Popup Görseli

Kategori: Blog

Home Blog Page 49

Hamilelikte Bağışıklık Sistemin Önemi

Kadınların hamilelik dönemlerinde bağışıklık sistemi zayıflaması hamilelikte yaşanan birçok değişikliğin arasında sayılabilir. Hamile kadınlar, bu dönemde hem fizyolojik açıdan hem de psikolojik açıdan birçok değişiklik yaşamaktadır. Bağışıklık sisteminde oluşan değişimler de buna dahildir. Gebelik dönemi süresince kadınların bağışıklık sisteminin normale göre daha zayıf olduğu dolayısıyla da enfeksiyon ve hastalıklara daha açık hale gelebildiği yapılan araştırmalarca saptanmıştır. Hamilelikte bağışıklık sistemi zayıflaması nedeniyle de anne adaylarının hem anne hem de bebek sağlığı için gebelik döneminde kendilerine daha fazla dikkat etmeleri gerekmektedir. Hamilelikte Bağışıklık Sisteminin Zayıflaması Hamilelik döneminde bağışıklık sistemi zayıflamasının en büyük sebeplerinden biri olarak gebelik döneminde vücutta gerçekleşen hormonal değişimler gösterilmektedir. Vücut, gebelik esnasında “hCG” olarak bilinen bir hormon (glikoprotein) salgılamaktadır. Hamilelik ilerledikçe bu hormonun üretimi vücutta beklenmeyen birçok değişikliğe sebep olmakta ve genel olarak hamilelik belirleyici olan durumların ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Bu belirtiler arasında regl (adet) döneminin gecikmesi, ani ruh değişimleri, mide bulantısı ve halsizlik sayılabilir. Bu olumsuzluklar sonucunda ise anne adayı psikolojik ve fizyolojik olarak etkilenmekte ve vücudun savunma sistemi zayıflamaya başlamaktadır. Özellikle gebelik döneminin başlarında mide bulantısı ve değişiklik gösteren ruh halleri nedeniyle anne adaylarında iştahsızlık görülmekte dolayısıyla iyi beslenemeyen vücudun da bağışıklık sisteminin zayıflamasında rolü olduğu görülmektedir. Bunların yanı sıra kişide diş eti hastalığı, sık idrar yolu iltihaplanması, sık tekrarlayan grip, nezle gibi vücuda giren patojenler dolayısıyla da bağışıklık sistemi zayıflamış olabilir. Ayrıca stres altında olmak, hijyen koşulları, uyku problemleri/uykusuzluk vb. durumlar da bağışıklık sisteminin zayıflamasında rol oynayabilmektedir. Hamilelikte Bağışıklık Sisteminin Zayıflamasının Etkileri Hamilelikte bağışıklık sistemi zayıflığının etkileri normalde bağışıklık sistemi zayıflığında yaşanabilecek durumlarla hemen hemen aynıdır. Bağışıklık sistemi vücudu dışarıdan gelen her türlü zararlı ve yabancı maddeye karşı korumakla ve temizlemekle görevli olan bir sistemdir. Bu nedenle bağışıklık sistemi zayıfladığında vücut çeşitli enfeksiyon ve hastalıklara daha açık hale gelmektedir. Vücutta iltihap oluşumu riski artar. Hamilelik belirtilerine ek olarak anne adaylarında aşırı yorgunluk ve halsizlik gibi belirtilere de sebep olabilmektedir. Gebelik süresince ilaç kullanımı da minimize edildiğinden iyileşme süreci de uzun süreli ve yavaş olabilmekte ve kolay geçirilebilecek rahatsızlıklar şiddetli bir şekilde geçirilebilmektedir. Ayrıca normalde kontrol altında olan tansiyonda artış gözlenebilmektedir. Yaşanan olumsuzluk yaratan bu durumlar anne adaylarına zarar verebilmekte hatta ciddiye alınmaması gibi durumlarda bebeğe zarar verici hale bile gelebilmektedir. Bu nedenle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve güçlü tutulması hamilelik dönemi için çok daha önemli bir hale gelmektedir. Hamilelikte Bağışıklık Sistemi Nasıl Güçlendirilir? Hamilelik döneminde bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için gereken en önemli şeylerden biri bağırsak sağlığını güçlü tutmaktır. Bu nedenle de bağırsak sağlığı için gerekli ve florasını düzenleyen gıdaların yani yoğurt, ayran, peynir gibi süt ürünlerinin tüketimi önem taşımaktadır. Yine hamilelikte bağışıklık sistemi güçlendirilmesi ve vücut direncinin artırılması için vücuda alınması gereken mineraller bulunmaktadır ve bunlardan biri çinkodur. Bağırsak için de yararlı olan protein değeri yüksek süt ürünleri çinko da bulunmaktadır. Süt ürünlerinin yanı sıra baklagiller ve kuruyemişler de çinko bakımından zengin gıdalardır. Özellikle ceviz, fındık ve badem gibi yağ bakımından zengin kuruyemişler de E vitamini bulundurması bakımından tercih edilebilir çeşitlerdir. Günlük olarak yaklaşık 2.5-3 litre su tüketimi yapılması gerekmektedir. Su tüketimi bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olurken