Çocuk sahibi olmayı her zaman çok istemiştim, ama hayat koşturmacası içinde bu hayalimi hep erteledim. Eşimle karar verdiğimizde ise doğal yollarla denemelerimiz sonuç vermedi. Başta bunun normal bir süreç olduğunu düşündüm, ama aylar geçip de bir sonuç alamayınca bir şeylerin ters gittiğini hissettim.
Doktora gittiğimizde hayatımın en zor anlarından birini yaşadım. Yapılan testlerde yumurtalık rezervimin çok düşük olduğu, hatta doğal yollarla hamile kalma ihtimalimin neredeyse imkânsız olduğu söylendi. Bu haberi aldığımda dünya başıma yıkıldı. Günlerce ağladım, kendimi eksik ve çaresiz hissettim.
Bir süre toparlanmaya çalıştıktan sonra eşimle tüp bebek tedavisini denemeye karar verdik. Bu bizim için son şans gibiydi. Tedavi süreci kolay olmadı; her gün iğneler, kontroller ve sonucundan emin olamadığımız bir belirsizlik… Toplanan yumurta sayısı çok azdı. Doktor, sadece bir embriyonun oluştuğunu söylediğinde umutlarım yeniden tükenir gibi oldu. “Ya bu da olmazsa?” diye düşünmeden edemedim.
Embriyo transferi günü geldiğinde hem çok heyecanlı hem de korku doluydum. İşlem kısa sürdü, ama o birkaç dakika hayatımın dönüm noktası gibiydi. Sonrasında bekleme sürecine girdik. O günler hayatımın en uzun günleriydi; her saniye umutla korku arasında gidip geldim.
Sonunda o beklediğimiz gün geldi. Doktorum gülümseyerek, “Hamilesiniz” dediğinde inanamadım. Gözlerimden yaşlar süzülürken o an rüyada gibiydim. Yıllardır içinde büyüttüğüm tüm acılar, hayal kırıklıkları bir anda mutluluğa dönüştü.
Hamilelik sürecim oldukça sorunsuz geçti. Aylar sonra bebeğimizi kucağımıza aldığımızda tüm yaşadıklarımızın buna değdiğini hissettim. Bugün geriye dönüp baktığımda, kendimi şanslı hissediyorum. Evet, yolculuk zorluydu, ama pes etmediğim için şimdi hayatımın en büyük mutluluğunu yaşıyorum.



