Popup Görseli

Kategori: Hizmetler

Home Hizmetler Page 3

Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT)

Tüp Bebek Tedavisinde Preimplantasyon Genetik Tanı Nedir? PGT Nedir? Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT), tüp bebek tedavisi sırasında uygulanan bir genetik tarama yöntemidir. Embriyonik gelişme aşamasında, embriyonun genetik materyalinin incelenmesi ile bazı genetik hastalıkların ve kromozom anomalilerinin tespit edilmesine olanak sağlar. PGT’nin Amacı Nedir? Tüp bebek tedavisinde PGT’nin amacı, gebelik sırasında çocuğun sahip olabileceği genetik hastalıklar ve kromozom anomalileri hakkında önceden bilgi edinmek ve bu hastalıkların ve anomalilerin çocuğa geçmesini engellemektir. Bu nedenle, PGT özellikle çiftlerin genetik risk taşıdığı durumlarda önerilir. PGT Nasıl Uygulanır? PGT, tüp bebek tedavisi sırasında uygulanır. Bu süreçte, embriyolar 3 ila 5 günlükken bir mikroenjeksiyon tekniği kullanılarak hücrelerinden biri çıkarılır. Bu hücre daha sonra genetik analiz için laboratuvara gönderilir. Analiz sonuçlarına göre, sağlıklı embriyolar seçilir ve rahim içine yerleştirilir. PGT Türleri Nelerdir? PGT-M Nedir? PGT-M, monogenik hastalıkların tespiti için kullanılan bir PGT türüdür. Monogenik hastalıklar, tek bir genin mutasyonu nedeniyle oluşan hastalıklardır. Bu hastalıkların örnekleri arasında kistik fibroz, orak hücre anemisi ve talasemi yer alır. PGT-M, bu hastalıkları olan çiftler için önerilir. PGT-SR Nedir? PGT-SR, kromozomel yapıların analiz edilmesi için kullanılan bir PGT türüdür. Bu yöntem, çiftlerin genetik risk taşıdığı durumlarda ve özellikle tekrarlayan düşükleri olan çiftlerde kullanılır. PGT-SR, normal kromozom sayısına sahip embriyoların seçilmesine olanak tanır. Preimplantasyon Genetik Tanı Nedir? Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT), tüp bebek tedavisi sırasında embriyolarda genetik bozuklukların tespit edilmesi için yapılan bir tıbbi testtir. Bu test, bir çiftin kromozom bozukluğu, tek gen bozukluğu veya kalıtsal hastalık geçmişi nedeniyle bebeklerinin sağlığı hakkında endişeleri varsa kullanılabilir. PGT, genetik malzeme analizi için yapılan bir biyopsi işlemiyle gerçekleştirilir. Embriyoların gelişme aşamasının belirli bir noktasında bir veya daha fazla hücre alınır ve bu hücrelerin DNA’sı analiz edilir. Bu analiz sonucunda, embriyonun taşıdığı genetik bozukluklar tespit edilebilir ve ebeveynlerin sadece sağlıklı embriyoları seçmelerine yardımcı olunur. PGT Nasıl Yapılır? PGT, tüp bebek tedavisi sırasında gerçekleştirilen bir prosedürdür. Tedavinin ilk aşamaları olan yumurta toplama ve sperm örneği toplama işlemleri yapıldıktan sonra, embriyolar laboratuvar ortamında geliştirilir. Embriyoların belirli bir aşamaya ulaştıklarında, bir biyopsi işlemi yapılır. Biyopsi sırasında, embriyolardan bir veya daha fazla hücre alınır ve bu hücrelerin DNA’sı analiz edilir. Hangi Durumlarda PGT Gereklidir? PGT, belirli genetik bozukluklar veya kalıtsal hastalıkların bulunduğu ailelerde önerilebilir. Ayrıca, ebeveynlerin ilerleyen yaşları, tekrarlayan düşükler veya önceki doğumlarında ciddi doğum kusurları varsa da PGT önerilebilir. PGT, ayrıca in vitro fertilizasyon (IVF) yöntemi kullanılarak gebe kalmak için birden fazla tüp bebek denemesi yapmış olan çiftlere de önerilebilir. PGT Hangi Genetik Bozuklukları Tespit Edebilir? PGT, belirli genetik bozuklukları tespit etmek için kullanılabilir. Bunlar arasında Down sendromu, Turner