Popup Görseli

Kategori: Blog

Home Blog Page 48

Tüp Bebek Tedavisinde Cinsel İlişki

Tüp bebek tedavisinde cinsel ilişki, çiftler için tereddüt oluşturan bir durumdur. Hamile kalma sürecine yönelik bir tedavi aşamasında bulunulduğu için tüp bebek tedavisinde cinsel ilişki, kontrollü olarak sağlanmaktadır. Kıbrıs tüp bebek merkezi olarak bu konuda ziyaretçilerimiz bilgilendirmek istedik. Tüp bebek tedavisi dahilinde yumurtalıkların geliştirilmesi ve spermin döllendirilmesi hassasiyetle yapıldığı için cinsel ilişkinin de aynı hassasiyet gösterilerek belirlenen zaman dilimlerinde başlatılması gerekmektedir. Bu yönlendirmelere ek olarak cinsel ilişkinin tedavi aşamalarında tamamen yok sayılması yanlış bir bilgidir. Cinsel ilişkinin tedaviyi destekler nitelikte olması için mutlaka doktor görüşlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Tüp bebek tedavisi sürecinde önemli olan tedavinin normal seyrinde ilerlemesidir. Eğer embriyo transferi gerçekleşti ve herhangi bir sorunla karşılaşılmadıysa cinsel ilişkiye girilmesi konusunda herhangi bir sorun olmadığı bilinmektedir. Tüp Bebek Tedavisinde Cinsel İlişkinin Sakıncası Var Mı? Tüp bebek tedavisinde cinsel ilişkinin tehlikesi, hamileliğin gerçekleşme sürecinde olmaktadır. Bu süreçte yumurtaların geliştirilmesi için müdahalede bulunulması nedeniyle herhangi bir hasarın engellenmesi amacıyla cinsel ilişkinin olmaması önerilmektedir. Tüp bebek tedavisi esansındaki cinsel ilişkinin risklerinden birisi de çoğul gebelik durumudur. Bu süreçte yumurtalıklar güçlendirildiği için normalden fazla uyarım ile çoğul gebelik oluşma riski bulunmaktadır. Bu nedenle yumurtaların geliştirilme sürecinde cinsel ilişkinin kontrol altına alınması önemlidir. Cinsel ilişkinin bir diğer risk durumu ise vajina enfeksiyonunun oluşmasıdır. Bu nedenle cinsel birliktelik esnasında prezervatif kullanılması önemlidir. Enfeksiyon riskinin bu sayede minimum seviyeye indirilmesi sağlanmış olmaktadır. Semen analizi olarak bilinen testin yapılması gerekli görüldüğünde de baba adayından doğru bir verinin alınabilmesi için cinsel ilişkiye girilmemiş olması önerilmektedir. Bu gibi durumlarda da cinsel ilişkinin kontrollü olması gerekmektedir. Tüp Bebek Tedavisinde Önerilen Cinsel İlişki Başlama Zamanı Nedir? Tüp bebek tedavisinde cinsel ilişkinin başlangıcı, döllenmenin en iyi şekilde gerçekleşmesi için önemli olmaktadır. Embriyo transferinden on iki gün sonrasında cinsel birlikteliğin gerçekleşmiş olması tedavi sürecini destekleyici olmaktadır. Embriyo transferinin sonrasında gebelik testi yapılacağı için bu on iki günlük süre önemli olarak belirlenmektedir. Herhangi bir sorunla karşılaşılmaması için hekim önerileri gebelik testi sonrasında cinsel birlikteliğin başlaması olarak bilinmektedir. Cinsel ilişkiye başlamanın süresi hekim tarafından belirlenebilmektedir. Bu süre her anne adayı için farklılaşabilmektedir. Bu nedenle cinsel ilişkiye ilişkin bilgilendirmenin doğrudan tedavi hekiminden alınması gerekmektedir. Tüp Bebek Tedavisinde Yumurtaların Geliştirilmesi Nasıl Olur? Tüp bebek tedavisinde yumurtaların geliştirilmesi, tedavinin anne adayına ilişkin süreci olarak bilinmektedir. Cerrahi bir operasyon olması nedeniyle dikkatli yapılması gereken bir işlem olarak bilinmektedir. Yumurtalık geliştirme işlemlerinin anne adayının yumurtalıklarının aktif hale getirilmesini sağlamaktadır. Bunun ardından yumurta toplamı işlemi döngünün ikinci aşaması olarak gerçekleştirilmektedir. Anestezi uygulanarak yapılan bu işlemin sonucunda ağrı ya da acı hissi olmadığı bilinmektedir. Fakat bazı durumlarda acı gözlemlenebilmektedir, bu durumda hekim tarafından verilen ağrı kesicilerin düzenli olarak alınması gerekmektedir. Yumurta toplama işlemlerinin anestezi ile yapılmasına rağmen on beş- yirmi dakika kadar kısa sürede gerçekleştirildiği bilinmektedir. Bu işlemin herhangi bir kesme ya da dikiş gerektirmeyen bir işlem olması nedeniyle ağır bir operasyon olmadığı belirtilmektedir. Yapılan işlemin ardından anne adayının kendini dinlendirmesi gerekmektedir. Bu süre zarfı, tüp bebek tedavisinde cinsel ilişki konusunda onay alınması gereken bir süreçtir. Buna ek olarak hekimin verdiği önerilerin de