sindirim ile ilgili problemlerin de çözülmesinde rol oynamaktadır. Doğal besin ve içeceklerin yanı sıra hekim kontrollü olarak ek vitamin tüketiminin yapılması da bağışıklık sistemine fayda sağlamaktadır. Besin takviyelerinin yanı sıra ağırlaşan vücut dolayısı ile normale göre daha çabuk yorulma gibi durumlar oluşabilmektedir. Bu nedenle dinlenme ve uyku için daha fazla zaman ayırılarak bağışıklık sistemine destek olunabilmektedir. Hamilelikte Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Besinler Nelerdir? Hamilelikte bağışıklık sistemi güçlendirmek için beslenme en önemli şartlardan biridir. Anne adayının beslenmesi, aldığı vitamin ve mineraller aynı zamanda bebek için kullanıldığından dolayı yeterli ve iyi beslenme bu dönemde iki katı önem taşımaktadır. Bu nedenle anne adayları beslenmelerine hem kendilerinin hem de bebeklerin sağlığını korumak için oldukça dikkat etmelidir. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenme; Turunçgiller: Portakal, mandalina, greyfurt ve nar (A ve C vitamini, magnezyum ve kalsiyum) Koyu yeşil yapraklı sebzeler: Brokoli, lahana, ıspanak (Kalsiyum, demir ve potasyum) Soğan, sarımsak, keten tohumu vb. gıdalar Protein bakımından zengin beslenme; Yumurta Süt ve et Balık: Alabalık, hamsi, sardalya, somon (Yüksek oranda civa içermesinden dolayı dip balıkları tercih edilmemelidir.) Hamilelikte Uzak Durulması Gereken Besinler Hamilelik döneminde besin tüketiminin önemi oldukça bilinen bir gerçektir. Anne adaylarının hem kendilerinin hem de bebeklerin sağlığı için tüketmesi gereken gıdalar bulunduğu gibi tüketmemeye dikkat etmesi gereken bazı besinlerde bulunmaktadır. Yüksek cıva içeren balıklar: yüksek miktarda cıva alımı sinir sistemi, bağışıklık sistemi ve böbrekler için zehirli etkiye sebep olmaktadır. Özellikle ton balığı ve diğer dip balıkları yüksek miktarda cıva içermektedir. Az pişmiş ya da çiğ et: tam olarak pişmemiş etler bakteri ve parazit kaynaklı enfeksiyonlara sebep olabilmektedir. Organ etleri: Besin değeri oldukça yüksektir ancak çok fazla miktarda hayvan kaynaklı A vitamini almak sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Kafein: Çay, kahve, meşrubatlar ve kakaoda bulunan kafein, gebelik döneminde 200 mg ile sınırlandırılmalıdır. Yüksek kafein alımı bebek gelişimini yavaşlatabilmektedir. Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri: bu ürünler çeşitli bakteriler taşımaktadır ve pastörize edilmemiş olarak tüketildiğinde enfeksiyona sebep olabilmektedir. Abur cubur: besin değeri düşük olan bu gıdalar bağışıklık sistemine destek sağlamadığı gibi yetersiz beslenmeye yol açmaktadır. Bu gıdaların bazılarının tüketimi sınırlandırılarak yapılabilmekle birlikte (kafein), bazılarının ise kesinlikle tüketilmemesi gerekmektedir (alkol). Hamilelik ve Probiyotik Bağışıklık sistemini desteklemenin en önemli araçlarından birinin bağırsak sağlığını korumak olduğu bilinmektedir. Yani güçlü bir sindirim sistemi güçlü bir bağışıklık sisteminin adımlarından biridir. Bağırsak sağlığını korumak için tüketilebilecek bazı gıdalar vardır. Bu gıdaların arasında probiyotik temelli gıdalar oldukça önemlidir. Probiyotikler, vücutta bulunan yararlı bakterilerdir ve kalın bağırsak florasını korumak için zararlı bakterilerle savaşmaktadırlar. Bu bakterilerin dışarıdan takviyesi vücutta bulunan yararlı bakteri sayısını arttırmaktadır. Bu artışla birlikte bağırsaklar daha sağlıklı hale gelmeye başlayarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Özellikle hamilelikte bağışıklık sistemi çok daha önemli hale geldiğinden probiyotiklerin önemi de artmaktadır. Probiyotiklerin takviyesi probiyotik bazlı gıdalar (yoğurt, kefir, lahana ve salatalık turşusu) ile alınabileceği gibi hekim kontrolünde ve tavsiyesi ile direkt probiyotik takviyesi de yapılabilmektedir. Probiyotikler piyasada toz, kapsül ve şase şeklinde bulunmaktadır. Probiyotik ürünler seçilirken etiketler dikkatlice okunmalı ve gereken bakteri miktarını içerip içermediği kontrol edilmelidir. Toz şeklinde bulunan probiyotikler soğuk su veya asit/karbonat içermeyen içeklere eklenerek veya yoğurt, dondurma gibi soğuk gıdalara eklenerek tüketilebilir. Sıcak yiyecek ve içeceklere katılarak tüketilmemelidir çünkü sıcak yiyecek ve içecekler bakterileri etkisizleştirebilmektedir.