sendromu, kistik fibrozis, hemofili, talasemi ve orak hücreli anemi gibi durumlar yer alır. S: Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) nedir? C: Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT), in vitro fertilizasyon (IVF) işlemi sırasında embriyolara genetik testler yaparak, genetik olarak anormal embriyoların tespit edilmesi ve sağlıklı embriyoların seçilerek transfer edilmesi işlemidir. S: PGT nasıl yapılır? C: PGT işlemi, IVF işlemi sırasında alınan embriyolardan hücre örnekleri alınması ve bu hücrelerin genetik analizinin yapılması ile gerçekleştirilir. Genetik analiz, embriyonun genetik materyalini inceleyerek anormal kromozom sayısı, genetik hastalık taşıyıcılığı veya genetik mutasyonlar gibi çeşitli genetik bozuklukları tespit eder. S: PGT hangi durumlarda önerilir? C: PGT, genetik hastalık taşıyan çiftlerin, önceden yaşadıkları tekrarlayan gebelik kayıplarının ardından, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının ardından veya ileri anne yaşı gibi durumlarda önerilir. S: PGT işlemi ne kadar süre alır? C: PGT işlemi, IVF işlemi sırasında gerçekleştirilir ve genellikle birkaç gün içinde tamamlanır. S: PGT işlemi başarılı olur mu? C: PGT işlemi, doğru şekilde uygulandığında oldukça başarılıdır. Ancak, hiçbir tıbbi işlemde olduğu gibi, PGT işlemi de yüzde yüz başarı garantisi sağlamaz. S: PGT işlemi pahalı mıdır? C: PGT işlemi, diğer tüp bebek tedavileriyle karşılaştırıldığında daha pahalıdır. Ancak, genetik bozuklukların önlenmesine yardımcı olması nedeniyle, bazı çiftler için bu ek maliyeti karşılamak önemlidir. S: PGT işlemi etik mi? C: PGT işlemi, insan embriyolarının genetik manipülasyonu içerdiği için bazı etik tartışmalara yol açmaktadır. Ancak, PGT işlemi, genetik bozuklukları önleme potansiyeli ile, bazı çiftlerin genetik hastalıkların nesilden nesile geçmesini önlemesine yardımcı olabilir. PGT, embriyonun genetik bozukluklarını tespit etmek için kullanılan bir yöntemdir. PGT, çiftlerin doğacak çocuklarının genetik hastalıklara sahip olma riskini azaltmak için kullanılır. PGT, tüp bebek tedavisi sırasında uygulanır ve embriyoların genetik materyali incelenir. PGT, farklı genetik bozuklukları tespit edebilir, bunlar arasında down sendromu, kistik fibroz, talasemi gibi hastalıklar yer alır. PGT aynı zamanda cinsiyet seçimi için de kullanılabilir. PGT, transfer edilecek sağlıklı embriyonun seçilmesine yardımcı olur ve gebelik şansını arttırır. PGT, tüp bebek tedavisi gören çiftlerde genellikle 35 yaş üstü kadınlar veya daha önce tekrarlayan başarısız tüp bebek tedavileri yaşayan çiftlerde kullanılır. PGT, tüp bebek tedavisinin başarı oranını artırabilir ve aynı zamanda sağlıklı bebeklerin doğumunu sağlayabilir. PGT, etik açıdan bazı tartışmalara neden olabilir, çünkü embriyoların seçimi ve seçilmeyen embriyonların imhası gibi konuları içerir. PGT, uzman bir sağlık ekibi tarafından yapılmalıdır ve bazı riskleri vardır, bu nedenle çiftlerin doktorları ile bu seçeneği tartışmaları önemlidir. Genetik Tanı Preimplantasyon (PGD) Preimplantasyon Genetik Tanı ; Son iki yılda gelişen teknikler birçok yeni kalıtsal hastalığın tanısını mümkün kılmıştır. İnsan genom haritasının çıkartılması sonrasında Genetik bilimi hızla yeni ufuklara doğru gitmektedir. İnsanoğlu’nda 46 kromozom ve 90 bin gen tespit edilmiştir. Kisttik fibrozis denilen hastalıkta ki bu hastalık Batı Avrupa kökenli bireylerde yaygındır 500 kadar değişik mutasyon ile olabilmektedir. Tekrarlayan düşük yaşayan çiftlerin genetik hastalıklar açısından taranması önemlidir. Preimplantasyon Genetik Tanı ; Genetik hastalıkların hangilerinin çiftler tarafından taşındığının bilinmesi, oluşan embriyolar üzerinde de bu hastalıkların taranması şansını bize vermektedir. 