hassasiyetle uygulanması gerekmektedir. Tüp Bebek Tedavisinde Sperm Numunesi Nasıl Toplanır? Tüp bebek tedavisinde sperm numunesinin toplanması, baba adaylarının dahil olduğu süreç olarak bilinmektedir. Numune alınmadan 3 gün öncesine kadar herhangi bir cinsel birliktelikte bulunulmaması gerekmektedir. Spermlerin daha nitelikli sonuç vermesi için herhangi bir boşalmanın gerçekleşmemiş olması tüp bebek tedavisinin iyi ilerlemesine yardımcı olmaktadır. Sperm numunesinin alınma işlemlerinin, yumurta toplama işlemleri ile aynı zaman dilimlerinde yapılmaktadır. Anne ve baba adaylarından alınan örneklerin sağlıklı olması için bu süre zarfındaki sağlıklı yaşam önerilerine de uyulması gerekli olmaktadır. Hem sperm numunelerinin hem de yumurtaların daha etkili olması için sağlıklı vücut yapılarının olması önerilmektedir. Embriyo Transferi Nasıl Yapılır? Embriyo transfer işlemi, tüp bebek tedavisinin döllenme sonrasındaki aşamasıdır. Bu aşamada sperm ve yumurtalıkların laboratuar ortamında döllendirilmesinin ardından anne rahmine yerleştirilmesi yapılmaktadır. Bu süre zarfı anne adayı için psikolojik ve fizyolojik anlamda zorlayıcı olabilmektedir. Bu nedenle herhangi bir sakınca görülmemesine rağmen cinsel ilişkiye ara verilmesi önerilmektedir. Cinsel ilişki olması halinde ise prezervatif ile korunmanın tercih edilmesi daha sağlıklı olmaktadır. Embriyo transferi, tüp bebek tedavisinin en önemli aşaması olarak bilinmektedir. Bu aşamada embriyonun anne karnında tutunabilmesi sayesinde gebelik devam etmektedir. Fakat embriyonun tutunamaması halinde gebelik gerçekleşmemektedir. Tüp bebek tedavisinde cinsel ilişki sakıncasının embriyo transferi sonrasında on iki gün içerisinde geçerli olduğu bilinmektedir. Fakat bu durum çiftlere göre de değişkenlik göstermektedir. Cinsel ilişkinin embriyoya herhangi bir zarar verdiği kanıtlanmış bir durum değildir. Buna rağmen herhangi bir risk durumu oluşmaması açısından hekimlerin önerisi, cinsel ilişkiye ara vermek yönünde olmaktadır. Tüp bebek tedavisi, çocuk sahibi olmak isteyen çiftler için umut verici bir seçenektir. Ancak, tedavi süreciyle ilgili birçok soru da beraberinde getirir. Bu sorulardan biri de cinsel ilişkiyle ilgilidir. Tüp bebek tedavisine başladıktan sonra çiftlerin cinsel ilişkiye ne zaman başlayabileceği, ilişkinin riskli olup olmadığı ve tüp bebekle hamile kalan çiftlerin cinsel ilişki yaşayıp yaşayamayacağı gibi önemli konulara değineceğiz. Tüp Bebek Tedavisinde Cinsel İlişki Ne Zaman Başlar? Tüp bebek tedavisi, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere umut veren bir yöntemdir. Ancak bu tedavi sürecinde birçok soru ve belirsizlik de ortaya çıkar. Bunlardan biri de tüp bebek tedavisinde cinsel ilişkinin ne zaman başlayabileceği konusudur. Tüp bebek tedavisine başlamış olan çiftler, genellikle tedavi sürecindeki stres nedeniyle cinsel ilişkiden uzak durmak isteyebilirler. Ancak birçok doktor, tüp bebek tedavisinde cinsel ilişkinin devam etmesinin bir sakınca olmadığını belirtmektedir. Tüp bebek tedavisi sırasında, doğal yolla hamile kalma şansını artırmak için cinsellik önemli bir rol oynar. Bu nedenle doktorunuz, tüp bebek tedavisinde de cinsel ilişki yaşamanızı öneriyor olabilir. Ancak tedavi sürecinde bazı dönemlerde cinsel ilişkinin uygun olmadığı durumlar da söz konusu olabilir. Bu dönemler: – Yumurta toplama işleminden sonra, karın bölgesinde hassasiyet oluşabilir. Bu nedenle cinsel ilişki, karın bölgesine zarar vermemek adına bir süre ertelenmelidir. – Embriyo transferi sonrasında da rahimdeki embriyoların yerleşmesi için birkaç gün istirahat önerilebilir. Bu dönemde de cinsel ilişki uygun olmayabilir. Tüp Bebek Tedavisinde Cinsel İlişki Ne Zaman Başlar? Özet: Tüp bebek tedavisi sürecinde cinsel ilişkinin ne zaman başlayacağı merak edilen bir konudur. Genellikle doktorlar, tedavi sürecindeki cinsel ilişkinin devam etmesinde bir sakınca olmadığını belirtir. Ancak yumurta toplama ve embriyo transferi sonrasında dikkat edilmesi gereken bazı dönemler vardır. Bu nedenle doktorunuzun önerilerine mutlaka uymak önemlidir. Tüp Bebek Tedavisinde Cinsel İlişki Riskli midir? Merhaba! Bugün sizlere tüp bebek

AMH Hormonu (AMH Testi) Ne İşe Yarar?

