulunması da değerlendirme sırasında dikkate alınır. Prematür Over Yetmezliği Nasıl Teşhis Edilir? POI tanısı yalnızca tek bir AMH sonucuna veya ultrason görüntüsüne bakılarak konulmaz. Güncel tanı yaklaşımında 40 yaşından küçük bir kadında en az 4 ay boyunca kendiliğinden gelişen adet düzensizliği veya adetlerin kesilmesi ile birlikte FSH yüksekliğinin bulunması önemlidir. FSH sonucu klinik tabloyla uyumlu değilse veya tanı konusunda belirsizlik varsa test daha sonra tekrar değerlendirilebilir. Tanı sürecinde kişinin durumuna göre: Gebelik testi FSH ölçümü Estradiol değerlendirmesi Tiroid fonksiyon testleri AMH Pelvik ultrasonografi Gerekli durumlarda genetik testler Gerekli durumlarda otoimmün hastalıklara yönelik testler planlanabilir. Kullanılan doğum kontrol ilaçları veya diğer hormon tedavileri adet düzenini ve FSH değerini etkileyebileceğinden mevcut ilaçların doktora bildirilmesi önemlidir. AMH Erken Menopozu Gösterir mi? AMH yumurtalık rezervi hakkında bilgi sağlayabilen önemli bir testtir ancak Prematür Over Yetmezliği tanısında birincil tanı testi değildir. Çok düşük AMH yumurtalık rezervinin ciddi şekilde azaldığını düşündürebilir; ancak POI tanısı yalnızca bu değere dayanılarak konulmamalıdır. AMH bazı tanısal belirsizliklerde diğer bulgularla birlikte değerlendirilebilir. Ayrıca tek bir AMH sonucuyla menopozun tam olarak hangi yaşta gerçekleşeceğini güvenilir şekilde belirlemek mümkün değildir. Erken Menopoz Tedavisi Nasıl Yapılır? Tedavinin amacı yumurtalıklardaki tükenmiş folikül havuzunu yeniden oluşturmak değildir. Günümüzde yumurtalık rezervini güvenilir şekilde eski haline getiren kanıtlanmış bir tedavi bulunmamaktadır. Tedavi yaklaşımı temel olarak: Östrojen eksikliğinin etkilerinin giderilmesi Sıcak basması ve benzeri belirtilerin kontrolü Kemik sağlığının korunması Kalp-damar risklerinin değerlendirilmesi Genitoüriner ve cinsel belirtilerin yönetilmesi Psikolojik desteğin sağlanması Gebelik ve doğurganlık seçeneklerinin değerlendirilmesi üzerine kuruludur. Erken Menopozda Hormon Tedavisi Neden Kullanılır? Prematür Over Yetmezliği bulunan uygun kadınlarda hormon tedavisi tedavinin önemli parçalarından biridir. Hormon tedavisi: Sıcak basması ve gece terlemelerini azaltmaya Vajinal ve genitoüriner belirtileri azaltmaya Kemik mineral yoğunluğunu korumaya Uzun dönem östrojen eksikliğinin bazı etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir. POI bulunan ve hormon tedavisi için tıbbi engeli olmayan kadınlarda tedavi genellikle doğal menopozun beklenen yaşına kadar değerlendirilir. Rahmi Olan Kadınlarda Progesteron Gerekir mi? Sistemik östrojen kullanan ve rahmi bulunan kadınlarda rahim iç tabakasının korunması amacıyla uygun progestojen tedavisi de genellikle gereklidir. Kullanılacak hormonun tipi, dozu ve uygulama yolu kişinin sağlık öyküsüne ve risk faktörlerine göre doktor tarafından belirlenmelidir. Hormon Tedavisi Doğum Kontrolü Sağlar mı? Standart hormon replasman tedavisi güvenilir bir doğum kontrol yöntemi değildir. POI bulunan bazı kadınlarda dönemsel yumurtlama gerçekleşebildiği için gebelik istemeyen kişilerin ayrıca uygun doğum kontrol seçeneklerini değerlendirmesi gerekir. Erken Menopozda Kemik ve Kalp Sağlığının Takibi Neden Önemlidir? Östrojen düzeylerinin beklenenden erken azalması yalnızca adet düzenini ve doğurganlığı etkilemez. Prematür Over Yetmezliği: Kemik mineral yoğunluğunda azalma Osteoporoz ve kırık riskinde artış Uzun dönem kalp-damar hastalıkları açısından artmış risk ile ilişkili olabilir. Kemik Yoğunluğu Ölçümü Yapılır mı? POI tanısı alan kadınlarda mevcut olduğu durumlarda DXA ile kemik mineral yoğunluğunun değerlendirilmesi önerilebilir. Sonraki ölçümlerin ne zaman yapılacağı ilk sonuca, kullanılan tedaviye ve kişinin osteoporoz risk faktörlerine göre belirlenir. Kalp-Damar Sağlığı Nasıl Takip Edilir? Kan basıncı, vücut ağırlığı, sigara kullanımı ve kişisel kardiyovasküler risk faktörleri düzenli takip edilebilir. Tanı sırasında kan yağları ve glukoz metabolizmasının değerlendirilmesi de kişiye göre planlanabilir. Erken Menopozda