1400 kadar genetik hastalık oluşturan bozukluk pahalı olmakla beraber taranabilir. Preimplantasyon Genetik Tanı ; Aşağıda listesi verilen hastalıklar sadece bir kez kan vererek ya da tükürük örneği üzerinden taranabilir. 17-Alpha-Hydroxylase Deficiency 17-Beta-Hydroxysteroid Dehydrogenase Type III Deficiency 21-Hydroxylase-Deficient Congenital Classical Adrenal Hyperplasia 21-Hydroxylase-Deficient Congenital Nonclassical Adrenal Hyperplasia 3-Beta-Hydroxysteroid Dehydrogenase Type II Deficiency 3-Methylcrotonyl-CoA Carboxylase Deficiency: MCCC1 Related 3-Methylcrotonyl-CoA Carboxylase Deficiency: MCCC2 Related 3-Methylglutaconic Aciduria: Type 3 6-Pyruvoyl-Tetrahydropterin Synthase Deficiency Abetalipoproteinemia Achromatopsia: CNGB3 Related Acrodermatitis Enteropathica Acyl-CoA Oxidase I Deficiency Adenosine Deaminase Deficiency Adrenoleukodystrophy: X-Linked Alkaptonuria Alpha-1-Antitrypsin Deficiency Alpha-Mannosidosis Alpha Thalassemia Alport Syndrome: COL4A3 Related Alport Syndrome: COL4A4 Related Alport Syndrome: X-linked Amegakaryocytic Thrombocytopenia Andermann Syndrome Androgen Insensitivity Syndrome: Complete Argininosuccinate Lyase Deficiency   Aromatase Deficiency ARSACS Arts Syndrome Aspartylglycosaminuria Ataxia-Telangiectasia Ataxia with Vitamin E Deficiency Autosomal

Cinsiyet Belirleme

Cinsiyet Seçimi Doğacak bebeğin cinsiyetinin önceden belirlenmesi günümüz teknolojisiyle mümkündür. Bu yöntem, çiftlerin cinsiyeti önceden belirlemek için tercih edebileceği bazı yöntemleri içerir. Bunlar arasında, Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) ve Cinsiyet Seçim Yöntemleri yer alır.  Cinsiyetin  önceden belirlenmesi konusu uzun zamandır batı toplumlarında tartışılmaktadır. Dünyada bir çok ülkede yasaklanmış olmakla beraber ABD, Kanada, KKTC gibi ülkelerde yasal olarak yapılmaktadır. Embriyolar üzerinde yapılan bu genetik testler 2000’li yıllardan bu yana yaygınlaşarak devam etmektedir. Cinsiyet belirleme işlemi dünya nüfusunu erkekler lehine değiştirecek şeklindeki kaygılar yersizdir. Burada ailelerin isteği ,genellikle değişik cinsiyette bir bebek sahibi olmaktır. Ailelerin zaten bir çoğunun her iki cinsiyette çocukları olduğundan bu işlem onları ilgilendirmemektedir. Bir kısmı ise durumdan zaten memnundurlar. Genellikle iki kız bebek veya iki erkek çocuğu olan ailelerin çok az bir kısmı değişik cinsiyetteki başka bir bebeklerinin olması için bu zahmete katlanmaktadırlar. Bir anlamda yapılan işlem “family balancing“ yani ailedeki çocukların cinsiyetinin dengelenmesi olarak da adlandırılabilir. Family Balancing Nedir? Family balancing, çiftlerin doğacak çocuklarının cinsiyetini seçmelerine olanak tanıyan bir tür tüp bebek yöntemidir. Bu yöntem, Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) veya sperm seçimi gibi teknikler kullanılarak gerçekleştirilir. Family Balancing’in Amacı Nedir? Family balancing, çiftlerin istedikleri cinsiyette çocuk sahibi olmalarını sağlar ve ailelerinin cinsiyet dengesini korumasına yardımcı olabilir. Örneğin, ailede sadece kız veya erkek çocuklar varsa, family balancing yöntemi ailenin diğer cinsiyette bir çocuk sahibi olmasına yardımcı olabilir. Family Balancing