AMH Hormonu Ne İşe Yarar? Anti müllerian hormon testi olarak da adlandırılan AMH testi, kadınların yumurtalık rezervindeki yumurtalık miktarını ölçmek amacıyla kullanılmaktadır. Özellikle kadınlarda ve ereklerdeki kısırlık dengesini ölçmek için yapılan araştırmalarda kullanılan AMH testi, kişilerin üreme sağlığı konusunda kapsamlı bilgiler sunmaktadır. Kadıların yumurtalık rezervlerini ölçmekte kullanılan AMH testi esnasında, yumurtalıklardaki hormon değerleri sorunsuz şekilde elde edilmektedir. Eski zamanlarda, kısırlık teşhisinin konması ve kısırlık riskinin olup olmadığının ölçülmesi için kullanılan FSH testinin yerine, yeni dönemde AMH testi uygulanmaktadır. FSH testinde, hormon değerleri saatlik olarak değişebildiği için yanlış sonuçlar elde edilmekte ve yanılma payı yaşanmaktadır. AMH testi sayesinde, değişkenlik göstermeyen hormon değerleri üzerinden, kaliteli ve sağlıklı veriler elde edilmektedir. AMH Testinin Özellikleri Nelerdir, AMH Testi Ne İşe Yarar? AMH testi uygulamasıyla, kişilerin üreme sağlığı hakkında detaylı bilgi alınmaktadır. Özellikle 35 yaşından büyük olan kadınlarda kendini göstermeye başlayan yumurtalık rezervi azalmalarının tespit edilmesi için AMH testi tercih edilmektedir. Yumurtalıklardaki sağlıklı yumurta sayısını doğrudan belirleyen AMH testinde, kişilerin doğurganlık yüzdesi ve hamile kalma oranları hakkında kesin bilgiler verilmektedir. Hem erkeklerin hem de kadınların üreme sağlığı konusunda detaylı bilgi alınan AMH testi, kadınlardaki öncü yumurta keselerindeki değerleri dikkate almaktadır. Tüp bebek tedavisi düşünen kadın ve erkeklerin, sağlıklı bir üreme yapısına sahip olup olmadığının anlaşılması durumunda, AMH testinden faydalanılmaktadır. Kadınların yumurtalıklarında salgılanan ve glikoprotein türü olan AMH değerleri, anne karnından itibaren salgılanmaya başlanmaktadır. AMH Testinin Önemi Nedir, Neden Yaptırılması Gerekir? AMH testinin gerekliliği ele alındığında, kişilerin üreme sağlığının değerlendirilmesi için kesin tanılar konulmaktadır. Özelikle doğal yollardan gebe kalmada zorluk yaşayan kişiler, tüp bebek tedavisi görmeden önce AMH testinden faydalanmaktadır. Tüp bebek tedavisi için kişilerde kullanılacak yöntemlerin belirlenmesinde etkili olan AMH testi, tüp bebek tedavisinin başarı yüzdesini artırmaktadır. Tedavide kullanılacak metotların doğrudan ele alındığı AMH testi sayesinde, gebelik şansı artırılır ve yumurtalıkların koruma altına alınması sağlanır. Özellikle ileri yaştaki kadınların dikkate alması gereken testlerden bir tanesi olan AMH testi sayesinde, hamile kalma şansı ve hamilelik sürecinin kalitesi hakkında detaylı bilgi alınmaktadır. Yumurta dondurma fikri bulunan kadınlar, işlem öncesinde AMH testinden geçirilmekte ve yumurtalık rezervlerinin temel kalitesi ele alınmaktadır. AMH Testinin Uygulanma Sebepleri Nelerdir, Hangi Durumlarda AMH Testi Yaptırılır? AMH testinin yapılma nedenleri ve uygulamayı gerekli kılan faktörler, aşağıda tüm detaylarıyla ele alınmıştır: AMH testinin uygulanmasındaki en yaygın etken, kadınların yumurtalık rezervlerinin ölçülmesi ve yumurta hücrelerinin genel sağlığı hakkında bilgi alınmasıdır. Kadınların doğuştan gelen yumurtalık rezervleri, yaş ilerledikçe kendiliğinden azalmakta ve menopoz dönemiyle birlikte, tamamen sona ermektedir. Yumurtalık rezervlerinde kalan yumurta miktarının anlaşılması ve tahmini olarak menopoz tarihiyle ilgili bilgi alınması amacıyla, AMH testi uygulanmaktadır. Tüp bebek tedavisine başvuru yapan adayların, sağlıklı şekilde gebelik süreci yaşaması amacıyla, AMH testi uygulanmakta ve tedavi sürecinde tercih edilecek yöntemler belirlenmektedir. Menopoz döneminin başlayıp başlamadığına dair tespit yapılması amacıyla, kadınlara AMH testi uygulanmaktadır. Kadınlarda ve erkeklerde kısırlık riskinin olup olmadığını anlamak amacıyla, kişilere AMH testi uygulanmaktadır. Erkeklerin üreme sağlığının teşhis edilmesinde, AMH hormonunun etkisi oldukça yüksektir ve AMH testi sayesinde hormon değerleri dikkatli şekilde ele alınmaktadır. Menopoz döneminin