Endometriozis

Endometriozis tedavisinde; Hastanın yaşı, Gebelik isteği, Belirtilerin şiddeti, Hastalığın evresi dikkate alınmalıdır. Tedavi medikal, cerrahi veya kombine tedavi şeklinde olabilir. Medikal Tedavi Çocuk isteği olmayan, büyük çikolata kisti (endometrioması ) olmayan, ağrılı adet gören, cinsel ilişkide ağrı hisseden, kronik pelvik ağrısı olan endometriozisli hastalarda tercih edilmesi gereken bir tedavi şeklidir. Medikal tedavi ile hastalık iyileştirilemez, sadece yukarda belirtilen ağrı belirtilerini (semptomlarını) ortadan kaldırmak ve adet düzensizliklerini düzeltmek mümkündür. Tedaviyi kestikten bir müddet sonra aynı belirtiler tekrar görülmeye başlanır. Medikal tedavide: Oral kontraseptifleri progestagenler androjenler non seteroit antienflamatuar ilaçlar GnRH anologları kullanılır. Son zamanlarda bunlara aramatöz inhibitörleri ilave edilmiştir. Nadiren antideprasan ilaçların da tedaviye ilave edildiği durumlar olabilmektedir. Çikolata kistlerinde medikal tedavinin bir faydası gösterilememiştir. Cerrahi Tedavi 5 cm çapından büyük endometriomalarda, ilaçla tedaviye dirençli ağrılarda ( dismenore, disparonea, kronik pelvik ağrı) özellikle derin endometriozisin yol açtığı ağrılarda tercih edilmesi gereken bir tedavi metodudur. 5 cm den küçük endometriomalarda, şiddetli ağrı yoksa, özellikle hasta bekarsa cerrahi tedaviden uzak durmak gerek. Cerrahi tedavi laparoskopik cerrahi veya açık cerrahi şeklinde olabilir. Açık cerrahi olacaksa mikrocerrahi prensiplerine uygun olarak yapılmalıdır. Laparoskopik cerrahi açık cerrahiye oranla daha fazla tercih edilmektedir. Bunun nedenleri: Laparoskopik cerrahi de ameliyat sonrası adezyon (yapışıklık) görülme oranı daha azdır. Hastanede kalış süresi daha kısadır. Ameliyat sonrası ağrı daha azdır. Hastanın iyileşme süreci daha kısadır, dolayısıyla günlük aktivitesine ve çalışma hayatına daha erken döner. Ameliyat sonrası komplikasyon görülme oranı daha azdır. Kozmotik üstünlüğü vardır, ameliyat sonrası yara izi pek görülmez. Laparoskopik cerrahi de endometriomalar için farklı teknikler kullanılmıştır. Bunlar: a- Kist sıvısının aspirasyonu, b- Kist sıvısının aspirasyonu ve kist cıdarının koterizasyonu, c- Kistin kapsülü ile birlikte çıkarılması. Kist sıvısının aspirasyonu tercih edilen bir yöntem değildir. Çünkü böyle hastalarda kısa zaman sonra kistin tekrarladığı görülmektedir. Kist sıvısının aspirasyonunu takiben kist cıdarının koterizasyonun da risk over rezervinin azalmasıdır, bazı kapsülü ile kistin çıkartılamadığı vakalarda uygulanabileçek bir yöntemdir. Kistin kapsülü ile birlikte tam olarak çıkartıldığı teknik en güvenilir ve tercih edilen tekniktir.Bu teknikle yapılan bir ameliyat sonrası kistin tekrarlama riski diğer tekniklere oranla daha azdır ve diğerlerine oranla ameliyat dan çok daha uzun sürede olmaktadır. İnfertilite hastalarında ameliyatı takiben ilk bir yıl içinde gebe kalma oranı yüksektir. Bu nedenle genç, infertilite süresi uzun olmayan hastaların operasyonu takiben ilk bir yıl içinde spontan gebe kalmaları beklenir. Derin endometriozis vakalarında veya iki taraflı olan, kistin kapsülü ile tam olarak çıkartılamadığı vakalarda operasyonu takiben 3- 6 aylık bir süre yapılan medikal tedavi (GnRh anoloğu ile) hem nüks oranını azaltmakta hem de ağrısız dönemi uzatmaktadır.

1 … 35 36 37 … 54