Yöntemi Nasıl Uygulanır? Family balancing yöntemi, çiftlerin doğru cinsiyette bir embriyo seçmelerini sağlayan PGT veya sperm seçimi gibi teknikleri kullanarak gerçekleştirilir. Ancak, family balancing teknolojisi, bazı etik tartışmalara neden olabilir ve bu nedenle bazı ülkelerde yasaklanmıştır veya sınırlıdır. Bu nedenle, çiftlerin kendi ülkelerindeki yasal düzenlemeleri ve yönergeleri araştırmaları ve bir uzmana danışmaları önerilir. Family balancing, çiftlerin doğacak çocuklarının cinsiyetini seçmelerine olanak tanıyan bir tür tüp bebek yöntemidir. Aynı zamanda cinsiyet seçimi, cinsiyet seçimi ile üreme, cinsiyet seçimi ile üreme teknolojisi ve cinsiyet seçimi ile üreme tıbbı olarak da bilinir. Bu yöntem, çiftlerin istedikleri cinsiyette çocuk sahibi olmalarını sağlar ve ailelerinin cinsiyet dengesini korumasına yardımcı olabilir. Family balancing, Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) veya sperm seçimi gibi teknikler kullanılarak gerçekleştirilir. Cinsiyet Seçimi Nedir? Cinsiyet seçimi, doğacak bebeğin cinsiyetinin önceden belirlenmesi işlemidir. Günümüzde bu işlem, embriyolar üzerinde yapılan genetik testler yoluyla gerçekleştirilmektedir. Bazı ülkelerde yasal olarak kabul edilirken, bazıları tarafından yasaklanmıştır. Cinsiyet Seçimi hakkında bilmeniz gerekenleri listelemek gerekirse Cinsiyet Seçimi, çiftlerin doğacak çocuklarının cinsiyetini seçmelerine olanak tanıyan bir tür tüp bebek yöntemidir. Bu yöntem, Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) veya sperm seçimi gibi teknikler kullanılarak gerçekleştirilir. Cinsiyet Seçimi, çiftlerin istedikleri cinsiyette çocuk sahibi olmalarını sağlar ve ailelerinin cinsiyet dengesini korumasına yardımcı olabilir. Cinsiyet Seçimi teknolojisi, bazı ülkelerde yasaklanmış veya sınırlıdır. Cinsiyet Seçimi hakkında daha fazla bilgi almak isteyen çiftlerin, kendi ülkelerindeki yasal düzenlemeleri ve yönergeleri araştırmaları ve bir uzmana danışmaları önerilir. Cinsiyet Seçimi Yöntemleri Cinsiyet seçimi için kullanılan iki yöntem vardır: sperm ayrıştırması ve embriyo seçimi. Sperm ayrıştırması, spermlerin cinsiyetini belirleyen kromozomlarını ayırarak, istenilen cinsiyete sahip spermlerin kullanılmasını sağlar. Embriyo seçimi ise tüp bebek tedavisi sırasında oluşan embriyolar arasından istenilen cinsiyette olanı seçmek suretiyle gerçekleştirilir. Cinsiyet Seçimi Family Balancing Cinsiyet seçimi işlemi, bazı toplumlar tarafından etik ve ahlaki açıdan kabul edilemez olarak görülmektedir. Bu işlem, dünya nüfusunu erkekler lehine değiştirebileceği kaygılarına yol açarken, ailelerin isteği doğrultusunda yapıldığında “family balancing” yani ailedeki çocukların cinsiyetinin dengelenmesi olarak da adlandırılmaktadır. Ancak bu tartışmalar, genellikle farklı cinsiyette bir çocuk sahibi olmak isteyen ailelerin tercihleriyle ilgilidir. Cinsiyet seçimi işlemi, günümüz teknolojisi sayesinde mümkün hale gelmiştir. Ancak bu işlem, toplumsal tartışmalara yol açabilecek bir konudur. Ailelerin istekleri doğrultusunda yapıldığında “family balancing” olarak da adlandırılan bu işlem, herhangi bir toplumsal cinsiyet dengesizliğine neden olmamaktadır. Cinsiyet Tayini Nedir? Cinsiyet tayini, bebeğin cinsiyetinin önceden belirlenmesine yönelik bir işlemdir. Günümüzde, genetik testler yardımıyla embriyolar üzerinde gerçekleştirilir. Cinsiyet tayini, çiftlerin doğacak çocuklarının cinsiyetini belirleyebilmeleri için bir tüp bebek yöntemi