başlangıcı için tahmini bir tarih belirlenmesinde, AMH testi etkin rol oynamaktadır. Kadınlardaki yumurtalık kanseri şüphelerinin ortadan kalkması ve kişilere kesin tanı konması amacıyla, AMH testi verileri dikkate alınmaktadır. Kanser tedavisi gören kadınların, yumurtalık rezervinde herhangi bir komplikasyonla karşılaşıp karşılaşmadığının anlaşılması için AMH testinden faydalanılmaktadır. Polikistik over sendromunun belirtilerinin yaşanması ve kişilerde Polikistik over sendromunun yaşanması durumunda, yumurtalık sağlığını incelemek için AMH testi uygulanmaktadır. AMH Testinde AMH Hormonu Düşük Çıkarsa Hangi Durumlarla Karşılaşılmaktadır? AMH seviyesinin düşük olması, kadınların yumurtalık rezervlerindeki yumurta sayısında azalmalar olduğunu göstermektedir. Özellikle 1 ve altındaki değerlerde kendini gösteren AMH testi sonuçları, yumurtalıkların rezervindeki azalmaları işaret etmektedir. AMH testi sonuçlarının düşük çıkması durumunda, kadınların gebe kalmak için acele etmesi gerektiğine dair sonuçlar elde edilmektedir. Gebelik şansının düştüğünü temsil eden düşük AMH testi sonuçlarının ardından, AMH seviyesini yükseltecek ve kaliteli hale getirecek çeşitli tedaviler uygulanacaktır. AMH Testi ve FSH Testi Arasındaki Farklar Nelerdir? FSH testinin özellikleri, AMH testiyle kıyaslandığında, iki test arasında farklılıkların olduğu gözlemlenmiştir. AMH testi ve FSH testi arasındaki temel farklılıklar, aşağıda tüm özellikleriyle ele alınmıştır: FSH testi, anlık olarak farklı sonuçlar oluşturabilen, değişken özelliklere sahiptir. AMH testi kapsamında, yumurtalıkların temel kapasitesinin ölçümü yapıldığından, AMH testi verileri her zaman sabit kalmaktadır. AMH testi verilerinde herhangi bir zamansal farklılık görülmezken, FSH testinde farklılıklar gözlemlenmektedir. AMH testinin uygulanması aşamasında, açlık ve tokluk değeri dikkate alınmazken, FSH testi esnasında açlık durumu dikkate alınmaktadır. FSH testinin saatlik olarak değişiklik göstermesi, testin belirli zaman dilimlerinde uygulanmasını gerekli kılmaktadır. AMH testi, doğrudan kadınların yumurtalık rezervlerindeki yumurta miktarını belirtmektedir. FSH testi için adet tarihinin belirli günlerinde işlem yapılması gerekli görülürken, AMH testi için gün sınırlaması bulunmamakta ve adet tarihinin herhangi bir gününde test sağlıklı şekilde uygulanmaktadır. FSH testinin değerleri, kullanılan doğum kontrol haplarından etkilenmekte ve test sonuçlarında yanılmalar görülmektedir. AMH testinde ise kullanılan ilaçların etkisi dikkate alınmaz ve test sonuçlarında yanılmalarla karşılaşılmaz. AMH testinin FSH testinden ayıran temel kriterler, test sonuçlarının başarı dengesini doğrudan etkilemektedir. AMH testinin sonuçları ve testten elde edilen veriler, FSH testine kıyasla daha güvenilir sayılmaktadır. AMH Testi Sonuçları Nasıl Analiz Edilir, AMH Testi Değerleri Kaç Olmalıdır? AMH testi değerleri ve AMH testi sonrasında, uzmanlar tarafından yapılan analizler, aşağıda detaylı şekilde ele alınmıştır: AMH testinin değerleri, kişilerin yaşına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. AMH testinin normal seviyesi, (AMH 1.5 > 4 ng / ml ) olarak belirlenmiştir. Bu seviyeler arasındaki AMH testi değerleri, normal olarak kabul edilir ve kişilere herhangi bir müdahalede bulunulmaz. AMH testinin yüksek kabul edildiği referans aralığı (AMH 1,5 – 4 ng / ml) olarak değerlendirilmiştir. AMH testi sonuçlarının belirtilen referanslarda kalması durumunda, AMH değerinin düşmesi için çeşitli tedavi programları hazırlanmaktadır. AMH testi verilerinin düşük olarak kabul edildiği değer aralığı (AMH < 1,5 ng / ml) olarak değerlendirilmiştir. Belirtilen seviyelerdeki AMH değerleri, kişilerin kısırlık riski taşıdığını göstermektedir. kişilerin çocuk sahibi olabilmesi adına, düşük AMH değerlerinin normal seviyeye çıkarılması gerekmektedir. AMH testi sonuçlarının çok düşük olarak değerlendirildiği referans aralığı (AMH < 0,5 ng / ml) olarak ele alınmıştır. Belirten referans aralığında karşılaşılan AMH testi sonuçlarında, kişilerin yumurta üretiminin neredeyse sonlandığı anlaşılmaktadır. AMH testi seviyesinin normale dönmesi için kişilere gerekli tedavi programı uygulanmaya başlanacaktır. AMH testi sonuçlarında çok düşük verilerle karşılaşılması durumunda, yumurtalık rezervlerinde azalmalar yaşandığı bilinmelidir. Kişilerin çocuk sahibi olması için zamanı