Hamilelikte Omega 3

  Gebelik döneminde omega 3 tüketimi doktor takibi ile uygun bir şekilde yapıldığında hem anne adayı hem de bebek sağlığı için pozitif bir etkiye sahiptir. Özellikle günümüzde 35 yaş üstü dönemde gebelik yaşayan kadınların sayısı oldukça artmış durumdadır ve bu yaş üstü gebelikler genel olarak tehlikeli gebelikler olarak görülmektedir. 35 yaş üstü gebeliklerde anemi, diyabet ve yüksek tansiyon gibi problemler görülebilmekle birlikte erken doğum, bebekte zekâ geriliği ve düşük gibi riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle hamilelik sürecinde alınan vitamin ve mineral takviyeleri anne adayları için daha fazla önem taşımaktadır. Yapılan bazı araştırmalarda ise hamilelikte omega 3 kullanımının hamilelik sonrasında da devam edilmesiyle birlikte çocuklarda koordinasyon ve zekâ fonksiyonlarını olumlu olarak etkilediği belirtilmekte ve hem bebek hem de anne sağlığı için de omega 3 kullanımının önemli olduğu ifade edilmektedir. Omega 3 Nedir? Omega 3 yağ asitleri vücutta üretilemeyen ve bu nedenle beslenme ile alınması gereken çoklu doğmamış yağ asitleri ailesidir. Bu ailede birçok yağ asidi çeşidi bulunmakla birlikte bunların en bilinenleri EPA, DHA ve ALA’dır. EPA: Bu omega 3 çeşidi sinyal moleküllerinin oluşumu için kullandıldığından dolayı yangı, iltihaplanma gibi durumların azalmasında etkili olabilmektedir. Buna ek olarak depresyon başta olmak üzere mental durumları da olumlu olarak etkilediği bilinmektedir. Balık, balık yağları ve deniz ürünlerinde bulunur. DHA: Hücrelerin yapısında bileşen olarak rol alan bu omega 3 çeşidi özellikle beyinde ve gözlerde bulunan sinir hücrelerinde aktif hizmet vermekte dolayısıyla sinir sisteminin gelişimi üzerinde etkili olabilmektedir. Balık, deniz ürünleri, balık yağları ve alglerde bulunur. ALA: Diğer çeşitlerin aksine bitkisel besinlerde bulunmaktadır. İnsan vücudunda çok aktif bir rol oynayamamakta ve aktifleşebilmesi için EPA veya DHA yağ asidine dönüştürülmesi gerekmektedir ki bu nadiren yapılabilmekte ve verimsiz olmaktadır. Bu nedenle omega 3 kaynağı olarak çok yararlı olmamakla birlikte besin yoluyla alınmış olan bu yağ asidi enerji sağlamak için kullanılır. Omega 3 Neden Önemli? Omega 3 kullanımının önemi hamilelik dönemi ve doğum sonrası emzirme döneminde daha da artmaktadır. Prostaglinder hormonuna benzer hormon/salgı/maddelerin üretiminde aktif rol oynayan omega 3’ler dolayısıyla kan basıncı, pıhtılaşması, böbreklerin çalışması ve birçok farklı hormon üretilmesi gibi sağlıklı fizyoloji sağlayabilmek için gerekli sistem düzenlemelerinde de rol oynamaktadırlar. Bu nedenle özellikle hamilelik döneminde kadınların vücutlarında yaşadığı birçok değişime ve vücut fonksiyonlarının düzenli olarak devam ettirilerek hem bebek hem de anne adayı için sağlıklı bir dönem oluşturulmasında da aktif rol almaktadırlar. Bu sebepler ve sağladığı daha birçok fayda ile hamilelikte omega 3 kullanımı önemli ve gerekli hale gelmektedir. Omega 3’ün Faydaları Omega 3 kullanımının sağladığı yararlar hamilelik döneminden itibaren başlamakta ve bebeğin büyüme ve gelişme sürecinde de devam etmektedir. Yapılan araştırmalarda belirtilenlere göre omega 3 bebeklerde nörolojik gelişimi olumlu şekilde etkilemekte ve göz gelişimi içinde gerekli görülmektedir. Bebeğe sağladığı yararlı besin içeriğiyle de bebeklerde bağışıklık sistemini güçlendirmeye destek olmaktadır. Bebek için sağladığı yararların yanı sıra hamilelik döneminde de pozitif etkiler oluşturmaktadır. Anne adaylarının gebeliğe bağlı yaşadığı yüksek tansiyonu ve hamilelik zehirlenmesi gibi riskleri azaltırken kadınların hamilelik ve doğum sonrası dönemlerinde sıklıkla yaşadıkları ruh hali değişiklikleri ve buna bağlı olarak yaşanabilen “lohusa depresyonu” gibi durumlara karşı da koruma sağlamaktadır. Bunlara ek olarak gerekli miktarda omega 3 tüketiminin özellikle erken doğum ve düşük risklerini de azalttığı vurgulanmaktadır. Omega 3 İçeren