olarak kullanılır. Bu yöntem, (PGT) Preimplantasyon Genetik Tanı yöntemi ile veya sperm seçimi gibi teknikler kullanılarak gerçekleştirilebilir. Cinsiyet tayini, çiftlerin istedikleri cinsiyette bir çocuk sahibi olmalarını sağlayarak ailelerinin cinsiyet dengesini korumalarına yardımcı olabilir. Ancak, bu teknoloji bazı ülkelerde yasaklanmış veya sınırlıdır. Cinsiyet tayini hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen çiftler, kendi ülkelerindeki yasal düzenlemeleri ve yönergeleri araştırmaları ve bir uzmana danışmaları önerilir. Cinsiyet tayini için iki yöntem mevcuttur: sperm ayrıştırması ve embriyo seçimi. Sperm ayrıştırması ise kromozomlarını ayırarak istenilen cinsiyete göre kullanılmasını sağlar. Embriyo seçimi ise tüp bebek sırasında oluşturulan embriyolar arasından istenilen cinsiyette olanı seçmek suretiyle gerçekleştirilir. Cinsiyet Tayini Yöntemleri: Cinsiyet tayini için kullanılan iki yöntem vardır: sperm ayrıştırması ve embriyo seçimi. Sperm ayrıştırması, spermlerin cinsiyetini belirleyen kromozomlarını ayırarak, istenilen cinsiyete sahip spermlerin kullanılmasını sağlar. Embriyo seçimi ise tüp bebek tedavisi sırasında oluşan embriyolar arasından istenilen cinsiyette olanı seçmek suretiyle gerçekleştirilir. Cinsiyet belirleme işlemi 5 ayrı aşamadan oluşur. Cinsiyet Belirleme de Ön Hazırlıklar Cinsiyet Belirleme Ön görüşme ile başlaması gereklidir. Hastaların değerlendirilmesi önem taşır. Bu ilk görüşmede anne adayının değerlendirilmesi için gerekli muayeneler yapılır. Eksik olan testler planlanır. Bu tedavi öncesinde yapılması gereken testler ve işlemler aşağıdaki gibidir. Başarılı sonuçlara ulaşabilmek için ön görüşme son derece önem taşımaktadır. Cinsiyet Belirleme – Cinsiyet Seçimi A- Anne Adayının Ultrason ile Değerlendirilmesi Bu değerlendirmenin yapılabilmesi için, kadının adet döneminin 14-26 günleri arasında olması uygundur. Adetin hemen akabinde yapılan değerlendirmeler yeterli bilgi almamıza engeldir. Miyomlar ve rahimdeki bazı bozukluklar ,polipler ultrason yardımıyla tespit edilirler. 1- Endometrial kalınlığın ölçülmesi ve değerlendirilmesi; Adetin 12. – 14.üncü günlerinde endometrium en kalın halini alır. Daha sonraki günlerde kalınlık pek değişmeden aynı kalmaktadır. Yumurtlama ile ilgili sorun varsa  Sorunsuz olan endometriumlar 8 mm’nin üstünde olup üç tane birbirine paralel çizgi halinde izlenirler (Triple line) Bu çizgilerin içinde bulunan alanlarda herhangi bir düzensiz görüntü, polip, miyom, sıvı birikmesi olması sorun teşkil eder. (Normal endometriumda sıvı birikmesi olmaz ,genellikle sezeryan veya ameliyat sonrası alt bölümlerde bir yerde yapışıklığa delalet eder). Endometrium içinde siyah delikler şeklinde izlenen yapılar adenomiyozis adını alırlar. Adenomiyozisler gebelik şansını azaltmazlar. Normal adet gören veya adet olmak için yeterli ilaç alan kadınlarda endometrumun 14-26. günleri arasında 8 mm’nin üstünde olması beklenir. Geçirilmiş her türlü rahim içi müdahale, ameliyat rahim zarını bozabilir. Bu durumun yarattığı olumsuzluk paralelinde endometrium zarar görür ve hastalar bunu adet miktarlarında azalma olarak ifade ederler. Bu durum tespit

Yumurta Donasyonu