Hamilelikte Vitamin ve Mineraller

Hamilelikte Vitamin ve Mineraller şöyledir: Demir: Gebelik sırasında kan hücrelerinin boyutu büyür. Bu nedenden ötürü hamilelerin kanlarında demir oranı düşebilir. Bu durumun önüne geçmek için demir takviyesi alınabilir. Magnezyum: Erken dönemde başlayan kramp ve kasılmalar magnezyum eksikliğine delalet olabilir. Kalsiyum: Bebeklerin kemik oluşumu için gereklidir ve anne adaylarında düşük olması durumunda bebekler var olan stokları tüketmek zorunda kalır. Bu nedenle anne adaylarının yeterli kalsiyum alması gerekir. Çinko: Saç ve deri sağlığı için gerekli bir mineraldir. Tıpkı kalsiyum gibi gebe kadınlarda düşüşe geçer ve bazen dışarıdan takviye ihtiyacı doğar. B, B12, C ve D vitaminlerini de dışarıdan almak gerekebilir. Hamileler için takviye gıdalar daha da artırılabilir. Hamilelikte Vitamin Kullanımı Gebelikte vitamin kullanımı elzem bir durum olarak kabul edilir ve vitaminlerin bünye üzerindeki etkileri şöyle özetlenebilir: C: Demirin emilimini kolaylaştırır. Vücutta depolanamadığı için periyodik olarak alınması gerekir. B12: Kan hücresi oluşumu için kritik bir vitamin olarak bilinir. Kırmızı etle arası pek iyi olmayan yada hayvansal gıdalardan uzak duran (vejetaryen veya vegan) kişilerde eksikliği görülebilir. Kırmızı et, ciğer, yumurta, süt, peynir ve balıkta bulunur. Dışarıdan takviye olarak da alınabilir. B: Mide bulantılarını azaltır. D: Bebek ve annenin kemik sağlığı üzerinde direkt bir etkisi vardır. Tüm bunlara ek olarak A vitamininden de bahsetmek gerekir. Fazla miktarda A vitamini bebeğin sağlığını olumsuz etkiler. Yapılan kan testleri sonucu hekimler gerekli durumlarda anne adayını uyaracaktır. Hamilelikte Vitamin Kullanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler Gebelikte vitamin kullanırken önemli olan konular şöyle listelenebilir: Planlı bir gebelik söz konusuyla cinsel birleşmelerin gerçekleştiği dönemde (herhangi bir vitamin eksikliği varsa) vitamin takviyelerine başlamak gerekir. Sperm hücresi ve yumurtanın buluştuğu vakitteki kan değerleri ve partnerlerin sağlık durumu bebeğin sağlığını etkiler. Kullanılan vitamin takviyelerin içerikleri mutlaka okunmalıdır. Bazı vitaminler fazla miktarda şeker, tatlandırıcı ve boyar madde içerir. Kulaktan dolma bilgilerle takviye gıda kullanmak faydasız olabilir ve fazladan masrafa yol açabilir. Bu konuda hekimlerin oluşturduğu yol haritasını takip etmek uygundur. Kullanılan takviyeler hakkında detaylı bilgi sahibi olmak ve şüphe uyandıran durumlarda önlem almak gerekir. Hamilelikte Gerekli Takviyeler Nelerdir? Gebelik sırasında ihtiyaç duyulan takviye gıdalar şöyle sıralanır: Folik asit: Gebeliği malum olan neredeyse her kadın kullanır. Hatta gebelik öncesi kullanılması da oldukça yaygındır. Bebeklerde anomali oluşma ihtimalini epey azaltır. Omega 3: Bebeklerin beyin ve göz sağlıkları için elzemdir. Balık çeşitlerinde ve cevizde bol miktarda bulunur. Halk arasında balık yağı olarak bilinen omega 3-6-9 takviyeleri de kullanılabilir. Omega 3’ün diğer yağlarla eş zamanlı olarak kullanıldığında etkili olduğunu öne süren çalışmalar vardır. Hamile Beslenmesi Nasıl Olmalıdır? Gebelik beslenmesi mümkün mertebe dengeli bir programla ilerletilmeli ve bu program her türlü aşırılıktan kaçılarak oluşturulmalıdır. Bu süreç içerisinde hamilelere “iki canlı” muamelesi yaparak onları fazla yemeye teşvik etmenin doğru olmaması gibi gebelerin kilo alma korkusuyla ağır diyetler yapması da yanlıştır. Günlük hayatta sahip olunması gereken dengeli beslenme rutini önemli ölçüde takip edilebilir. Sadece bebeğin ve büyümekte olan bebekle değişen kadın bedeninin ihtiyaçlarını karşılayacak takviyeler yapılır. Bu takviyeler genellikle kan değerlerine göre