Besinler Omega 3 açısından zengin olan besinler bitkisel ve hayvansal kaynaklı olmak üzere ayrılmaktadır. Sağlıklı diyet uygulamalarında hem bitkisel hem de hayvansal olarak omega 3 tüketimi yapılabilmektedir ancak son dönemlerde uygulanan batı tarzı beslenme düzeni ile alınması gereken omega 3 miktarına yaklaşmak bile mümkün olmamaktadır. Çünkü batı tarzı diyetler protein, sağlıklı yağ ve lifli gıda yönünden zengin olmamakla birlikte kızarmış gıdalar, tuz ve yağ bakımından oldukça zengin bir diyet türüdür. Bitkisel kaynaklar olarak omega 3 barındıran besinler susam, keten tohumu, ceviz, fındık soya ve yeşil yapraklı sebzeler olarak bilinmektedir. Hayvansal kaynaklar ise özellikle soğuk sularda yaşayan yağlı balıklar (uskumru, somon, ton, sardalya) ve göl alabalıkları olarak bilinmektedir. Bu nedenle özellikle omega 3’ün en zengin kaynağı olarak bilinen balık tüketimine önem verilmektedir. Fakat birçok insan özellikle hamilelik döneminde balıklarda bulunabilen toksik maddeler nedeni ile bitkisel kaynaklı omega 3’lere yönelmektedir. Ancak bitkisel kaynaklı omega 3’ler bu yağ ailesinin ALA olarak bilinen çeşidine girmektedirler ve bu çeşit insan vücudunda omega 3 bakımından istenilen verimi verememektedir. Bu nedenle özellikle gebelik dönemlerinde bitkisel kaynaklı omega 3’lerden ziyade hayvansal kaynaklı omega 3’lere ağırlık verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Dip Balıkları Hamilelikte Tüketilmemeli Omega 3’ün en değerli kaynağının balık eti olduğu bilinmektedir. Zengin omega 3 içeriğinin yanı sıra protein, vitamin ve mineraller bakımından da balık oldukça zengin ve yararlı bir besin kaynağıdır. Bu nedenle hamilelik döneminde balık tüketiminin arttırılması gerekmektedir. Ancak günden güne artan deniz kirliliği özellikle bebekleri için sağlıklı bir ortam yaratmaya çalışan anne adaylarında balık tüketimi konusunda endişelere sebep olmaktadır. Denizde bulunan ağır metallerden balıklarında etkilenmesi dolayısıyla bazı balıkların tüketiminden uzak durulması gerekmektedir. Balık etindeki birikim balığın beslendiği deniz seviyesi ve yaşama ömrüne göre farklılık göstermekte olduğundan dolayı yaşam ömrü uzun olan ve dip balığı olarak bilinen balıklar özellikle gebelik dönemindeki kadınlara önerilmez. Omega 3 Nasıl Kullanılır? Omega 3 içerikli besinlerin tüketiminin hamilelik döneminde olan kadınlar ve anne karnındaki bebekler için ne kadar önemli olduğu vurgulansa da bazı gebeliklerde anne adayları bazı besinlere karşı negatif tutum geliştirebilmektedirler. Bu hoşlanılmayan besinlerin arasına koku ve tat dolayısıyla genelde omega 3’ün en zengin kaynağı olan balık da girebilmektedir. Bu tutum oluşmamış olsa bile hamilelik döneminde uygulanan beslenmelerde deniz ürünleri tüketimi genelde yüksek oranda olmamaktadır. Bu gibi durumlarda ise gebelik dönemindeki kadınlar takviye gıda olarak balık yağı hapları/omega 3 kapsülleri kullanabilmektedirler. Ancak burada kullanılan tablet/kapsüllerin seçimi büyük bir önem taşımaktadır çünkü kullanılan kapsül hamilelik için uygun olmalıdır. Kullanılacak tabletlerin içeriği yüksek oranda A vitamini içirmemeli dolayısıyla da balık karaciğerinden üretilmiş olan tabletler tüketilmemelidir. Bunun yerine balık gövdesi kullanılarak yapılan omega 3 kapsülleri kullanılmalıdır. Maksimum fayda sağlanabilmesi için hayvansal omega 3 miktarı fazla olan ve en az 300 mg DHA içeren kapsüller seçilmesi gerektiği gibi içeriğinde omega 6 bulunmayan takviyeler tercih edilmelidir. Doğru kapsül seçilmemesi durumunda bebeğin zarar görme riski olduğundan dolayı omega 3 kullanılmadan önce mutlaka doktora danışılmalı ve doktor onayı ile kullanımına başlanmalıdır. Emzirme Döneminde Omega 3 Emzirme döneminde omega 3 kullanımının devam etmesi anne sütünde zaten bulunan DHA miktarının artışını sağlamaktadır. Bu dönemde devam eden omega 3

Hamilelikte Spor