Yumurta Donasyonu İşlemi Yumurta donasyonu, çocuk sahibi olmak isteyen çiftler için umut vadeden bir tüp bebek yöntemidir. Yumurta nakli veya yumurta bağışı olarak da bilinir. Bu süreçte, donör adı verilen yumurta bağışçısının yumurtalıkları ilaçlarla uyarılır. Elde edilen yumurtalar, alıcı kadının eşinin spermleriyle laboratuvarda döllenir. Sonuçta oluşan embriyolar, alıcı kadının rahmine aynı anda ya da uygun bir zamanda transfer edilir. Yaklaşık 30 yıldır başarıyla uygulanan bu yöntem, infertilite sorunlarına çözüm sunar. Anne Olma Hayalinizi Gerçeğe Dönüştürelim: Dr. Halil İbrahim Tekin ile %80 Üzerinde Başarı! İlk Yumurta Donasyonu İşlemi Yumurta donasyonu ile ilk başarılı gebelik, 3 Şubat 1984’te Dr. John Buster tarafından Kaliforniya, ABD’de gerçekleştirilmiştir. Bu tarihten itibaren, kendi yumurtalarıyla gebelik şansı olmayan kadınlar için yumurta donasyonu en etkili yöntem olmuştur. Özellikle aşağıdaki durumlarda tercih edilen bu yöntem sayesinde birçok kadın annelik hayallerine kavuşmuştur: Yumurta üretimi durmuş olan kadınlar Yumurta kalitesi yetersiz olan bireyler Genetik sorunlar yaşayan hastalar Yumurta Donasyonu Hangi Ülkelerde Uygulanmaktadır? Yumurta donasyonu (veya yumurta bağışı), dünya genelinde birçok ülkede uygulanan bir tüp bebek yöntemidir. Müslüman ülkelerden İran, Lübnan ve Mısır bu yöntemi benimseyen ülkeler arasındadır. Avrupa’da ise durum ülkeye göre değişir. İngiltere Belçika Yunanistan İspanya Bu ülkelerde yumurta donasyonu yasaldır ve yaygın şekilde uygulanır. Ancak bazı Avrupa ülkelerinde bu işlem yasalarla yasaklanmıştır. Kuzey ve Güney Amerika, Afrika’nın birçok ülkesi, Avustralya ve çeşitli Asya ülkelerinde yumurta nakli, kabul görmüş bir yardımlı üreme yöntemidir. Türkiye Cumhuriyeti’nde yumurta donasyonu ve yumurta nakli, tüp bebek tüzüklerinin ilk düzenlendiği tarihlerden itibaren yasalarla yasaklanmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) ise yumurta donasyonu başlangıçta serbest bırakılmış, ancak daha sonra çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Yumurta Donasyonu Süreci Nasıl İşler? KKTC’de yumurta donasyonu sürecinde, alıcı anne adayına standart tüp bebek işleminden farklı olarak yumurta gelişimini uyaran tedaviler uygulanmaz. Bunun yerine: Yalnızca endometrium (rahim iç zarı) gebelik için hazırlanır Bu amaçla ilaç tedavisi uygulanır Donör (yumurta bağışçısı) ile alıcı anne adayının tedavileri eş zamanlı yürütülür. Alternatif olarak: Daha önce hazırlanmış dondurulmuş embriyolar çözülebilir Alıcı kadına transfer edilebilir Kliniğimizde uzun yıllara dayanan tecrübe ve istatistikler, taze embriyo transferi ile dondurulmuş embriyo transferi arasında başarı oranları açısından fark olmadığını göstermektedir. Taze Embriyo Transferi Süreci Taze embriyo transferi uygulamasında, yumurtalar toplandığı gün alıcı kadının eşinden sperm alınır ve mikro enjeksiyon veya tüp bebek işlemi gerçekleştirilir. Bu süreçte, alıcı çift ile donör kesinlikle birbirini görmez. Yumurta ve sperm alındıktan sonra, laboratuvar ortamında tüp bebek süreciyle aynı adımlar izlenir. Yumurtalar döllenir Embriyo gelişimi izlenir Uygun kalite ve sayıdaki embriyolar seçilir Yumurta toplama işleminden 3 ila 5 gün sonra alıcı kadına embriyo transferi yapılır. Transferden 12 gün sonra yapılan gebelik testi ile işlemin başarısı değerlendirilir. Yumurta Nakli (Yumurta Bağışı) Nasıl Yapılır? Yumurta donasyonu (veya yumurta nakli), çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere umut sunan bir tüp bebek yöntemidir. Bu süreçte, donör (yumurta vericisi) ile alıcı arasındaki bağlantı iki şekilde kurulabilir: Anonim Non-anonim Donör Seçimi Doğacak çocuğun genetik özelliklerinin büyük bölümü, yumurta ve sperm kaynaklıdır. Kendi yumurtalarıyla bebek sahibi olanlar, kalıtsal hastalık riskini kabul eder. Ancak yumurta donasyonunda bu sorumluluk, donörü seçen kliniğe aittir. Kliniğimiz, bu sorumluluğu en yüksek standartlarda taşır. 