şekillenir. Gebelik sırasında tüketilen besinlerin içeriksel dağılımı şu şekilde olmalıdır: %12-15 kadar protein %25-30 yağ %55-60 karbonhidrat Son zamanlarda oldukça revaçta olan yeme alışkanlarının bir kısmı karbonhidratın ne denli zararlı olduğuna dair yanlış bilgilerin yayılmasına sebep olurlar. Karbonhidrat oldukça temel bir makro besindir ve herkesçe tüketilmesi gerekir. Sadece basit karbonhidrat adı verilen beyaz şeker, işlenmiş un ve şeker oranı yüksek tahıllardan uzak durmak gerekir. Lifli, kepekli ve tam buğdaylı tahıllar tüketilebilir. Bunlara ek olarak hamilelik için takviye gıdalar tüketilir. Hamileler Hangi Besinleri Tüketebilir? Hamilelerin yiyebileceği besinler şöyle sıralanır: Çiğ kuruyemişler Tam tahıllı ekmekler veya lifli olan her tahıl grubu Meyve Sebze Yumurta Peynir (sert olmak kaydıyla) Kuru baklagiller Süt, yoğurt, ayran ve kefir Balık, tavuk ve kırmızı et Tüm bu süreç esnasında anne adaylarının bedenlerini dinlemeleri tavsiye edilir. Aşırı beslenmek bebekleri daha sağlıklı yapmaz. Hekimler sık sık ve doyacak kadar yemek yenmesini salık verir. Tam tersi bir biçimde az yemek de kişileri kilo almaktan alıkoymaz. Vücutta yağ oluşumunu engellemek için benimsenen diyetler bebeğe ve anne adayının bedenine zarar verebilir. Hamilelikte Kilo Artışı Gebelikte kilo alma miktarı genelde kişilerin gebelik öncesi beden kitle indekslerine ve gebelik esnasında beslenmelerine göre değişir. Alınan kilo miktarı genellikle 8 ile 15 kg arasında değişmektedir. Tekil doğumlar için geçerli olan bu sayılar ikiz doğumlarda 18 kg’a dek çıkabilir. Bu seviyenin üstünde alınan kilolar direkt olarak gebelikle alakalı değildir. Gebelikten kaynaklı stres ve endişelerle bir araya gelen yanlış beslenme alışkanlıkları anne adaylarının 40 kg’a kadar kilo almalarına yol açabilir. Sağlıklı düzeyde alınan kiloların dağılımı şöyledir: İlk üç ay: 1-2 kg İkinci üç ay: 5-7 kg Son üç ay: 4-5 kg Sağlıklı sınırların ötesinde alınan kilolar bebeklerde gereğinden fazla yağ dokusu oluşmasına neden olur. Bu durum da doğum işlemini zorlaştırabilir. Hamilelik Öncesi Babalar Neler Yemelidir? Hamilelik öncesi babaların beslenmesi şöyle özetlenebilir: Kaliteli yağ içeren çiğ kuruyemişler tüketilmelidir. Vitamin ve mineral açısından zengin sebze ve meyvelerin oranı beslenme programında artırılmalıdır. Gerekli durumlarda bu ihtiyaçlara yanıt olan takviyeler alınabilir. Tuzu azaltmak gerekir. Tam tahıllı ekmeklere geçilmeli ve bel çevresindeki yağlanma kontrol altına alınmalıdır. Kafein azaltılmalıdır. Baba adaylarının beslenme alışkanlıkları çocukların kalp damar sağlığını direkt olarak etkiler. Araştırmalara göre kilolu babaların kız çocuklarında diyabet, erkek çocuklarında ise kalp hastalıkları daha sık görülür. Gebelikten üç ay öncesinde temiz bir beslenme programı uygulanmaya başlanmalıdır. Ebeveynlerin beslenme düzenlerinin bebeklere olan etkisi şaşırtıcı düzeyde yüksektir ve kötü beslenme bariz bir risk olarak kabul edilir. Son yapılan araştırmalara göre cinsel birleşmenin olduğu esnada babaların mental durumları bile bebeklerin genlerini değiştirebilmektedir. Hamileler İçin Beslenme Önerileri Gebeler için beslenme tavsiyeleri şu şekilde maddelenebilir: Kafein tüketimi azaltılmalıdır. Fazla miktarda kafein stres hormonu olan kortizolü artırır. Bu süre zarfında fazladan stres en son ihtiyaç duyulan şeydir. Ayrıca çay ve kahve gibi içecekler kansızlığı tetikler. Zeytinyağına ek olarak başka bitkisel yağlar da kullanılabilir. Tüm bu süreçte kaliteli yağlar hamile beslenmesi için önemlidir. Yemeklerdeki tuz miktarı azaltılmalıdır. İşlenmiş gıdalarla araya mesafe koymak gerekir. Et ve balık tüketiminin alışkanlık haline getirilmesi tavsiye edilir. Vegan yada vejetaryen olan kişilerin gerekli proteini ve B12 vitaminini mutlaka tedarik etmesi gerekir. Sebze ve meyveler titizlikle yıkanarak kullanılmalıdır. Vücudun dışarıdan enfeksiyon kapması kötü sonuçlar doğurabilir. Kaliteli yağ asitleri içeren çiğ kuruyemişler belli porsiyonlarla tüketilir. Hamilelik için takviye gıdalar sıklıkla kullanılır. En doğru ürünler için hekimlerin tavsiyelerini baz almak ve