  Hamilelik döneminde spor anne adaylarının kafasını en çok karıştıran konulardan biridir. Egzersiz yapmanın sağlıklı yaşamın en büyük destekçilerinden biri olduğu bir gerçektir ve aynı durum hamilelik için de geçerli olmaktadır. Anne adayları genellikle hamilelik dönemi boyunca daha az hareket etmekte ve bunun hem anne hem de bebek sağlığı için daha yararlı olduğunu düşünmektedir. Ancak hareketsizliğe bağlı alınan kilolar hem gebelik sırasında hem de sonrasında anne adayına yük olmakta ve bazı rahatsızlıkları da beraberinde getirebilmektedir. Özellikle gebelik sürecinde dışarıdan gelen baskılarla anne adaylarının gıda tüketimi de yeterli miktarların çok üstüne çıkabilmekte ve hareketsiz hamilelik sürecinin de etkisiyle anne adayları kiloya bağlı özellikle bel ve sırt bölgelerinde ağrı gibi sorunlara yol açabilmektedir. Bu nedenlerle hamilelikte spor gebelik dönemindeki kadınların özellikle dikkate alması gereken bir konu olmakla birlikte bir uzman doktor tavsiyesi ve kontrolü dışında yapılmaması gerektiği de ciddi bir şekilde vurgulanmaktadır.Shorten with AI Hamileyken Spor Yapabilir Miyim? Hamilelik döneminde spor yapmak sağlıklı anne adayları için önerilmektedir. Tabi bu sporların normal düzende yapılan sporlar gibi ağır ve çok hareketli olmaması hamilelik dönemindeki spor programlarının önemli noktalarından biridir.  Ancak herhangi bir egzersiz veya spor programına başlanmadan önce sağlıklı olan gebeler de dahil olarak hekimlerine başvurmaları gerekmektedir. Hamilelik döneminde problemler yaşayan ve sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeyen anne adayları ise ancak doktorlarıyla birlikte özel bir program yapıldığı takdirde egzersiz yapabilmektedirler. Hamilelik döneminde egzersiz yapmayı engelleyen bazı durumlar; Kalp hastalıkları, 3 ile 9. aylar arasında oluşan kanamalar, Plasentanın doğum kanalını kapadığı hamilelikler (plasenta previa), Anemi, Gebelik zehirlenmesi, Gebelik nedeniyle oluşan yüksek tansiyon olarak sıralanabilmektedir. Bu durumlar dışında da aşırı kilo ya da aşırı zayıflık problemi olan, kontrolsüz epilepsisi olan, kontrolsüz tip 1 diyabeti ve yeni ortaya çıkmış aritmi sahibi vb. olan anne adayları da hekim kontrolü, incelemesi ve tavsiyesi olmadan spor yapmaya başlamamalıdırlar. Bu gibi durumlarda yapılan egzersizler, anne adaylarının sağlıklı olmak isterken daha kötü sonuçlara yol açmasına sebep olabilmektedir. Eğer yazılan durumlar veya bunlar dışında herhangi bir sağlık ve gebelik problemi yok ise egzersiz yapmak (hekim izni dahilinde) hem doğumu kolaylaştırmak hem de hamilelik dönemini daha rahat geçirebilmek adına önerilmektedir. Hamileyken Ne Kadar Spor Yapmalıyım? Hamileyken spor yapılabilecek süre anne adayına göre değişkenlik gösterebilmektedir. Spor geçmişine sahip ve hamilelik öncesi düzenli olarak spor yapan anne adayları daha uzun süreli olarak egzersiz yapabilmekteyken uzun süredir spor yapmamış anne adayları daha kısa sürelerle başlayabilmekteler. Hekim kontrolünde egzersiz uygulamanız konusunda bir problem olmadığı belirtilmişse günde 30 dakikalık bir program ile spor yapılabilmektedir. Bu 30 dakikalık süre uzun geliyor ise gün içine dağıtılarak uygulanabilmekte veya ilk zamanlarda beş dakika gibi kısa sürelerle başlayıp günden güne bu süreyi arttırarak da ilerlenebilmektedir. Kalp ve damar sağlığı için aerobik egzersizler önerilmektedir. Bu tarz egzersizler de kalp hızını sabit tutularak 15 dakika kadar ve haftada üç gün olmak üzere yapılabilmektedir. Hafif tempolu yürüyüş ve hafif tempolu koşu da çok uzun süreli olmamakla birlikte uygulanabilmektedir. Burada önemli olan nokta anne adayının vücudundan gelen tepkilerdir. Baş dönmesi, göz kararması, göğüs sancısı gibi durumlar yapılan sporun kişiye ağır geldiğini anlatan tepkilerdir ve yüksek yoğunlukta yapılan sporlar anne adayı ve bebeğe zarar verebilmektedir. Genel olarak bakıldığında spor süresi de kişiden kişiye değişebilir ancak dikkat edilmesi gereken noktalar tüm anne adayları için ortaktır. Hamilelikte Egzersiz