20 yılı aşkın deneyimimizle, on binlerce sağlıklı bebek doğumuna katkı sağladık. Günümüz teknolojisi, yumurtadaki tüm molekülleri test etmeyi mümkün kılmasa da, donör seçiminde maksimum özen gösteriyoruz. Güvenlik önceliklidir Kalite standartları üst seviyededir Ticari kaygılardan uzak bir yaklaşım benimsenir Daha düşük maliyetli yumurta bulmak mümkün olsa da, biz uzun vadeli ve güvenilir hizmet sunmayı hedefliyoruz. İnsan sağlığı bizim için ön plandadır. Bu nedenle, uluslararası standartlara uygun denetimler yapıyoruz. Avrupa’da NHS akreditasyonu alan ilk merkez olarak, 45 ülkede sağlıklı bebeklerin doğmasına yardımcı olduk. A- Anonim (Kimlik Bilgilerinin Gizli Tutulması) Hastalarımızın çoğu, anonim yumurta donasyonu yöntemini tercih eder. Yumurta nakli işlemlerinin %95’i bu şekilde gerçekleşir Alıcılar ve donör birbirlerinin kimlik bilgilerini bilmez Bu yöntemde, donör havuzunda şu bilgiler yer alır: Kan grubu Fiziksel özellikler Ruhsal özellikler Alıcı aile, kimlik bilgileri hariç bu özelliklere göre donör seçer ve tedavi eş zamanlı başlar. B- Non-anonim (Kimliklerin Bilinmesi) Bazı alıcı aileler, donör ile tanışmayı tercih eder ve uygun gördükleri soruları sorma ihtiyacı duyar. Az sayıda donör, kimliklerini açıklamaya gönüllüdür. Uluslararası donör ajansları aracılığıyla da non-anonim donör temin edilebilir. Ancak bu yöntemin maliyeti daha yüksektir. Kimlere Yumurta Donasyonu (Yumurta Nakli) Uygulanır? Yumurta donasyonu, aşağıdaki durumlarda tercih edilen bir yöntemdir: Menopoz veya yumurta üretimi olmayan kadınlar Turner Sendromu gibi kalıtsal bozuklukları olanlar Yumurtalıkları hastalık nedeniyle alınmış kadınlar Kemoterapi veya ışın tedavisi almış kanser hastaları İlaçla yumurtalıkları az uyarılan veya uyarılamayanlar Hemofili, Duchenne Musküler Distrofisi veya Huntington Koresi gibi kalıtsal hastalık riski taşıyanlar Tekrarlayan başarısız tüp bebek denemeleri yaşayanlar İleri yaş nedeniyle yumurta rezervi veya kalitesi yetersiz olanlar X genine bağlı genetik hastalıkları olanlar Gay çiftler Yumurta Bağışçısına Yapılması Gereken Hazırlıklar ve İşlemler Yumurta donasyonu sürecinde, donör (yumurta vericisi) seçimi ve hazırlanması büyük bir titizlik gerektirir. Donör adaylarının başvuru sürecinde aşağıdaki belgeleri sunması zorunludur: Geçerli bir kimlik belgesi Eğitim durumunu gösteren resmi evrak Güvenilir referans sunamayan veya uygun olmayan kişiler, kliniğimiz tarafından kabul edilmez. 15 yıldır on binlerce çifte yumurta donasyonu hizmeti sunan kliniğimiz, sağlıklı ve mutlu bebekler hedefler. Dr. HIT olarak, donör seçimi ve hazırlanmasına en yüksek önemi veriyoruz. ASRM ve ESHRE standartlarına uygun değerlendirmeler yapıyoruz. Hasta sağlığı için tüm işlemler: En yüksek kalite standartlarında Eksiksiz şekilde Titizlikle uygulanır Bu süreçteki maliyetler, kaliteden ödün vermemek adına kaçınılmazdır. Bazı merkezler daha düşük maliyet için testlerden feragat etse de, biz: Sağlık Güvenlik öncelikli bir yaklaşım benimsiyoruz. Çocukların sorunsuz ve mutlu bireyler olması, 15 yıllık sorumluluğumuzun temelidir. Yumurta Donasyonu Tedavisinde Psikolojik Değerlendirme Donör adayları, psikolojik değerlendirme sürecinden geçer. Bu süreçte, ruhsal olarak yumurta donasyonu işlemine uygunlukları