Erkekte Varikosel

Erkeklerde varikosel, kısırlık sorunu ile başvuru yapan erkeklerin % 40’ında bulunan ve testislerde yer alan kan boşaltıcı toplardamarların varisleşmesi problemidir. Varikosel, testis toplardamarlarının, bacaklarda yer alan varislere benze şekilde genişlemeleri sonucunda oluşur. Erkekte varikosel, testis ısısının bozulmasına, kirli kan içerisinde yer alan toksit maddelerin testiste birikmesine ve sperm üretim seviyesinin bozulmasına yol açar. Erkekte Varikosel Belirtileri Nelerdir? Erkeklerde varikosel semptomları hakkında detaylar şöyledir: Testislerde şişlik, Testislerde kabarma, Ağrı oluşumu, Testis alanında terleme ve sıcaklık artışı, Bu semptomların gözlemlenmesi halinde erkekte varikosel oluşumundan söz edilir. Varikosel probleminde oluşan damarlarda genişleme bir süre sonra dışarıdan gözlemlenebilecek boyuta ulaşır. Bacaklarda yer alan varis görünümlerinin, testis üzerinde yer alamsı halinde varikosel probleminden şüphelenilir. Semptomların yansıması sırasında testislerde şişme, sıcaklık artışı ve terleme problemleri aynı anda gözlemlenir. Nadir olarak bu semptomlara ek olarak testislerde küçülme gözlemlenir. Erkekte Varikosel Neden Oluşur? Erkeklerde varikoselin oluşma sebepleri hakkında detaylar şöyledir: Sol tarafta yer lan testislerin, sağ tarafta olan testislere göre daha aşağıda yer almaları, Testisin sol tarafında yer alan toplardamarın, sağ tarafta yer alan toplardamara göre daha uzun bir yapıya sahip olması, Sol tarafta yer alan toplardamarın karın içinde yer alan komşu organlar ile arasında yer alan anatomik ilişki ve bozukluklar, Bu sebeplere bağlı olara oluşan erkekte varikosel problemi, % 90 oranında sol testis bölümünde gözlemlenir. Toplumda çocuk sahibi olan erkelerin dahi % 15’inde görülen varikosel problemi, kısırlık sebebi ile tedavi görme talebinde bulunana bireylerde bu oranın daha üstü seviyelerde tespit edilir. Kısırlık problemi ile tıbbi yardım alan erkeklerin % 40’ında görülen varikosel, ikincil infertilite diğer bir ifade ile ikinci kez kısırlık tedavisi ile çocuk sahip olma amaçlı yardım alan erkelerde % 60 oranında görülür. Erkekte Varikosel Nasıl Anlaşılır? Erkeklerde varikosel’in fark edilmesi hakkında bilgiler şu şekilde sıralanır: Uzun süre ayakta kalma, spor yapma ve cinsel aktivitede bulunma işlemleri ardından, testislerde şiddetli ağrı oluşması halinde varikosel probleminin varlığı fark edilir. Varikosel’in tam şekilde anlaşılması ve tespit edilmesi ise kısırlık problemi ile yapılan başvurular kapsamında gerçekleştirilen uzman hekim muayeneleri sonucunda mümkündür. Genital muayenenin bir parçası olarak gerçekleştirilen varikosel kontrolü ile hastalık hakkında tam tanı konulur. Erkeler, 21 ila 22 derecelik oda sıcaklığına sabit olan ortamda, ayakta pozisyonda muayene edilirler. Ayakta dik pozisyonda duran hastanın testis anatomisi ve gerekli olan tüm detaylar kontrol edilir. Kişiye hareket manevraları ve ıkınma faaliyeti yaptırılarak, testis’in durumu gözlemlenir. Bu faaliyetler sırasında testis damarlarında genişleme olup olmadığı gözlemlenir. Muayene ile damarların genişlediğinin gözlemlenmesi halinde, klinik teşhisin doğrulanması amacıyla, Skrotal Doppler ultrasonografi çekimleri yapılır. Bu çekimler sonunda erkekte varikosel oluşumunun varlığı hakkında tam yorum yapılarak, teşhis koyma ve varikosel’in derecesini belirleme işlemleri tamamlanır. Erkekte Varikosel Tedavisi Nasıl Yapılır? Erkeklerde varikosel’in tedavi edilmesi hakkında bilgiler şu şekilde sıralanır: Testislerin Kontrol Aşaması: Bu aşamada, varikosel tanısı ardından, testis boyutları arasında fark olup olmadığı kontrol edilir. Aynı zamanda testislerin sertlik, yumuşaklık derecelerine bakılır. Semen Analizi: Bu analiz yönteminde, sperm parametreleri değerlendirilir. Semen analizi ile sperm parametrelerinde sorun olup olmadığı tespit edilerek, ileri derecede ve tehlikeli sorunların tespit edilmesi halinde ameliyat ile müdahale kararı ele alınır. Sperm Parametrelerini