Yapmanın Faydaları Nelerdir? Hamilelikte spor yapmanın yararları anne adaylarının hem hamilelik dönemi hem de doğum süreci için oldukça fazladır. Hamilelik döneminde yapılan egzersizin faydaları; Hamilelik döneminde yapılan spor anne adayının vücut direncini arttırır. Gün içinde yapılan egzersiz enerjiyi yükselterek kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Düzenli yapılan egzersizler uykuya dalmayı ve sürdürmeyi kolaylaştırarak anne adaylarına daha kaliteli bir uyku sağlar. Gebelik nedenli oluşan şekeri önlemeye yardımcı olur. Yaşanılan stresi azaltarak ruh durumunun olumlu kalmasına yardım eder. Hamilelikte oldukça sık yaşanılan bel ve sırt ağrılarını kasları esneterek rahatlatır. Kas spazmlarını gerilen kasları gevşeterek en aza indirger. Bağırsakları düzene sokarak sindirimi kolaylaştırır. Güçlenen pelvis sayesinde doğum anını kolaylaştırır. Görüldüğü üzere hamilelikte spor yapmak özellikle bu dönemde en çok şikâyet konusu olan durumlara iyi geldiği ve bu süreci anne adayları için kolaylaştırdığı söylenebilmektedir. Hamilelikte Hangi Sporlar Yapılır? Gebelikte hangi sporların yapılmasının anne adayları için faydalı ve gebelik dönemi için uygun olduğu konusu hamilelik döneminde yapılan sporun en önemli noktalarından biridir. Hamilelik döneminde kadınlarda vücut yapısı, ağırlık merkezi gibi birçok fizyolojik değişiklik gerçekleşmektedir. Bu nedenle seçilecek egzersiz türü de oldukça önemli olmaktadır. Genel olarak hafif tempolu yürüyüşler ve omurgayı güçlendirecek sırt egzersizleri anne adayları için faydalı olabilmektedir. Günümüzde ise bunlara ek olarak hamilelik döneminde olan kadınlar için hamile yogası ve hamile pilatesi gibi özel spor programları da oluşturulmaktadır. Yoga: Hamileler için özel dersler veren uzman bir eğitmen eşliğinde yapılabilmektedir. Anne adayının bedeni ve nefesi ile bağlantı kurmasını sağlayarak hem hamilelik sürecinde hem de doğum anında kolaylık sağlar. Ancak hareketler bir eğitmen eşliğinde dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Pilates: Hamile pilatesi konusunda uzmanlaşmış bir eğitmen ile yapılabilmekte olup özellikle bel ve sırt ağrıları için oldukça etkilidir. Hamilelik sürecine uygun olan hareketlerin seçilmesi önem taşır çünkü pilates hareketlerinin hepsi anne adayları için uygun değildir. Yüzme: Vücut ağırlığı su ile birlikte azaldığı için iskelet sistemine binen yük de azalır ve kalp ve damar sağlığı için gerekli kondisyonu sağlar. Ancak havuzun temizliği çok önemlidir çünkü enfeksiyon riski oluşturabilir. Yürüyüş: Hamilelik döneminde yapılabilecek en güvenli egzersizlerden biridir. Anne adayının kendini zorlamadan yaptığı yürüyüşler hem vücudu hem de psikolojiyi canlı ve dinç tutmaya yardım eder. En Çok Yapılan Gebelik Egzersizleri Nelerdir? Hamilelik döneminde en çok tercih edilen egzersizler genelde doğum sancılarını hafifletmeye ya da hamilelik sürecinde yaşanan ağrı ve kramp gibi sorunları en aza indirgemeye yardımcı olan egzersizlerdir. Bu iki süreç içinse anne adaylarının en çok tercih ettiği egzersizler ise nefes egzersizleri, kegel egzersizleri, bacak kramplarını hafifleten ve bel ağrılarını geçirmek için yapılan egzersizlerdir. Bu egzersizler ile anne adayları hem hamilelik sürecini rahatlatmaya hem de doğum anını kolaylaştırmaya yönelik programlar yapmaktadırlar. Hamilelikte Yapılmaması Gereken Hareketler ve Sporlar Nelerdir? Gebelik döneminde uygulanmaması gereken egzersizler hem anne hem de bebek sağlığını korumak için uzak durulması gereken egzersizlerdir. Bu spor türlerine örnek olarak takım sporları verilebilir çünkü rekabet dolayısıyla anne adayına stres yaşatmaktadırlar. Bisiklet, kayak vb. düşme tehlikesi taşıyan sporlardan da uzak durulmalı ve sıcak ortamlarda yapılan tüm egzersizlerden de kaçınılmalıdır. Bunların yanı sıra hamileliğin

Hamilelikte Bel Ağrısı