belirlenir. Genel bilgilendirme sonrası aşağıdaki testler uygulanır: Depresyon testleri Anksiyete testleri Depresif, psikotik veya nörotik bozuklukları olanlar ile sosyal durumlarında sorun tespit edilenler elenir. Yumurta Donasyonu Tedavisinde Serolojik Değerlendirme Serolojik testler, bulaşıcı hastalıkların taranması için yapılır. Bu kapsamda incelenen hastalıklar: HBsAg HCV HIV Sifiliz Klamidya CMV Ayrıca: Thalassemia Kistik Fibrozis gibi yasal zorunlu testler de gerçekleştirilir. Bu testler, ISO sertifikalı ve güvenilir laboratuvarlarda, kimlik kontrolü eşliğinde yapılır. Yumurta Donasyonu Tedavisinde Jinekolojik Değerlendirme Donör adaylarının yumurta rezervi ve yumurta kalitesi değerlendirilir. Bu kapsamda: Antral folikül sayımı yapılır Anatomik ve yapısal problemler araştırılır FSH, AMH veya İnhibin gibi testlerle tahmin yürütülmez; doğrudan jinekolojik

İnfertilite – Kısırlık

Kısırlık Tedavisi İnfertilite Kısırlık Nedir ? Kısırlık Tedavisi İnfertilite kısırlık ; Korunulmadığı halde 1 yıl veya daha fazla sürede gebelik oluşmaması durumudur. Bu tanımı yapabilmek için daha önceleri 6 ay süreyle düzenli ilişkide bulunulması gerekirdi. Ancak  son yıllarda en az bir yıl süre geçmiş olması gerektiği üzerinde fikir birliği oluşmuştur. Her türlü üreme organları sağlıklı olan çiftlerde bile (yumurtlama dönemi, tüpler ve sperm nitelik ve nicelikleri) her gün cinsel ilişkide bulunulması ile bir aylık adet sürecinde  gebelik oluşması şansı %20 civarındadır. Birkaç ay gebe kalamamak hastaları paniğe sevk etmektedir. Kötü bir tesadüf olabileceğinden, endişe edilmemelidir. Gebe kalamayanların içinde bulunduğu duruma verilen isim “infertilite” dir. Kısırlık tanımlaması eskiden kullanılan bir tanım olup biraz ağır kaçmaktadır.,   Kıbrıs Kısırlık Tedavisi Primer Infertilite Nedir ? Hastalarda hiç bir şekilde gebelik oluşmamışsa primer infertilite, daha önce gebe kalmış olan biri tekrar gebe kalmak istediği halde gebe kalamıyorsa sekonder infertilite denir. Primer birincil sekonder ise ikincil demektir. Kadınlarda Yumurta Rezervi infertilite kısırlık yapılan istatistiklere göre düzenli cinsel hayatı olan çiftlerden %84 ü ilk yıl, %92 si ikinci yıl sonunda gebe kalabilmektedir. Kadınlarda yaş ilerledikçe, yumurta rezervine bağlı olarak gebelik oranları düşmekte. Aynı anda düşük yapma olasılıkları ve anomalili bebek doğurma riskleri artmaktadır. Tüm çiftlerin yaklaşık %15 inde infertilite ilgili sorunlar belirli düzeyde görülmektedir. İnfertilite tanısı konulan çiftler içinde yaklaşık olarak %30 erkek, %30 kadın infertilitesi olup  %10 her ikisinden kaynaklanmaktadır. %25 sebebi açıklanamayan ve %5 ise diğer sebeplere bağlı olan infertiliteler olarak karşımıza çıkarlar. Kısırlığın nedeni erkek ve kadında farklılık gösterir mi? Kısırlık konusunda kadın ve erkeğe ait nedenleri farklı değerlendirmek gerekir. Erkeklerde sperm üretimi sorunları en başta gelir. Spermlerin sayısının az veya yetersiz olması, spermlerin hareket ve şekil bozuklukları gebeliği önemli derecede engelleyebilir. Bunun yanında cinsel fonksiyon bozuklukları, erkek üreme yollarının iltihapları ve sistemik hastalıklar, obezite gibi nedenler de kısırlığa yol açabilir. Kadınlarda ise yumurtlama sorunlarının olması, tüplerde iltihap veya tıkanıklık olması, tüplerde anatomik bozukluklar, rahim içerisinde miyomlar ve poliplerin olması ve ayrıca endomeriyozis, guatr hastalıkları ve şeker hastalığı gibi sorunlar gebeliği engelleyebilir.

1 2 3 4