Bozabilecek Durumların Değerlendirilmesi: Bu aşamada bireyden, beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı, toksik maddelere maruz kalma durumu hakkında gerekli bilgiler edinilir. Karar Aşaması: Bu aşamada yapılan tüm tıbbi müdahaleler ve alınan bilgiler değerlendirilir. Varikosel teşhisi koyulan fakat infertilite problemine sahip olmayan bireylere, destek tedavileri uygulanır. Anti Oksidan Ajan Kullanımı: Tedavide yer alan bu aşama, çok şiddetli sperm kaybı problemi olmayan, sperm şekli bozukluğu düşük seviyede olan erkeler için antioksidan ajanların verilmesi yöntemidir. Ameliyat: Tedavi kapsamında ameliyat yapılması ise uzaman hekim karına bağlı olarak verilir. İleri derecede kısırlık problemi yaşayan ve sperm parametleri ileri düzeyde bozuk olan hastalar için tercih edilir. Erkekte Varikosel Hakkında Önemli Detaylar Erkelerde varikosel konusunda öneli ayrıntılar şu şekilde sıralanır: Sperm parametreleri normal düzeyde olan, sadece radyolojik varikosel saptanan, reflü problemi bulunmayan hastaların ameliyat edilmesi tercih edilmez. Yetişkinlik periyodunda varikosel problemlerinin oluşmaması için testislerin boyutlarının ve kıvamlarının klinik koşullarda kontrol ettirilmesi öne taşır. Sadece ağrı tespit edilmesi halinde varikosel ameliyatı yapılması yaklaşımı tercih edilmez. Tedavi işlemleri ardından, sperm parametleri üzerinde % 60 ila 70 oranı arasından düzelme gözlemlenir. Tedavi işlemleri ardından 6. Ayda sperm parametrelerinin takip edilmesi gerekir. Ameliyat ile tedavi işlemlerinde tercih edilen yöntem, korkulacak şartlara sahip olmayan mikrocerrahi ile kasık bölgesinden gerçekleştirilen müdahalelerdir. Erkekte Varikosel Daha Çok Kimlerde Gözlemlenir? Erkekte varikoselin yüksek gözlemlendiği kişiler: Kilo değeri yüksek olan bireyler, Karın içi basıncı arttıran yüksek ağırlıklı spor yapan kişiler, Kronik astım ve bundan kaynaklı öksürük nöbetleri geçirenler, Karın içinde yer alan basıncı yükselten kronik kabızlık problemi yaşayan kişiler, Devamlı olara ayakta kalmayı gerektiren meslekleri ömür boyu yapan kişiler, Bu bireylerde varikosel probleminin bulunma riski daha yüksektir. Bu hastalık bir toplardamar hastalığı olduğu için bacaklarda varis problemi olan kişilerde, varis problemi olmayan bireylere oarnla görülme oranı daha yükseltir. Kanın iletiminde sorunlara neden olan kronik hastalıkları taşıyan bireyler, erkekte varikosel problemi ile daha sık şekilde karşılaşırlar. Erkekte Varikosel Kısırlığa Neden Olur Mu? Erkekte varikosel’in kısırlığa neden olması mümkündür. Varikosel, erkelerde kısırlığa sebep olan etmeler arasında ilk sıralarda yer alır. Diğer yandan kısırlığa sebep olma etkisi, varikosel’in düzeyine göre belirlenir. Her tip düzeyde varikoselin kısırlığa sebep olamadığı, tedavi koşulları sonucunda ise sperm değerlerinin düzeltildiği bilgileri dikkate alınmalıdır. Erkekte Varikoselin Dereceleri Nelerdir? Erkelerde varikoselin düzeyleri hakkında detaylar şöyledir: Derece Varikosel: Ayakta muayene edilen hastalarda her hangi bir belirti gözlemlenmeyip, ıkınıldığı zaman el ile varikoselîn tespit edildiği durumdur. Derece Varikosel: Ayakta muayenede hafif derecede gözlemlenen, ıkınma manevrası sırasında belirgin şekilde görülür hale gelen varikoseldir. Derece Varikosel: Ayakta muayene olan hastada ıkınma manevrası gerekmeden belirgin şekilde gözlenen, ıkınma manevrası ile damarların yüksek oranda belirgin hale gelmesi ile tespit edilen varikosellerdir. Erkekte Varikosel Ameliyatı Kararı Ne Zaman Verilir? Erkekte varkosel için ameliyat kararı verilen zaman hakkında bilgiler şöyledir: Testis kıvamında aşırı yumuşama ve testis boyutlarında ileri düzeyde küçülme oluşması anında, Doppler ultrasonografi ile damarların genişlemesinin 3mm üzerinde olduğunun tespit edilmesi halinde, Doppler ile kan geri kaçışlarının belirlenmesi halinde, Semen analizinde sperm parametrelerinin ileri düzeyde bozuk olduğunun belirlenmesi halinde, Bu koşulların tespit edilmesi durumunda erkekte varikosel için ameliyat kararı değerlendirilir.

1 … 47 48 49 … 54