Hamilelik döneminde oluşan bel ağrısı hamilelik döneminin en çok şikâyet edilen olumsuzluklarından bir tanesidir. Hamilelikte bel ağrısı, kadınlar için fizyolojik ve psikolojik değişimlerin maksimum olarak gerçekleştiği bir dönemdir ve bu değişimlerin yarattığı olumsuzluklar bazen zorlayıcı olabilmektedir. Bu dönemde ilaç kullanımının çok fazla gerekmedikçe yapılmaması da özellikle ağrı problemlerinin çözümünü zorlaştırmaktadır. Hamilelikte bel ağrısı da bu ağrı problemlerinden biridir. Özellikle bebeğin büyümesi dolayısıyla da karnın büyümesi ile birlikte bel ağrılarında artış görülebilmektedir. Ağrı en yoğun olarak leğen kemiği ile omurganın birleştiği kısımda hissedilmektedir. Bunun dışında da gebelik döneminde görülen bel ağrılarının farklı sebepleri olabilmektedir. Hamilelikte Bel Ağrısının Nedenleri Hamilelik dönemindeki bel ağrılarının sebepleri olarak bilinen birkaç temel durum bulunmaktadır. Bu durumlar; Rahmin ağırlaşması ve karın büyümesi ile birlikte vücut ağırlık merkezinin değişerek öne doğru çekmesi Kilo almak: Hamilelik dönemi boyunca kişiden kişiye değişmekle birlikte anne adayları ortalama 10 ile 15 kilo alırlar. Alınan kilolar omurgaya baskı yaptığında da bel ağrısı problemi oluşabilir. Gebelik temelli duruş bozukluğu: Ağırlık merkezinin öne alınmasıyla omurgada öne doğru binen yük artmaktadır. Kişi fark etmese de artan yük dolayısıyla duruş pozisyonunu değiştirir. Bu duruş değişikliği/bozukluğu da en yoğunu bel bölgesinde olmak üzere ağrılara sebep olabilir. Eklemlerde gevşeme: Hamilelik döneminde bazı hormon değişimleri gerçekleşr. Özellikle salgılanan progesteron ve relaxin sebebiyle kalça kemiği ve omurganın eklem bölümlerinde gevşemeler olur. Bu gevşemeler de bel ağrısı oluşumunda etkili olurlar. Stres: Anne adayları hamilelik dönemlerinde normal olarak duygusal bir stres yaşarlar. Duygusal stresin artışı ise kas spazmlarının sıklaşmasına sebep olur. Bu spazmlarda özellikle bel ve boyun bölgesinde ağrıya sebebiyet verebilirler. Zorlanmalar: Hamilelik döneminde vücut daha hassas olduğunda normalde yapılan işlerde zorluklar yaşanabilir. Herhangi bir eğilme, ağır kaldırma, ters hareketler vb. zorlanma durumları da bel ağrısı oluşumuna etki edebilirler. Hamilelikte Bel Ağrısı Nasıl Geçer? Gebelikte bel ağrısı azaltmak konusunda hamilelik döneminden önce fit bir durumda olmak ve kuvvetli karın ve sırt kaslarına sahip olmak gibi hamilelik öncesinde dikkat edilebilecek uygulamaların yardımı dokunmaktadır. Ancak hamilelik dönemini de rahat geçirmek için yapılabilecek bazı temel şeyler bulunmaktadır. Dikkat edilebilecek ve uygulanabilecek bazı durumlar; Gerektiğinden fazla/ekstra kilo almamaya çalışmak. Gerekli miktarda D vitamini ve kalsiyum almaya dikkat etmek. Vücudun düzgün duruş şekli korunmaya çalışılarak kaslarda oluşan gerilim ve zorlanmayı azaltmak. Sık sık istirahat etmek. Uzun süre aynı pozisyonda oturmamak, sık sık pozisyon değiştirmek. Beli destekleyici yastıklar kullanmak. Geceleri ağrılar çoğalıyorsa sırt üstü yatmak yerine yan yatmayı denemek (karın yastıkla desteklenerek bel bölgesi rahatlatılabilir). Kalça ve bel bölgesini yoracak hareketlerden kaçınmak. Solunum ve gevşeme egzersizleri yapmak. Bel korsesi kullanmak (doktor tavsiyesi ve takibi ile) Ayakkabı seçimine dikkat etmek (rahat bir ayakkabı seçilmeli ve yüksek topuklu ayakkabılardan kaçınılmalıdır). Bel ve sırt bölgesine masaj yapmak (hafif bir şekilde). Sıcak havlu, kompres veya soğuk uygulamalar yapmak (doktor veya fizyoterapist tavsiyesi ve kontrolü olmadan yapılmamalı) Bu gibi durumlara dikkat edilerek ve tavsiyelerden yararlanılarak hamilelikte bel ağrısı sorunu bir miktar da olsa azaltılabilir hatta geçirilebilir ve böylelikle anne adayı rahatlatılabilir. Ancak bel ağrısı hiçbir şekilde geçmiyor ve şiddetleniyor ise mutlaka doktora danışılması gerekmektedir. Hamilelikte Bel Ağrısı Ne Zaman Başlar? Hamilelik dönemindeki bel ağrıları birçok faktöre göre değişiklik göstermektedir. Hormonlarda yaşanan değişim, stres, kilo vb. gibi faktörler bel ağrılarının kendini göstereceği zaman dilimini belirlemekte etkin bir rol oynamaktadır. Bu faktörler aynı zamanda oluşacak bel ağrılarının şiddetini de belirlemektedir. Yani bel ağrılarının başlangıcıyla ilgili kesin bir tarih verilememektedir. Ancak ortalama bir tarih aralığı belirtilecek olursa 24.hafta ve 26.hafta yani hamileliğin üçüncü trimesterı genel başlangıç tarihi olarak söylenebilir. Bunun nedeni ise anne adayının vücut ağırlığının fark edilebilir bir artış göstererek ağırlık merkezinin yerini değiştirmesi olarak söylenebilir. Bel ağrısı şikayetleri genelde doğum sonrasında büyük oranda geçmektedir. Hamilelikte Bel Ağrısı İçin Hangi Doktora Gidilir? Hamilelik döneminde yaşanılan bel ağrıları eğer anne adayları vücutlarını dinlendirdikleri ya da bel ağrılarını geçirebilecek/hafifletebilecek tavsiyeleri uyguladıkları zaman dindirilebiliyor ise anne adaylarının bu bel ağrıları hakkında endişelenmesini gerektirecek bir durum yoktur. Ancak bel ağrıları hiçbir şekilde geçmiyor, sürekli tekrarlanıyor ve şiddetleniyor ise bu durumda önlem alınması gerekmektedir. Genel olarak hamilelik dönemlerinde günlük işleri yapmayı zorlaştıracak bel ağrıları %15-20 oranında görülmektedir. Bu tip ağrılarda ise kadın hastalıkları hekimlerine veya aile sağlık merkezinde bulunan aile hekimlerine başvurabilirler. Eğer bunların dışında bir müdahale gerekiyor ise ilk muayeneyi yapan doktor anne adayı gerekli yerlere yönlendirecektir. Hamilelikte Bel Ağrısı Normal Mi? Gebelikte yaşanan bel ağrısı hamilelik dönemindeki kadınların büyük çoğunluğunda meydana gelen yaygın bir belirtidir. Hamilelik döneminde anne adaylarının vücutlarında birçok değişiklik yaşanmaktadır ve bu değişikliklerin yan etkilerinden biri de bel ağrısı olarak kendini göstermektedir. Bel ağrıları normal seviyede gerçekleştiği ve yanına farklı belirtiler eklenmediği sürece gebelik dönemindeki kadınların yaşadığı normal bir durumdur. Eğer bel ağrılarının yanı sıra anne adayı kasık ağrısı da yaşıyorsa bu durumda düşük tehlikesi oluşma ihtimali vardır. Bel ağrısı ve kasık ağrısıyla birlikte veya daha sonra vajinal kanama durumu da görülebilmektedir. Bu durumda hızlı bir şekilde doktora başvurulmalıdır. Hamileliğin son ayında yaşanan bel ağrıları ile doğum ağrıları karıştırılabilmektedir. Son ayda böyle bir durum yaşandığında da doktora başvurulmalıdır. Hamilelikte Bel Ağrısı ve Spor Hamilelik dönemi boyunca yaşanan bel ağrıları için egzersiz yapmanın bu ağrıların geçirilmesinde yardımcı bir güç olduğu söylenmektedir. Hamilelikte trimester dönemlerine yani hamileliğin kaçıncı haftasında olunduğuna göre değişik egzersiz planları yapılabilmektedir. Ancak bu egzersizleri uzman bir kişi ile hazırlamak ve uzman bir doktorun izni dahilinde yapmak hem bebeğe hem de anne adayına zarar gelmemesi açısından oldukça önem taşımaktadır. Uzman bir hekimden izin alındıktan sonra anne adayı için hazırlanan egzersizleri düzenli olarak uygulanması bel ve sırt kaslarını kuvvetlendireceği için ağrıların azalmasında etkin rol oynayacaktır. Bu egzersizlere örnekler; Köprü hareketi: Hamileliğin ilk trimester (ilk üç aylık dönem) dönemi için köprü hareketi tavsiye edilen hareketler arasındadır. İlk üç ay sırt üstü yatma konusunda bir problem olmadığı için tavsiye edilmektedir. Bu hareket yapılırken omurlar yavaşça yuvarlanarak indirilir ve kaldırılırsa bel omurları esnetilebilecektir. Eğer sırt düz bir şekilde kalça hareket ettirilir ise de sırtın güçlenmesi için katkıda bulunacaktır. Cat/cow hareketi: Bu hareket ise eller ve dizler üzerinde yapıldığından dolayı güvenli bir harekettir. Cat hareketi yapılırken eller omuzların, dizler de kalçaların altına olacak şekilde dört ayak üzerinde duruyormuş gibi bir duruş sergilenir. Daha sonra omurga yukarı doğru yuvarlanır. Omurga yukarı doğru yuvarlanırken bakışlar da göbek deliğine doğru çevirilir. Cow hareketinde ise yine aynı dört ayak pozisyonunda durulurken sırt olabildiğince

1 … 48 49 50 … 54